Yıldırım Bayezid ( I. Bayezid )

Hayatı

Bayezid 1360 yılında Edirne’de doğdu. Babası Osmanlı Devletinin üçüncü padişahı Birinci Murad, annesi Gülçiçek Hatun’dur. Bursa kadısı Koca Mahmud ve Karamanlı Molla Rüstem gibi devrin meşhur alimlerinden dersler alarak yetişti. Çocukluğunu Bursa Sarayı’nda kardeşleriyle birlikte geçirdi. Daha delikanlılık çağında iken, babası sefere gittiği zaman, ona vekalet ederdi, bu sebeple genç yaşında devlet idaresine dair tecrübe kazandı. Kütahya Sancağı’nda valilik yaptı. Kütahya, Osmanlılar’ın doğu sınırlarının muhafaza ve gözetim noktasıydı. Birinci Murad döneminde Karamanoğulları ile yapılan Frenk Yazısı Savaşı’nda (1386) gösterdiği cesaret ve atılganlık dolayısıyla “Yıldırım” lakabını aldı.

Birinci Murad, Kosova Savaşı’nda şehit düştüğü zaman Yıldırım Bayezid ve Yakub savaş alanındaydı. Birinci Murad ölmeden önce savaş alanlarında üstün yeteneklere sahip büyük oğlu Bayezid’i kendi yerine vasiyet etti. Bu vasiyet gereği devlet erkanının ittifakıyla Yıldırım Bayezid tahta çıktı. Şehzade Yakub ise bu esnada bozguna uğramış düşmanı takip etmekteydi. Yıldırım Bayezid; karargaha dönen Yakub’u ordugaha çağırtarak, herhangi bir iç savaşa sebebiyet vermemek için öldürttü. 1389 yılında padişahlığa getirildiğinde 29 yaşındaydı. Sırbistan’ın başında, Kosova Savaşında idam ettirdiği Kral Lazar’ın oğlu Stefan Lazaroeviç vardı. Barış antlaşması için geldiği Edirne’de kız kardeşi Maria’yı (bazı kaynaklarda Olivera ve Despina olarak geçer) Yıldırım Bayezid’e verdi.

Yıldırım Bayezid her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i Şerifeyn halkına, seyyidlere, zahidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke Şerifleri’ne dağıtılmak üzere Hicaz’a ilk Sürre Alayı (Surre-i Hümayun) gönderen padişahtır.

Yıldırım Bayezid, Timur’la yaptığı Ankara Savaşı’nda yenildi ve esir düştü. 13 yıl süren saltanatı sonunda, esaretinin başlamasından 7 ay 12 gün sonra (1403) Akşehir’de vefat etti.

Saltanatı

Anadolu’daki Gelişmeler

Birinci Murad döneminde, Anadolu ve Rumeli’de çoğu beylik ve despotluk “vasallık” statüsünde Osmanlı himayesine alınmıştı. Buralarda merkezi devlet otoritesi oluşturulamamıştı. Anadolu ve Rumeli’deki bu vasal beyler fırsatını bulduklarında Osmanlı Devleti ile olan bağlarını koparabilirlerdi. Nitekim Kosova Savaşı’nda Birinci Murad’ın şehit düşmesi üzerine Karamanoğlu Alaaddin Ali Bey Beyşehir’i alarak, Eskişehir’e kadar Osmanlı topraklarını yağmaladı. Kara Tatarların reisi Mürüvvet Bey Kırşehir’i ele geçirerek, Kadı Burhaneddin’e teslim etti. Germiyanoğlu İkinci Yakub Bey miras yoluyla Osmanlılara terk ettiği toprakları geri aldı. Rumeli’de de durumdan istifade eden Bizans bazı yerlerle birlikte Selanik’i geri aldı. Bu gelişmeler neticesinde Yıldırım Bayezid Lazaroeviç ile anlaşma imzaladı.

Osmanlılar ile anlaşmayı kabul etmeyen Üsküp ve Priştina hakimi Vuk Brankoviç üzerine Paşa Yiğit Bey gönderildi ve Üsküp 1391 yılında feth edildi. Rumeli’deki işleri yoluna koyan Yıldırım Bayezid süratle Bursa’ya döndü. Ordusunun başında 1389-1390 kışında çıktığı seferle Batı Anadolu’daki Saruhan, Aydın, Menteşe, Germiyan, Hamid ve Teke Beylikleri’ni doğrudan Osmanlı idaresine kattı. Candaroğulları üzerine yürüyen Bayezid karadan ve denizden Kastamonu’yu kuşattı. Kastamonu alındı ve Osmanlı aleyhine birçok faaliyette bulunan Süleyman Bey idam edildi.  Gelişmeler neticesinde bazı ufak beyliklerde Osmanlı hakimiyetini kabul etti.

Karamanoğlu tehlikesi Bayezid her sırtını döndüğünde baş göstermeye başlıyordu. Bunu bilen Bayezid, Karamanoğullarının üzerine yürüdü. Akçay Savaşında Karaman ordusu mağlup edildikten sonra Alaaddin Ali Bey idam edildi. Kadı Burhaneddin’in öldürülmesi ile bazı topraklar da Osmanlı hakimiyetine girdi.

İstanbul Kuşatması ve Niğbolu Zaferi

Bizans’ın Macar kralı ile gizlice yürüttüğü ittifak ve şüpheli faaliyetleri neticesinde 1391 yılında İstanbul karadan ve denizden kuşatıldı. Ancak güçlü bir Haçlı ordusunun Niğbolu’ya dayandığı haberi gelince kuşatma durduruldu. 100.000 kişilik Haçlı ordusunu ile Niğbolu kalesi önünde karşılaşan Yıldırım Bayezid 25 Eylül 1396 tarihinde Haçlılara ağır bir yenilgi yaşattı. Bu savaş Osmanlı ile Avrupa ittifak güçlerinin ilk karşılaşmasıydı. Osmanlı’nın ezici zaferi neticesinde Balkanlarda mutlak hakimiyet kuruldu.

Niğbolu Zaferi’nden sonra Yıldırım Bayezid tekrar İstanbul’u kuşattı. Bu kuşatmada Timur tehlikesi nedeniyle kaldırıldı. Ancak Bizans’ın vergi vermesi, İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulması ve cami inşa edilmesi, Türklerin davalarına bakmak için kadı tayin edilmesi, Silivri dahil olmak üzere Silivri’ye kadar olan bölgelerin Osmanlıya kalması konusunda mutabık kalındı. Bu anlaşma Bayezid için siyasi bakımdan çok iyi bir anlaşmaydı.

Ankara Savaşı ve Fetret Devri

Timur, Çağatay Hanlığı’na son vererek büyük bir devlet kurdu. Timur, Moğolların varisi olduğu iddiasıyla Anadoludaki bütün devletlerin ve beyliklerin kendisine tabi olmasını istiyordu. Bu sebeple 1400 yılından itibaren Osmanlı Topraklarına saldırmaya başladı. Yıldırım Bayezid tarafından toprakları alınan Anadolu beylerinin bir kısmı Timur’a sığınarak ondan destek istedi. Timur tarafından toprakları alınan beylerse Bayezid’e sığınarak yardım istedi. Ayrıca Timur, Çin’e yapacağı sefer öncesinde arkasında güçlü bir devlet bırakmak istememiştir. Timur, Bayezid’den Anadolu Beylerinin topraklarını iade etmesini; kendisinden kaçıp Bayezid’e sığınan beylerin de teslim edilmesini ve Osmanlı Devletinin kendisine bağlılığını ilan etmesini istemiştir. Bayezid ise bu istekleri şiddetle ve hakaret ederek reddeder. Timur, Bayezid’in savaş sanatındaki ustalığını bildiği için direk savaşa girme konusunda endişeleri vardı.

Bayezid Timur’a bağlılığını bildiren ve işbirliği yapan Mutahharten’in üzerine gidip Erzincan ve Kemah’ı aldı. Bu durum zaten gergin olan iki devletin arasını iyice açtı. Sonunda Osmanlılar ile savaşa karar veren Timur, 1402 Mart’ında harekete geçti. Kemah üzerinden Sivas’a geldi ve Bayezid’e savaşa hazır olması için haber gönderdi. İki ordu 28 Temmuz 1402’de Ankara yakınlarında ki Çubuk Ovasında karşı karşıya geldi. Ordudaki fillerin avantajını kullanan Timur, Kara Tatarların ve Anadolu Beylikleri’ne ait olan askerlerin kendi tarafına geçmesi ile de büyük bir üstünlük sağladı. Ağır bir yenilgi alan Osmanlı ordusu dağıldı. Savaşın kötü gidişatı üzerine Bayezid’in oğulları geri çekildiler. Yanındaki çok az bir kuvvetle savaşı sürdüren Bayezid esir düştü.

Ankara Savaşı Osmanlı’nın ilk dönemlerindeki en büyük başarısızlığıdır. Bayezid’in kurduğu yapı çöktü ve Anadolu Beylikleri tekrar eski statülerini kazandılar. Osmanlı Devleti ise 11 yıl süren taht kavgasıyla boğuştu. Yönetimde ciddi zafiyetlerin yaşandığı bu döneme Fetret Devri dendi.

Bayezid vefat ettiğinde; Süleyman, Musa, İsa, Mehmed, Mustafa ve Kasım olmak üzere altı oğlu hayattaydı. Kasım çok küçük olduğu için Bursa’da bırakılmış, Musa ve Mustafa Çelebi babası ile birlikte Timur tarafından esir edildi. Diğer üç oğlu savaş meydanından ayrılarak, daha sonra saltanat mücadelesine başladılar. Kardeşlerini bertaraf eden Mehmed Çelebi Edirne’de kendisini Osmanlı Devletinin tek hükümdarı olarak ilan etti.