Biruni Kimdir?

Astronomi, fizik, tıp, matematik, coğrafya, tarih ve dinler tarihi alanlarında eserleri olan Biruni, Türk – İslam ve dünya tarihinin en önemli bilim adamlarından biridir.

Yaşamı

4 Eylül 973 tarihinde, şu an İran sınırlarında bulunan Kas’ta dünyaya geldi. Asıl adı Ebü’r-Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni’dir. Ailesine dair bilgi yoktur. Biruni, eserlerinin hiçbirinde kendi milliyeti hakkında açıklama yapmamıştır. Ancak  Arapça ve Farsça’yı sonradan öğrendiğini belirtmektedir. Çocukluk yılları ile ilgili eserlerinde Türkmenlerden bahsetmesi ve onlarla konuşmalarını aktarması ana dilinin Türkçe olduğunu kanıtlamaktadır. Bu durum da Türk olduğunun ispatı niteliğindedir.

Dönemin saray erkanının içinde yetişmiş olan Biruni, 22 yaşında önemli mevkilere yükselmiştir. Bilim konuları ile ilgili ilk eğitimini Ebu Nasr Mansur’dan aldı. Mansur, Biruni’ye Öklid geometrisi ve Batlamyus astronomisini öğretti. Biruni, Harizmşahlar’ın yıkılması ile şehirden ayrıldı. Bir dönemi yoksulluk ve sefalet içinde geçirdi. Gaznelilerin bölgede hakimiyeti sağlaması üzerine Gazneli Mahmut tarafından Gazne’ye götürüldü. Gazne, o dönemde bilimsel çalışmalar için elverişli bir bölge değildi. Zira Biruni’nin hocası olan Abdüssamed, dinsizlik ve Karmatilik(1)le suçlanarak öldürülmüştür. Benzer suçlamalar Biruni’ye de yapılmıştır. Ancak Biruni 27 yaşında iken yazdığı bir eserde Karmatilerin tehlikesine dikkat çekmişti ve bu sayede suçlamalardan kurtulmuştu.

Gazneli Mahmut’un ilmi meselelere olumlu yaklaşması Biruni tarafından takdir edilmiş ve Biruni’nin ilmi çalışmaları rahatlıkla yürütebilmesine vesile olmuştur. Hint kültürünü, VIII. yüzyıldan itibaren astronomi, matematik, tıp ve edebiyat ürünlerinin tercümesi yoluyla tanımıştır. Gazneli Mahmut 1030 yılında ölmüş ve yerine Mesud tahta geçmiştir. Mesud, bilim adamlarına saygı ve itibar gösteren bir hükümdardı. Biruni, bu dönemde sarayda danışmanlık görevini üstlenmiş ve ilmi çalışmalarını da idame ettirmiştir. Keza bu dönemde El Kanun el Mesudi adlı eserini Sultan Mesud’a ithaf etmiştir. Sultan Mesud buna karşılık olarak kendisine bir fil yükü gümüş hediye edince, “Bu armağan beni baştan çıkarır, bilimden uzaklaştırır.” diyerek bu hediyeyi geri çevirmiştir.

Biruni, son eseri olan “Kitabü’ş-Şaydele fi’Tıbb”ı yazdığında seksen yaşın üzerindeydi. Tıpla başlayan ilmi hayatı tıbbi bir eserle sona erdi. Ölmeden hemen önce İslam hukukunda miras taksimi ile ilgili yaptığı hesaplama onun son teorik çalışmasıdır. Kesin olmamakla birlikte 1061 yılında vefat ettiği rivayet edilmektedir.

Yaşadığı dönemin en büyük bilgini olması hasebiyle döneme “Biruni Çağı” da denilmektedir. Sarton, onu “bütün zamanların en büyük bilginlerinden biri” Barthold ise “İslam aleminin en büyük bilgini” şeklinde niteler.  İlim hayatına birçok eser sığdıran büyük alim Biruni  Arapça, Farsça ve Sanskritçe(2)’yi çeviri yapacak düzeyde; İbranice, Rumca, Süryanice, Yunanca ve Çince gibi dilleri de ilmi okumalar yapacak seviyede biliyordu. Matematik, Astronomi, Tıp, Geometri, Eczacılık ve Coğrafya alanında öncü; Fizik, Kimya,Tarih, Filoloji, Etnoloji, Jeoloji, jeodezi(3) botanik, mineraloji, Dinler ve Mezhepler Tarihi gibi 30’un üstünde bir alanda eserleri ve çalışmaları mevcuttur.

İlmi Hayatı

Biruni özellikle astronomi, matematik, beşeri bilimler ve dinler tarihi alanında sayılı bilim adamları arasındadır.  Biruni’nin kendisiyle aynı dönemde yaşayan İbn-i Sina ile yazışmaları olmuştur. Büyük bir alim olan İbn-i Sina’nın tıp, metafizik ve psikolojideki farklılığı ve etkisi çağdaş­larından ayrı ve üstündür. Ancak Biruni’nin matematik, astronomi ve fizikte gösterdiği başarı İbn-i Sina’ya oranla daha ilerdedir. Ansiklopedist olan bu iki büyük alimi birbirinden ayı­ran en önemli özellik; İbn-i Sina’nın psikoloji üzerine temellendirilmiş bir metafiziği öne çıkarması, Biruni’nin ise matematik ve fizik ilimlerine fazla önem vermesidir. İbni-i Sina, metafiziğin akla dayalı kurgusal kanıtlama metoduna başvurur. Biruni ise gözlem ve deneyi matematik diliyle açıklar ve ilmi metodolojiyi öncüller. Bu durum Biruni’yi İbn-i Sina’dan ziyade modern bilime daha uygun hale getirir.

Biruni gözlem ve deneye özellikle önem verirdi. Ancak onun için tabiatı anlamanın birden fazla yolu vardı. Ona göre gözlem ve deney kadar tefekkür ve akıl yürütme, bunun da ötesinde ilahi vahyin işaretleri de bilgi kaynağıdır. Biruni; astronomi, jeoloji, coğrafya, kimya ve biyoloji sahalarında gözlemin önemini kavramada çağdaşlarından çok ileridedir. Bir hipotezin deneyle test edilmesi fikrinin yanında ölçmeye verdiği değer, Biruni’yi fizik ve matematiğin modern kavranışına çok yaklaştırmıştır. Bu tavrıyla neredeyse bir Ortaçağlı olmadığı izlenimini uyandırır.

Biruni’nin en çok önem verdiği alan astronomidir. Uzay bilimine dair görüşleri, çağın merkezi arz anlayışına uygundur. Bu görüşe göre, en dışta sabit yıldızlar olmak üzere en içteki ay alemine kadar iç içe geçmiş sekiz küreden oluşan gökler, dairevi bir hareketle merkezde duran yerküre’ye etki etmektedir. Biruni’nin en dikkat çekici söylemi; güneş merkezli bir sistemin düşünülmesinin astronomi ilmini matematik yönünden etkilemeyeceğini ifade etmesiydi. Bu durum,” çağın uzay bilimi tavrının dışına çıkan, modern anlayışın ilk tezahürüdür. Biruni bu kanıya matematik hesaplamaları sonucunda ulaşmıştır. Bu hesaplamada, dünyanın dönüşünden doğan hızın uzayın diğer fiziki olaylarıyla bağdaşmayacağını bulmuştur. Ancak ispata dayalı ilmi yönteme sahip olan Biruni, güneş merkezli sistemin ispatında kısmi eksiklikler yaşamasından dolayı tezini savunamamıştır. Biruni’nin yer kabuğundaki değişikliklerle ilgili olarak gerçekleştirdiği jeolojik incelemeler vardır. “Denizlerin karalara, karaların denizlere dönüştüğü” teorisini fosiller üzerindeki gözlemlerine dayandırmış ve tabiat tarihi açısından modern çağa ışık tutan büyük bir keşfe imza atmıştır. Newton’dan 700 yıl önce, Newton’un matematiksel olarak ispatladığı yer çekimi kuramı üzerine ilk fikirleri ortaya atan da Biruni’dir. “Dünya dönüyorsa ağaçlar ve taşların neden fırlamıyor?” sorusuna, merkezde bir çekicilik olduğu ve her şeyin dünyanın merkezine düştüğünü söyleyerek cevap verdi. Biruni’nin astronomi ve coğrafya ölçümleri için geliştirdiği birçok alet zaman içerisinde kayboldu. Günümüze kadar ulaşan ölçme araçları ise piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonlarıdır.

İlmi kabiliyetinin yanında samimi bir dindar olması, ilim ile dini uyumlu götürmesine katkı sağlamıştır. Allah’ın kevni(4) ayetlerini anlamak, yaratılış ve düzenden Allah’ın varlığına ulaşmak ve O’nu yüceltmek için ciddi çabalar sarf etmiştir. İlmi gelişmelerin insanın acziyetini gidermediğine, ilmin son sınırına gelindiğinde ötesini ilahi ilme havale etmek gerektiğine inanmıştır. Biruni, eserlerinde sık sık Kur’an ayetlerine değinirken onları farklı açıdan yorumlamayı da ihmal etmemiştir. Kuran’ın belagat(5) ve icaz(6)ına hayran olan Biruni Kuran’ı doğru anlamak ve yorumlamak için tüm birikimini seferber etmiştir.

Biruni, öteki dinleri de ciddi şekilde araştırmıştır. Farklı din ve kültürleri karşılaştırmalı olarak incelemek için gerekli olan dilleri öğrenen Biruni; Grek, İran ve Hint kültürlerinin önemli eserlerinin de çevirisini yapmıştır. Objektif değerlendirmeler yapabilmesi, kendisine inanç olgusunu ilmi şekilde inceleme ve farklı dinler arasında karşılaştırma yapma imkanı vermiştir.  Biruni bu alanda da devrinin en büyük bilginidir.

Eserleri

  1. El-Âsâru’l-Bâkiye ani’l-Kurûni’l-Hâliye (Boş geçen asırlardan kalan eserler): Biruni’nin yirmi sekiz yaşlarında iken yazdığı ilk önemli ve büyük eseridir. Eserin baş tarafında, yazılış sebebini bir edebiyatçının kendisinden çeşitli toplumların kullandıkları takvimlerle ilgili olarak bilgi almak istemesine dayandırır.
  2. Tahdîdu Nihâyâti’l-Emâkin li-tashîhi Mesâfâti’l-Mesâkin: Biruni’nin Gazne’de yaşadığı dönemdeki ilk önemli eseridir. 1025 yılında yazdığı bu eserinin başında, yeni bir bilgi dalı bulduğunu ya da geliştirdiğini belirtmektedir. Bu bilim dalı günümüzde “jeodezi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak Biruni bu eserinde enlem boylam hesaplamaları, şehirler arası mesafeleri belirleme ve kıble bulma metotlarının yanında tarihî, coğrafî, astronomik, jeolojik vb. bilgiler de vermektedir. Eserin dünyadaki tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.
  3. Et Tefhim fi Evaili Sınaati et Tencim: Biruni’nin 1029 tamamladığı astronomik bilimlere giriş mahiyetindeki bu eser matematik, astronomi, astroloji ve coğrafya ile ilgili konuları ihtiva eder. Eserin hem Arapça hem de Farsça nüshaları mevcut olup Arapçasını İngilizce tercümesiyle birlikte Ramsay Wright, Farsçasını da Celaleddin Hümai yayımlamıştır.
  4. Tahkiku ma li’l-Hind: 1030 yılında tamamlanan eser, “Hindoloji” alanında dünyada yazılmış ilk ciddi kitaptır. Müellif bu eserinde; Hint din ve inançlarını, Hindistan’la ilgili sosyal olguları, tabii bilimleri, kısacası Hint kültür ve medeniyetini konu edinmektedir. Sachau, eserin Arapça’sını ve Al-Beruni’s India başlığıyla İngilizce tercümesini neşretmiştir.
  5. El Kanun el Mesudi: Biruni’nin Gazne Hükümdarı Mesud’a ithaf ettiği eseridir (421/1030). Astronomi, astroloji, kronoloji, coğrafya, jeodezi, trigonometri ve meteoroloji gibi konularda önemli bilgileri ihtiva etmekle birlikte öncelikle bir astronomi ansiklopedisi mahiyetindedir. Eser üç cilt halinde Haydarâbâd-Dekken’de basılmıştır (1954-1956).
  6. El-Cemâhir fi’l-Cevâhir: Biruni’nin Gazne Hükümdarı Mevdud’e ithaf ettiği bu eser; içtimai, siyasi, kültürel, pedagojik, ahlaki, tarihi, etnolojik, dini bilgilerden ve müellifin hayat tecrübelerinden fizik, kimya, tıp, mineraloji – madencilik gibi konulara kadar çeşitli alanlardaki tespitleri ihtiva eder. Eser, Kitâbü’l-Cemâhir fî marifeti’l-cevâhir adıyla F. Krenkow tarafından yayımlanmıştır.
  • Bunun yanı sıra Biruni’nin farklı alanlarda tarihi eser ve başyapıt niteliğinde birçok eseri de mevcuttur.

Açıklamalar

(1) Karmatilik, İsmailiye fırkasının bir kolu kabul edilir. Kufe, Suriye, İran, Irak ve Bahreyn’de ortaya çıkmıştır.  Sünni akideyi ortadan kaldırmaya çalışan; felsefi, ideolojik, siyasi ve düşünsel açıdan radikal bir harekettir. On iki imama inanan, 7 sayısını kutsal kabul eden, dünya tarihinde ilk defa şifre sistemini kullanan, Şiiliğin İsmaililik Mezhebinden Fatımiler’in imamlığını kabul etmeyen islam komüncüleri.

(2) Sanskrit, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran koluna bağlı en eski belgeli dilidir. Günümüzde ortalama 50.000 kişi tarafından konuşulmaktadır.

(3) Jeodezi, yeryüzünün ölçümleri ile ilgilenen bilim dalıdır. Jeodezi ilminin kurucusu olarak Biruni kabul edilir.

(4) Kevni ayetler, kainat ve yaratılış ile ilgili olan ayetlerdir.

(5) Belagat, konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

(6) İcaz, az sözle çok şey anlatma


Kaynakça

Günay Tümer , “BÎRÛNΔ, TDV İslâm AnsiklopedisiC.6, S. 206, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2012.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × two =