Arkeolojik bulgulara göre aralarında çayın da bulunduğu yabani bitki yapraklarının kullanılması, yaklaşık 5000 yıl öncesine dayanmaktadır. Çay bitkisi ya da Latince adıyla Cameliasinensis, dünyada sudan sonra en fazla tüketilen içecektir. Çay bitkisinden ticari kullanıma uygun, temel olarak 3 çeşit çay üretilmektedir. Bunlardan yeşil çay fermantasyona uğramadan, oolong çayı yarı fermente edilerek, siyah çay tam fermentasyonla elde edilmektedir. İçerik olarak birbirine benzeyen yeşil ve siyah çaylar, antioksidan etkilerini farklı biyolojik aktif maddelerle gösterirler. Yeşil çayda flavonoid grubundan polifenoller fazladır. Polifenol grubundan kateşinler, kateşinlerden de epigallokateşingallat (EGCG) özellikle yeşil çayda fazla miktarda bulunmaktadır. Ayrıca epigallokateşin (EGC), epikateşingallat (ECG), epikateşin (EC), kateşin (C), gallokateşin (GC) ve gallokateşingallat (GCG) da değişik miktarlarda bulunmaktadır. Siyah çayın ise en önemli kateşinleri, siyah çaya rengini ve buruk aromasını da veren theaflavinler (TF) ve thearubiginlerdir (TB).


Çay ve Sağlık İlişkisi

Hem yeşil hem de siyah çayın her yaş grubu için başta koroner kalp hastalıkları (KKH), inme, kalp damar hastalıkları (KDH), hipertansiyon, mide ve kolerektal kanserler gibi çeşitli kanser türleri olmak üzere, artirit, antiviral ve antiinflamatuar hastalıklara karşı koruyucu ve kemik yoğunluğunu düzenleyici etkileri, yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Hem yeşil hem de siyah çayın içeriğinde bulunan polifenolik bileşikler dolayısıyla antioksidan bir içecek olduğu ve kronik hastalıklardan koruyucu etkisini bu yolla yaptığı belirtilmektedir. Fakat unutulmamalıdır ki bu olumlu etkiler, alınan doza bağlıdır. Sağlıklı bile olsa çaylar çok yüksek oranda ve demli tüketildiklerinde vücutta asiditeye sebep olmakta idrarla kalsiyum atımını hızlandırmaktadır. Bir diğer olumsuz etki, doza bağlı taşikardik ve aritmik etkidir. En önemli etkileri ise vücuttaki demiri bağlamalarıdır.


Çay ve Kafein

Kahve, kakao, kola ve ilaçlarda olduğu gibi çayda da doğal olarak kafein bulunmaktadır. Çayın kafein içeriği demlenme süresi, demleme sırasında çayın karıştırılıp karıştırılmaması, çay-su oranı ve servis edilen fincan büyüklüğü gibi birçok değişkene bağlıdır. Fermentasyon oranına göre kafein miktarı artmakta, en yüksek kafein ise siyah çayda bulunmaktadır. Uluslararası kılavuzlara göre kafeinin günlük tüketim düzeyinin 200-300 mg’ı aşmaması önerilmektedir.

Tepki verme süresi ve ruh hali üzerine etkileri olan kafeinin doza ve kullanım sıklığına bağlı olarak bireylerde alışkanlık yaptığı bilinmektedir. Canlandırıcı etkisi olan kafeinin fazla tüketilmesinin diüretik etki yaparak vücut sıvı dengesini etkileyebileceği, koordinasyonun dağılması, sinirlilik, uykusuzluk ve çarpıntı yapabileceği de kullanıcılar tarafından belirtilmiş yan etkileridir.


Çay ve Anemi

Demir yetersizliği anemisinin oluşumundaki sebepler çok değişkenlidir. Bunların içinde; demir tüketim miktarının az olması, tüketilen demir çeşidinin biyoyararlılığının az olması ve fizyolojik ihtiyaçlara göre gereksinimin karşılanamaması en önemli nedenlerdir. Demir emilimini arttıran ve azaltan diyet faktörleri çok iyi bilinmekle birlikte, çoğu hayvansal kaynaklı olan hem demirin emilimi, bitkisel kaynaklı nonhem demirle karşılaştırıldığında diğer diyet bileşenlerinden ve öğünün içeriğinden çok fazla etkilenmez. Nonhem demirin ise polifenoller, fitat, diyet lifi, bazı proteinler ve aminoasitler gibi çeşitli diyet bileşenleri ile etkileşime girdiği ve emiliminin azaldığı bilinmektedir. Yemeğin bitiminden sonraki 1 saat içinde tüketilen 150 ml koyu siyah çayın, öğündeki demir emilimini arttıran askorbik asit ve diğer faktörlere rağmen, emilimi % 75 – 80 oranında azalttığı bulunmuştur. Siyah çayın bu negatif etkiyi yeşil çaydan 2 kat, bitki çaylarından 3 kat fazla gösterdiği saptanmıştır.


Çalışmalar Uyarıyor!!!

Çalışmalar yeşil ve siyah çayda bulunan taninlerin demir ve kalsiyumun emilimini azaltabileceğini belirtmiştir. Aynı zamanda siyah çayın çinko emilimini arttırdığı, yeşil çayın azalttığı ve her iki çay türünün de manganez ve bakır emilimini arttırdığı rapor edilmiştir. Bir başka çalışmada, yeşil çayın diüretik etkisi ile suda çözünebilen B12 vitamininin kaybına yol açtığından bahsetmektedir.

Yeşil çayın çok içilmesi, içinde kafein olmasından dolayı uykusuzluk gibi sorunlara neden olabilir. Çayın içeriğinde bulunan kafein bileşiğinin, aşırı miktarda tüketildiğinde toksik etkiler yaptığı göz ardı edilmemelidir. Yine emziren kadınlara ve gebelere, içeriğindeki kafeinden dolayı yeşil çayın fazla tüketilmemesi önerilmektedir.

Yeşil çay, folik asitin yararlarını olumsuz yönde etkileyebileceğinden, hamilelerin kullanmaması gerektiğini belirten çalışmalar vardır. Bu etkiden, yeşil çayın içindeki EGCG sorumludur. Gebelik öncesi dönemde fazla yeşil çay tüketen kadınlarda spinabifida sıklığının fazla olduğuna yönelik yayınlar bu mekanizma üzerinde durmaktadır.

Çok sık rastlanmasa da yeşil çayın fazla tüketilmesine bağlı hepatotoksisite ve nefrotoksisite vakaları da bildirilmiştir. Bu toksikasyonların muhtemelen ECGC veya metabolitlerinin hasta metabolizmasıyla da bağlantılı olarak oksidatif strese neden olduğu belirtilmektedir.

Bir derlemede, yeşil çayın K vitamini içermesi nedeniyle warfarin ve kumadin kullanan kalp hastaları tarafından çok dikkatli tüketilmesi gerektiğinden bahsedilmiştir.

Yeşil çayın demir bağlayıcı etkisi, hücrelerde yıkıcı oksidatif hasara yol açan fenton reaksiyonlarını durdurmuş, bu şekliyle talasemi majör ve kalıtsal hemokramotozis hastalarına umut ışığı olmuştur.

Fazla miktarda tüketilen yeşil çay, içerdiği polifenollerin bazı ilaçlar ve demir preparatlarının absorbsiyonunu zorlaştırıcı etkisinden dolayı beslenme bozukluğuna yol açmakta ve hemoglobin seviyelerini düşürmektedir.

Çalışmalarda çay kateşinlerinin sindirim sisteminde demirle çözünmeyen kompleksler oluşturmak suretiyle demir emilimini kısmen engelleyebileceği, ancak çaya askorbik asit eklenerek veya demir içeren ilaçları ya da yiyecekleri çayla birlikte tüketmeyerek bu olumsuz etkinin önlenebileceği belirtilmiştir.

Epidemiyolojik bir araştırmada, günlük 3-4 fincan siyah çay içimiyle, demir eksikliğine bağlı kansızlık probleminin gözlenmediği bildirilmiş, yeşil çay içinse günlük üç bardağın üzerine çıkılmaması önerilmiştir.

Tüm bu bilgilerin ışığında zayıflama için sıklıkla tüketilen yeşil çayın demir bağlayıcı etkisi ile ferritin ve hemoglobin düşüklüklerine sebep olduğu hatta demir ilaçlarının emilimini olumsuz yönde etkilediği dolayısıyla ısrarlı tüketimlerde bu mekanizmalar üzerinden tam ters bir etki sergilediği göz önünde bulundurulmalıdır. Kadınlarda menstrüasyonla aylık demir kayıpları olduğundan ve bu kayıplar önceden tahmin edilemeyeceğinden sıklıkla yeşil çay tüketimi doğru bir seçim değildir.


Uzman Diyetisyen Betül AY YILMAZ‘ın yazıları için tıklayınız…


Referanslar:

  • http://journals.tbzmed.ac.ir/PHARM/Manuscript/PHARM-23-27.pdf
  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5093162/
  • https://academic.oup.com/cdn/article/1/2/1/4558629
  • https://www.hopkinsmedicine.org/hematology/fellows/summer%20course/slides/Spivak_IronOverload%2007.27.12.pdf
  • https://www.researchgate.net/publication/321700917_Review_on_green_tea_constituents_and_its_negative_effects
  • https://pdfs.semanticscholar.org/c157/41de4b4717d8cc00b036f9d6d481e6eb1b6d.pdf
  • https://pdfs.semanticscholar.org/c157/41de4b4717d8cc00b036f9d6d481e6eb1b6d.pdf
  • http://www.internationaljournalofcardiology.com/article/S0167-5273(07)01880-3/pdf
  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15992239
  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16855537
  • http://www.scirp.org/(S(i43dyn45teexjx455qlt3d2q))/reference/ReferencesPapers.aspx?ReferenceID=15000
  • https://pharmacy.erciyes.edu.tr/ckfinder/userfiles/files/bitirmeler/Hilal_Kesler_Tez.pdf
  • http://eknygos.lsmuni.lt/springer/335/249-257.pdf

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eighteen + 19 =