Taoculuk Nedir?

Çin’in milli ve en eski dinlerinden birisidir. Kurucusu Lao-Tzu, Tanrı için Tao terimini tercih etmiş ve öne çıkarmıştır. Bu nedenle “Tao” teriminin üstüne kurulmuştur. Tao; yol, nizam; bir ferdin, bir hükümdarın, bir devletin tutması gereken yol, “Gök Nizamı”nın insan davranışına verdiği örnektir. Aynı dönemde yaşadığı ve Konfüçyüsçülüğün kurucusu olan  Konfüçyüs de Tanrı için Tao terimini kullanmış fakat Lao-Tzu’dan farklı olarak Tien terimini öne çıkarmıştır. Taoizm, Şintoizm ve Konfüçyanizm dinlerine tepki olarak doğmuştur.

Lao-Tzu (Lao-Tse) ve Taoizm

Çin filozofu ve Taoizm’in kurucusu olan Lao-Tzu’nun (Doğ. M.Ö.604 veya 570) hayatı ile ilgili çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Onun hemen hemen efsanevi olan bir hayatı vardır. Bu hayat, M.Ö. 100 yılına doğru Sseu-ma Tsi tarafından yazılmış ve Çin’in bir tarihi olan “Che Ki” adlı eser ile tanınmıştır. Honan’da doğduğu ileri sürülen Lao-Tzu’nun asıl adı Li-Tan‘dır. Lao-Tzu (Lao-Tse), ise  “ihtiyar bilgin anlamı“na gelen lakabıdır.

Lao-Tzu’nun uzun bir hayatı olduğu ve 80 yaşını geçtiği bilinmektedir. Ancak ölümü ile ilgili net bir tarih bulunmamaktadır. Konfüçyüs ile aynı yüzyılda yaşadığı ve Çu Sarayı’nda arşiv memurluğu yaptığı bilinmektedir. Lao-Tzu ile Konfüçyüs’ün bir vesileyle karşılaşması, çok önemli bir olay olarak görülmektedir. Bu karşılaşma zamanında Lao-Tzu çok yaşlı, Konfüçyüs ise genç bir bilgindir. Lao-Tzu’dan hemen sonraki Taoizm’in tarihi de karanlıktır. Lao-Tzu’dan sonra gelen ve Taoizm hakkında bilgiler veren yazarlar sayesinde kısmen aydınlanmaktadır. Taoizm/Taoculuk, günümüzde Çin başta olmak üzere Tayvan, Japonya, Kore ve Amerika’da 90 milyon civarında taraftarları bulunmaktadır.

Taoizmde İnanç Esasları

Taoizm, genellikle mistik bir dindir. Diğer dinlerde olduğu gibi Taoizm’de de Tanrı, ahiret, cennet-cehennem, kurtuluş, güzel ahlak, ruh, iyilik-kötülük gibi inanç ve davranış kurallarına rastlanır.

Tanrı İnancı

Lao-Tzu doktrinin temeli, “mistik panteizm”dir. Taoist ahlak zühde¹ dayanmaktadır. Lao-Tzu’nun Tanrı anlayışı, Tao kavramı ile açıklanabilmektedir. Tanrı’nın sembolleştirilmiş varlığı olarak kabul edilen Tao, dünyayı yöneten sebeptir ve insan onu bilmelidir. Mahiyeti bilinmeyen ve ismi olmayan bir ruh olarak Tao, her şeyden özgürdür.

Lao-Tzu’ya göre “Tao” diye adlandırılan gerçek “Tao” değildir. Sadece gerçek şeyin ismidir. Tao, alemden önceki yaratıcı prensiptir. O, görülmezdir, işitilmezdir ve kavranılmazdır. O, ezeli ve ebedidir. Kendiliğinden vardır, her şeyde hazır ve nazırdır. Her şeyi yaratan ve besleyen de O’dur. Her şey Tao’dan geldiği için O; bazen “Ana” diye de adlandırılmaktadır. Bundan dolayı O, her şeyin anasıdır ve her şey O’ndan doğmaktadır. Tao’dan Bir doğar, birden iki: Yin ve Yang; ikiden üç: Yin, Yang ve Nefes; üç’ten de yaratılmış Evren doğar.

Taoizm’de yaratıcı güç olan Tao, kainatı bazı prensipler kullanmak sureti ile idare etmektedir. Bu prensiplerin başında da negatif ve pozitif olmak üzere birbirine zıt prensipler olan Yin ve Yang gelmektedir. Bu iki prensibin etkileşimi ile evrendeki unsurlar meydana gelmiştir.

Ahiret ve Kurtuluş İnancı

Lao-Tzu’nun öğretisinde “Ahiret ve Kurtuluş inancı” hakkında net bir şey yoktur. Ancak Lao-Tzu’dan çok sonra, Budizm’in Çin’e girmesi ve Taoizm ile birlikte yaşamasının akabinde, “her kötü işin bu hayatta ve gelecek hayatta kişinin kendisine geri döneceği veya bir cezasının olacağı anlayışı” ortaya çıkmıştır. Bu anlayışa göre insanlar, yaptığı iyi ve kötü davranışların karşılığını hem bu dünyada hem de gelecek dünyada görecektir. İnsanların bu dünyadaki sıkıntıları onun günahlarının bir karşılığı olarak görülmektedir.

Taoizm’de basit manada Cennet-Cehennem inancı da görülmektedir. Lao-Tzu’nun anlayışına göre insanın kendini kurtarabilmesi, başkalarının iyiliğine çalışmasına ve onlar için kendini feda etmesine bağlıdır. İnsanın benliğinden kurtulması, maddi isteklerinden kaçınmak ve başkalarının yararına çalışmak ile mümkün olabilmektedir. Lao-Tzu için kurtuluş; herkese, her şeye kayıtsız kalmak ve hiçbir şey yapmamak ile mümkündür. Çünkü Tao’da, herkese, her şeye kayıtsız ve hareketsizdir.

Lao-Tzu, her şeye gülümseyebilen bir bebek gibi olan insanın Tao’nun yolunu takip etmiş olacağına ve kurtuluşu elde edeceğine inanmaktadır. Ancak zenginlik, başarı, şöhret gibi şeyler, insanın Tao’yu takip etmesine ve kurtuluşa ulaşmasına engel teşkil eder. Lao-Tzu’ya göre hayatını tehlikesiz bir şekilde yaşamak ve sürdürmek isteyen insan, iyi bir yemek rejimi uygulamalı ve aşırılıklardan kaçınmalıdır. Bu uygulama ile insanın, ölümü biraz daha geciktireceği kabul edilmektedir.

Taoistler, yaşayanlar tarafından rahatsız edilmediği takdirde, ölülerin mezarda rahat ettiğine inanmaktadır. Mezarların seçilmesinde bazı kurallar konulmuş ve ölüye zarar gelmemesi için çeşitli tedbirler alınmıştır. Bu tedbirlere sıkı sıkıya bağlılık yüzünden uzun zaman boyunca mezarların bulunduğu alanda araştırma yapılmasına izin verilmemiştir.

Taoizm’e göre cennetin başındaki “yorgun imparator”, dünyanın düzeninden ve ahlâki düzenin sağlanmasından sorumlu ruhları idare etmektedir. Cennetteki tanrılar, insanın dünyasındaki memurlar gibi davranmaktadır. Cehennemdeki şeytanlarda; fiziksel âlemdeki zalimlerdir, haydutlardır ve tehlikeli yabancılardır. Lao-Tzu’ya göre insanlar, doğuşlarında zayıf ve yumuşaktır. Ancak öldükleri zaman kuvvetli olmakta ve asıllarına dönmektedir. Taoizm’de bu asla/esasa dönüşe “sukünet”, sukünete de “mukadderat”, mukadderata gidişe ölümsüzlük ve ölümsüzlüğü bilenlere de “akıllı” denilmektedir.

Taoizmde Ahlaki ve Sosyal Yapı

Taoizm’in inanç sistemi; mutlak sükunet ve rahatlık içinde dünyaya sırt çeviren bir hayat tarzına dayanmaktadır. Bundan dolayı Taoizm’de ahlak, zühde dayanmaktadır. İlahi kaynaklı dinlerdekine benzer temel ilkeler bulunmaktadır. Bu temel ilkeler arasında; gösterişten uzak durmak, başkalarını düşünmek, yumuşak huylu olmak, “ilahi güçler” ile ilişkiyi koparmamak ve “ilahi yolu” zorunlu olarak takip etmek de bulunmaktadır. Lao-Tzu; basit ve sade bir hayat yaşamak, tutumlu ve mütevazi olmak, nefsini gurur ve kibirden uzaklaştırmak, bütün canlılara merhametli davranmak gibi ahlaki değerler üzerinde durmuştur. İnsanın iyi, merhametli, sadık, dürüst ve mütevazi olmak gibi manevi faziletleri göstermesi ile örnek olabileceğini öğütlemiştir.

Bu noktada Taoizm’in temel felsefesi, “hiçbir şey yapmamak/ sükunet” anlamına gelen Wou Wei (Vu Vey) prensibine dayanmaktadır. Hükümdarın da devletini en iyi şekilde idare etmesi için Wu Wei prensibine göre davranması gerekmektedir. Çünkü Lao-Tzu’ya göre ülkede ne kadar çok şey yasak edilirse, millet o kadar fakir olur. İnsanlara karşı alınan tedbirler ne kadar ustalıkla hazırlanırsa hazırlansın, onların arasından o kadar inanılmaz hileler ortaya çıkar. Ne kadar çok kanun çıkartılırsa eşkıyalık ve hırsızlık o kadar çok artar. Lao-Tzu Tao te King’te halkın yönetim şeklini şöyle açıklamaktadır: “Kafalarını boşaltırlar, midelerini doldururlar. İradelerini zayıflatırlar. Kemiklerini kuvvetlendirirler. Daima halkı bilgisiz ve isteksiz bırakırlar. Bilgili insanlar bir şey yapma cesaretini gösteremezler. Wou Wey yaptıkları zaman herşeyi iyi yönetirler.”

Lao-Tzu, insanlar için de şu tavsiyede bulunmaktadır. “Düşüneceğin şey daima iyi ve derin olmalıdır; bir şey verirken iyi ve lütufkar olmalısın. Bir şey söylediğin zaman dürüst ve sadık olmalısın. Bir iş yapmak istersen doğru ve kabiliyetli olmalısın, dürüst olursan memleketi iyi yönetirsin.”

Lao-Tzu, dünyadaki insanların güzel olan şeyleri güzel olarak bildiğinde, çirkin olan şeyleri de tanıyacağını; iyi olan şeyleri bildiğinde kötü olan şeyleri de bileceğini, böylece iyileri yayıp fenalıklardan kaçınacağını, başkasını kandırmaya çalışmayacağını söylemektedir. Lao-Tzu, ilke olarak, kibiri ve gururu yermektedir. Yalnız kendisi için çalışan insanların yükselemeyeceğini, kendisi ile övünenlerin bir iş görmeyeceğini, çok yüksekten konuşan insanların bunu da uzun zaman devam ettiremeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca o, ihtirasının esiri olan insanların büyük bir yanılma içinde olduğuna ve hiçbir zaman başarılı olmayacağına da dikkat çekmektedir.

Lao-Tzu, savaşa karşıdır. Bunun için o, savaş aletlerini iyi görmez ve bunları yüksek insanların kullanamayacağını söyler. Yüksek insanların barış ve huzura değer vereceğini açıklar. O, savaşa karşı olmakla beraber, devletin ferde fazla karışmasını da istemez. Taoizm’e göre bu ahlâk’i prensipler; sadece fertler için değil, milletlerarası münasebetler için de geçerlidir. Saygı ve itaatle her şeyin ele geçirilebileceğini; sevgi ile düşmanların bile yenilebileceği; kadının itiraz etmeksizin itaat etmesi ile kocasını idaresi altına alabileceğini savunmaktadır. Bu anlayış, Lao-Tzu’nun temel felsefesi olmuş ve bu felsefe “iyilere karşı iyilik gösteriyorum; iyi olmayanlara karşı yine iyilik gösteriyorum. Bu suretle hepsi iyi olur” şeklinde özetlenmiştir.

Lao-Tzu, bir şeyi bilmeyen insanın en olgun insan olduğunu, bilinmeyen bir şeyi de biliyor görünmenin hastalık olduğunu söylemektedir. Lao-Tzu’ya göre üç şey insanın değerlendirdiği hazinesidir: Birincisi, nezaket ve sevgi, ikincisi, ekonomi, üçüncüsü ise alçak gönüllülüktür. Nezaket bir insanı yüceltir ve saygılı yapabilir. Ekonomi, bir kimseye özgürlük kazandırır. Alçak gönüllülük ise, bir kimseyi yetenekli kılabilir.

Taoizmde Kutsal Kitaplar

Çu hanedanının yıkılmaya yüz tuttuğunu gören Lao-Tzu, hükümet merkezini terk ederek batıya doğru gitmiştir. Honan geçidine geldiğinde buranin muhafızı ve öğrencisi olan Tsi, ondan mesleği hakkında bir şey yazmasını istemiştir. Bu istek üzerine de o, Tao Te King’i yazmıştır. “Tao” yaratıcı prensip, “Te” insan fazileti, “King” de kitaptır. Genel olarak Tao Te King;”Yüce Aklın Erdeminin Klasiği” veya “‘Yol ve Onun Erdemlerinin Kitabı” gibi farklı anlamlar içerecek şekilde çevrilmiştir.  Bu kitap, bugüne kadar bütün Taoist düşüncelerin kaynağı olmakta ve Taonun ne olduğunu açıklamaktadır. Anlaşılması oldukça zor olan bu kitap Çin’in büyük klasikleri arasında yer almaktadır. Çok sayıda ilim adamı Tao Te King’i batı dillerine çevirmeye çalışmış fakat pek başarılı olamamıştır. Kitabin adı bile tam olarak tercüme edilememiştir.  Bu küçük kitabın sırrının en eski mistisizmin bir numunesi olmasından ileri geldiği kabul edilmektedir. Lao-Tzu bu eserinde, mistik tabir ve tasavvurlara anadilinde ilk defa bir şekil vermeye çalışmıştır.

Taoizm’de kutsal kitap olarak değer gören diğer bir eser de Hua Hu King‘dir. Bu eser Taoizm’in Çinlilere özgü bir din olduğu anlayışının yanlışlığını ortaya  koymaya ve onun “evrensel” bir din olduğunu ispat etmeye çalışmaktadır. Taoistlere göre Tao Te King gibi Hua Hu King de sözlü olarak günümüze kadar gelmiştir.

Mabet ve ibadet Uygulamaları

Mabet

Çin terminolojisinde Taoist mabetler için “Kung” (Manastır), “Kuan” (Manastır Mabedi) ve “Miao” (Mabed) kelimeleri kullanılmaktadır. Bu mabetlerde sayısız Tanrı ve Tanrılaştırılmış kahraman tasvirleri yer almaktadır. Tao mabetlerinin avluları çok amaçlı salonlardan oluşmaktadır. Taoistlerin kendilerine göre büyücüleri, rahipleri, rahibeleri, dini ve kendilerine özgü ayinleri vardır. Taoist rahipler de halkın çeşitli dini törenlerinde görev üstlenmektedir. Ölüler için ayinler düzenlemekte ve mabetlerde falcılık yapmaktadır.

İbadet Uygulamaları

Taove diğer tanrılar için ibadet yapılmaktadır. Ayinlerde trampet ve gong çalınmaktadır. ibadet zamanı mabetteki sunak, kandiller ile aydınlatılmakta ve tütsüler ile törenler gerçekleştirilmektedir. Yeni yılda da mabetler, heykeller ve evler temizlenerek kötü ruhlardan arındırılmaktadır. Yeni yılın ardından kağıt ve kumaş parçalarından oluşturulmuş ejderha figürleri sokaklarda gezdirilmektedir.

Taoistlerin evlerinde birçok mabut tasvirleri vardır ve bu tasvir­ler, kapı önlerindeki dolap içinde saklanmaktadır. Ancak bu mabutlar her Taoiste göre farklı bir yapı taşımaktadır. Taoistlerin çoğu savaş tanrısı Kvan-Ti ile tüccarların mabudu sayılan zenginlik tanrısı Sai Shin’e de ibedet etmektedir. Taoizm’e göre insan raks ve sarhoşluk ile vecde ulaşabilmekte­dir.

İlkbahar aylarında yapılan törenlerde Taoist rahipler yarı çıplak du­rumda ateşe pirinç ve tuz atıp yalınayak koşarak üzerinden geçmektedir.

Taoizmde Mezhepler

Lao-Tzu’dan sonra, çeşitli din ve kültürlerin de etkisi ile Taos­izm’de değişik ekoller oluşmuş ve farklı mezhepler doğmuştur.

Mistik Ekol: Temsilcileri Chuang-Tzu ve Lieh-Tzu’dur (M.Ö.IV. Yüzyıl). Her iki filozof da bu ekole ait kitaplar yazmıştır. Chuang-Tzu, Lao-Tzu’nun öğretisini yükseltmiş ve güzelleştirmiştir. O da, Tao gibi genel bir tabiat kanununa inanmakta ve her şeyin mistik bir duygu ve meditasyon yolu ile anlaşılabileceğini savunmaktadır. Chuang-Tzu şöyle demektedir: “Biz bu kanunu keşfedemeyiz, aklınız buna ermez. Onu ancak duygularımızla anlarız, bunun için kendimizi diğer şeylerden arındırmalı ve kalbimizi boşaltmalıyız.”

Lieh-Tzu’nun ekolü ise, Taoizm’in popüler bir şeklidir. O, kai­natın sonsuz bir kanuna göre hareket ettiğini kabul etmektedir. Ona göre insanlar, kendini bu kuvvete uydurursa, hiçbir iş yapmazsa ve ruhunu kuvvetlendirmeye devam ederse daha çok yaşayabilir.

Ferdiyetçi Ekol: Temsilcisi Yang Tzu’dur (M.Ö.IV Yüzyıl). Taoizm’den gelmekle beraber ona hem yakın hem de ondan uzaktır. Aşırı bir kaderciliği savunmaktadır. Bu ekole göre her şey kadere bağlıdır ve her şeyi yöneten kaderdir. Felsefesinde Tao olmayan bu Ekol; sadece ferdin refah ve saadetini düşünmüş, cemiyetin idaresine ait prensipler değil, kendi kendini düzeltmek için prensipler koymuştur.

Legalist Ekol: Bu ekolün temsilcisi Han-Fei-Tzu’dur. (M.Ö.230) olan, Li-Ssu, Shang Tzu’dur. Bu ekolün görüşleri M.Ö III. Yüzyılda Çin’de tatbik edilmiştir Bu Ekole göre; dünyada her şey yıldızların yolları gibi, muayyen kanunlara göre hareket etmektedir. Bundan dolayı bu Ekol, devletin halkı bırakmamamsını ve kanunlara tabi tutmasını savunmaktadır.

Simyacı Ekol: Chiang Tao Lin (M.S. 34), bu ekolun savunucusudur. Bu Ekol, dini veya felsefi olmaktan daha çok, sihirbazlık ile ilgilidir. Sihir ve büyü büyük bir yer tutmaktadır. Büyücülükle ilgilendirilen bugünkü Taoizm, bu ekole bağlanmaktadır.

Kaynak

Prof. Dr. Abdurrahman KÜÇÜK, Prof. Dr. Günay Tümer, Dr. Mehmet Alparslan Küçük , Dinler Tarihi, Berikan Yayınevi, 2009.