Yusuf Has Hacib / Kutadgu Bilig

Hayatı

Türklerin İslam’ı kabulünden sonra Karahanlılar zamanında yaşayan ve dönemin en önemli eserini yazan Yusuf Has Hacib hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Yusuf Has Hacip’ten ziyade Kutadgu Bilig içinde aynı durum söz konusu. Kutadgu Bilig tesadüf eseri ortaya çıkmamış olsaydı ne Yusuf Has Hacip ne de Kutadgu Bilig hakkında bilgi sahibi olunabilirdi.

Balasagunlu Yusuf, Kutadgu Bilig’i Balasagun’da yazdı. 1068 yılında memleketinden ayrılarak Doğu Karahanlı devletinin merkezi olan Kaşgar’a gider. Orada da bir buçuk yıl çalıştıktan sonra 1069 yılında Kutadgu Bilig’i tamamlayarak, günün hükümdarı olan, Süleyman Arslan Han’ın oğlu Hakan Tavgaç Buğra Kara Han Ebu Ali Hasan’a sunar. Hakan yazıyı beğenir, ödül olarak da Balasagunlu Yusuf’a “Has Hacib” (mabeynci) adını verir.

Kutadgu Bilig’i Tavgaç Buğra Han’a sunduğu zaman Yusuf Has Hacip elli yaşlarındaydı. Yusuf Has Hacib’in bundan sonra çok fazla yaşamadığı söylenmektedir. Onun Kaşgar’da mı yoksa memleketi olan Balasagun’da mı gömülü olduğu bilinmemektedir.

Kutadgu Bilig’te şairin kendisi ile ilgili bazı kayıtlar mevcuttur. Mesela kitabın adını izah ve ihtiyarlığından bahsederken, elli yaşın kendisine el sürerek, kuzgun tüyü gibi olan saçını kuğu tüyü gibi yaptığını, şimdi de altmış yaşın kendisini çağırmakta olduğunu ifade eder ve otuz yaşın topladığını ellinin kendisinden aldığını ve altmışın elini dokundurduğu vakit ne yapacağı hakkında endişe duyar ve bedensel değişmeye uygun olarak ruhi hazırlık da yapmasının elzem olduğunu ifade eder: “Vücudum ok, gönlüm yay gibi idi; şimdi ise vücudum yay gibi oldu, artık gönlümü ok gibi yapmalıyım” diyerek, ihtiyarlıktan bahseden müellifin eserini tamamladığı tarihte yaklaşık elli dört yaşında olduğu kabul edilirse, 1017-1018 civarında doğmuş olması icap eder. Buna göre Yusuf Has Hacip’in ölüm tarihinin 1070’li yılların başları olması gerekmektedir.

Bazılarının eserden yapmış olduğu çıkarsamalara göre Yusuf Has Hacib; ana dilinden, Arapça’dan, Farsça’dan ve memleketinde halen konuşulmakta olan Orta Asya İran dillerinden olan Soğdakça’dan başka geniş bir yazı ve dil bilgisine sahiptir. Firdevsi’nin Şahnamesi’ni, Farabi’nin ve İbn-i Sina’nın Arapça felsefe kitaplarını okumuş ve felsefeyle meşgul olmuştur.

Bunların yanında aruza, belagat sanatına, kelama, İslami ilimlere, Türk atasözlerine, devlet örgütüne, ahlaka, toplum bilimlerine, matematiğe, astronomiye, hekimliğe, düş yorum sanatına da ilgi duymuştur. Öğrenim hayatı hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olmasak ta Yusuf Has Hacip’in felsefe, ahlak ve toplumbilim alanında aşağı yukarı çağdaşı olan iki Türk filozofunu anlayışla okuduğu ve onların öğretilerini benimsediği görülmektedir. Bu filozoflardan biri Farabi, diğeri ise İbn-i Sina‘dır.

Kutadgu Bilig

Kutadgu Bilig Karahanlı Devleti zamanında, 1069 yılında, Türk dilinde yazılan İslami döneme ait ilk eserdir. Kutadgu Bilig, şekil olarak mesnevi tarzında yazılmış bir siyasetnamedir. Eser, 6645 beyitten oluşmaktadır. Kitaba sonradan ilave edilmiş olan 77 beyitlik manzum mukaddime bu sayıya dahil değildir. İran edebiyatından alınmış bir nazım şekli olan mesnevi tarzında, aruz vezni ile kaleme alınmıştır. Yusuf Has Hacib’e ait olmayan 77 beyitlik manzum mukaddimede Yusuf ve eseri hakkında kısaca bilgi verir. Eser Şehname’nin de kalıbı olan “fa’ulün/fa’ulün/ fa’ulün/fa’ul” kalıbıyla yazılmıştır. Eserin sonunda kaside şeklinde söylenmiş 124 beyit tutarında üç parça ve eserin içinde ise yeri geldikçe söylenmiş 173 dörtlük vardır. Eser; Viyana, Kahire ve Fergana nüshası şeklinde günümüze kadar ulaşmıştır.

Eser dil ve üslup bakımından da önemlidir. Kutadgu Bilig normal olarak İslam öncesi Türk dilinden intikal eden kelime kadrosuna sahip olmakla birlikte İslam kültür muhitinin yeni mefhumlarını karşılayan Arapça ve Farsça kelimelerde bulunmaktadır. Mesela “Allah” sözcüğü henüz yaygınlaşmamıştır. Genel olarak metinde Tengri geçer, hatta bazen Tengri Teala şeklinde kullanılmıştır. Tanrı için yine eski Türkçe eş anlamlı kelimelerde kullanılır: Bayat, idi, ugan gibi. Peygamber mefhumu içinde “yalavaç”, “savçı”, “ilçi” kullanılmıştır. Neticede Kutadgu Bilig’in dili için eski ve yeni kültür çevresinden yeterli ve gerekli ölçüde yabancı kelime alınmış, henüz saflığını koruyan bir Türkçe’dir denilebilir.

Kutadgu Bilig, Tanrı’ya hamd, peygamber ve onun dört halifesine övgü ile başlayıp, hükümdarın övülmesiyle devam eder. Burada Yusuf Has Hacip klasik İslam düşüncesi geleneğini takip eder. Bundan sonra o, kitabın adı ve manası üzerinde bilgi verdikten sonra, “bilgi, dil ve iyilik” konuları üzerinde durur.

Yusuf Has Hacib, eserini dört kavramı temsil eden dört şahsın karşılıklı konuşmaları üzerine kurmuştur. Bu yönüyle eser “alegorik” bir eserdir. Nitekim eserde, bu şahısların ne oldukları ve neyi temsil ettikleri kendi ağızlarından detaylı bir şekilde verilmektedir. Bunlar

Kün Togdı: Hükümdar, Köni Törü/Doğnı Yasa, Adalet. (Adından da belli olduğu gibi temsili Güneş’tir.)

Ay Toldı: Vezir, Mutluluk. (Adından da belli olduğu gibi temsili Ay’dır.)

Ay Toldı’nın oğlu Ögdülmiş: Vezirin Oğlu, Ukuş/Akıl.

Odgurtmış: Ögdülmiş’in Kardeşi ya da Akrabası, Akıbet/Ölüm/ Ahiret.

Bu isimler ve kavramlar birçok bakımdan ilginçtir. Seçilen kavramlar, siyaset ve ahlak felsefesi bakımından birbirini tamamlayıcı olmakla birlikte, onları temsil eden isimlerin seçimi de oldukça anlamlıdır, örneğin hükümdarın adı olan Kün Togdı’nın güneş anlamına gelmesi ve güneşin her tarafa aynı şekilde ışığını ulaştırmasında olduğu gibi hükümdarın doğru yasayla ancak kendini hissettirebilen adalet kavramını temsil etmesi; Vezirin, Ay Toldı adını alması ve aynı şekilde Ay’ın sürekli değişmesine mukabil, onun, her zaman değişen ve dönüşen, nerdeyse bu dünyada sürekliliği mümkün olmayan mutluluğu temsil etmesi; aklı, bilgiyi, anlayışı temsil eden vezirin oğluna “Ögdülmiş” (övgün, Övül¬müş) adının verilmesi ki bunun Arapça karşılığı Muhammed ismine denk düşmesi oldukça dikkat çekicidir. Yine burada da Yusuf’un farklı mesajlar vermiş olması söz konusudur: Akıbet ve ahireti temsil eden Ögdülmiş’in kardeşine “Odgurtmış” (Uyanık/Aydınlanmış Kişi) adının verilmesi ve bunun “Buda” adına denk düşmesi oldukça titizlikle seçilmiş, ince ayrıntıların dahi göz ardı edilmediği isimler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizce Yusuf, eserin kurgusunu bu temsili şahıslarda mükemmel bir şekilde bitirmiş görünmektedir.

Kutadgu Bilig’in 11. yüzyıl ilk Türk İslam Edebiyatı ürünlerinden olması, onun birtakım kaynak ve referanslarına kendiliğinden işaret edebilir. Kısaca, Kutadgu Bilig’in her şeyden önce bir Türk düşüncesi boyutu, bir de İslam düşüncesi boyutunun söz konusu olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.


Kaynakça

Prof. Dr. İsmail TAŞ. Türk İslam Düşüncesi Tarihi . Ömer Bozkurt (Ed.), Yusuf Has Hacib (s. 145-149). Ankara: Divan, 2014.