Vahşi b. Harb, Hz. Hamza’yı  şehid  eden ve  daha  sonra  müslüman olan habeşli köle, sahabedir.

Hz. Muhammed (S.A.V) tarafından affedilen Vahşi için üç ayet inmiştir. Müslüman olduktan sonra birçok savaşa katılan Vahşi peygamberlik iddiası ile ortaya çıkan Müseylime’yi de öldürmüştür. İslamiyet ve Hz. Muhammedin hoşgörü örneği olan Vahşi ile ilgili kısıtlı bilgiler bulunmaktadır. 

Aslen Habeşistanlı ve Kureyş eşrafından  Cübeyr b. Mut‘im’in  kölesidir. Vahşî’nin Mekke’ye nasıl geldiği bilinmemektedir. Cübeyr b. Mut‘im Uhud Savaşı hazırlıkları sırasında Vahşî’ye, Bedir’de amcası Tuayme’yi öldüren Hamza’yı öldürdüğü takdirde kendisini hürriyetine kavuşturacağını vaad etmişti. Bedir’de katledilen Hâris b. Âmir’in kızı da Vahşî’nin âzat edilmesi için Hz. Muhammed, Ali veya Hamza’dan birini öldürmesini istiyordu (Vâkı- dî, I, 285; Ibn Asâkir, LXII, 402). Hamza’nın organlarından yapacağı gerdanlıkla Mekke’ye döneceğini söyleyen Ebû Süfyân’ın karısı Hind bint Utbe ise Bedir’de babasını, kardeşini ve amcasını öldüren Hamza’yı ortadan kaldıracak kişiye bütün takılarıyla birlikte on altın vereceğini bildirdi.

Vahşî, Uhud Savaşı için müşrik ordusuyla birlikte Mekke’den yola çıktı. Kureyş ordusundaki kölelerden Vahşî ile Suâb dışındakiler geri hizmette görevlendirilmiş- ti (Vâkıdî, I, 230). Uhud’da çatışmalar başladıktan sonra Vahşî bazan bir kayanın, bazan bir ağacın arkasına saklanarak, bazan da açıktan açığa Hamza’yı gözetliyordu. Hz. Hamza’nın bir kayanın arkasında Sibâ‘ b. Abdüluzzâ ile çarpışıp onu  öldürdükten sonra kendisinin bulunduğu yere yaklaştığını görünce mızrağını fırlatarak onu şehid etti; ardından yanına giderek ciğerini söktü ve Hind’e götürdü. Bunun üzerine Hind bütün takılarını Vahşî’ye verdi, bunların yerine Hamza’nın ve diğer şehidlerin organlarını gerdanlık ve halhal olarak taktı. Bu savaşta tam galibiyet elde edemeyen müşrikler Hamza’nın öldürülmesiyle bir ölçüde intikam duygularını tatmin etmişti. Vahşî Cübeyr b. Mut‘im tarafından âzat edildi; Hind de takılarının yanında onu on altınla ödüllendirdi. Vahşî daha sonra müslüman olunca hürriyetine kavuşabilmek için Hamza’yı öldürmekten başka çaresinin bulunmadığını ve Uhud’a sadece bunun için katıldığını söylemiştir (Ibn Hişâm, III, 35; Ibn Kesîr, IV,  19).

Uhud’daki galibiyet haberini  Mekke’ye ilk ulaştıran kişi olduğu kaydedilen Vahşî, Hacûn’da bir tepeye çıkarak Mekke müş- riklerine savaş hakkında bilgi verdi (Vâkı- dî, I, 332). Ardından Mekke’de yaşamaya devam etti. Hendek Gazvesi’ne de katıldı ve bu savaşta Tufeyl b. Nu‘mân el-Ensârî’yi  şehid  etti  (a.g.e.,  II,  473). Mekke’nin  fethinden  sonra  Tâif’e  kaçtı.  Zira kendisi,  Hz.  Peygamber’e  ve  müslümanlara karşı düşmanlıklarıyla tanınan on kadar kişiyle birlikte umumi affın dışında bırakılmıştı. Vahşî, Tâifliler’in Medine’ye heyet göndermeye karar vermesinin ardından Dımaşk’a, Yemen’e veya başka bir yere gitmeyi düşündü. Bu arada  kendisine Hz. Muhammed’in Islâm’a girenleri affettiği bildirilince Medine’ye gitmeye karar verdi. Sakıf heyetiyle birlikte yahut yalnız olarak Medine’ye giden Vahşî, Mescid-i Nebevî’de Resûl-i Ekrem’in huzurunda müslüman oldu. Kaynaklarda Resûlullah ile Vahşî arasında geçen konuşmayla ilgili bazı ayrıntılar yer alır. Buna göre Vahşî, Resûlullah’ın huzuruna çıktığında veya onun kendisine haber gönderip Islâm’a girmesini istediğinde Vahşî günahkâr olduğunu söyleyerek tereddütlerini ifade edince Resûl-i Ekrem, “Kim tövbe edip iyi davranışlarda bulunursa şüphesiz o kişi tövbesi ka- bul edilmiş olarak Allah’a döner” (el-Furkan 25/71) âyetini okumuştur. Bunun üzerine Vahşî, “Ey Allah’ın resulü! Ben neredeyse küfre denk bir günah işledim. Allah bunu da hasenata çevirir mi?”  diye  sormuş, Resûlullah  da,  “Allah  kendisine  ortak koşulması dışında bütün günahları dilediği kimse için bağışlar” (en-Nisâ 4/116) âyetiyle cevap vermiştir. Bununla da tatmin olmayan Vahşî, “Burada Allah’ın dilediğini affedeceği bildiriliyor, beni bağışlamayı diler mi dilemez mi bilmiyorum” deyince, Hz. Peygamber, “Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin, çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir” (ez-Zümer 39/53) âyetini okuyarak Vahşî’nin bütün endişelerini gidermiş, bunun ardından Vahşî İslâm’a girmiştir (İbn Asâkir, LXII, 413). Bu sırada Vahşî’den amcasını nasıl şehid ettiğini anlatmasını isteyen Resûlullah onu dinlerken büyük bir teessüre kapıldı. Ancak Vahşî’yi cezalandırmadı. Sadece amcasının katledilişini hatırlamak istemediğinden gözüne görünmemesini istedi.

Bu görüşmeden sonra Vahşî Medine’den ayrıldı. 12 (633) yılında Hâlid b. Velîd kumandasında Yemâme Savaşı’na katıldı ve peygamberlik iddiasında bulunan Müseylimetülkezzâb’ı öldürdü. Vahşî’nin mızrağıyla onu yere düşürdüğü, ardından Abdullah b. Zeyd b. Âsım ile Ebû Dücâne’nin kılıçla başını kestikleri de rivayet edilir. Müseylime’yi öldürmesine çok sevinen Vahşî’nin, “Hamza’yı öldürmekle insanların en hayırlısının kanına girdim, Müseylime’yi öldürmekle de insanların en kötüsünü ortadan kaldırdım” dediği nakledilir. Ardından Hâlid b. Velîd ile Yermük Savaşı’na iştirak etti ve Dımaşk’ın fethinde bulundu. Bir süre Dımaşk’ta yaşadı, Humus’un fethine katıldı ve buraya yerleşti. Hz. Ömer zamanında içki içen Vahşî’ye had cezası uygulandığı ve bunda ısrar edince divandan çıkarıldığı rivayet edilmektedir (İbn Hişâm, III, 36). Ölümüne kadar Humus’ta yaşayan, Buhârî ve Ahmed b. Hanbel’in eserlerinde birer hadisi yer alan Vahşî’den Ubeydullah b. Adî, Ca‘fer b. Amr ed- Damrî ve oğlu Harb rivayette bulunmuştur. Hemen bütün kaynaklarda Vahşî’nin Hz. Osman devrinde (644-656) vefat ettiği kaydedilir. İbn Sa‘d (ö. 230/845) Humus’ta ilk parlak elbiseyi Vahşî’nin giydiğini ve soyunun kendi zamanına kadar devam ettiğini  belirtir  (et-tabakåt,  VII, 293).

Vahşi’nin İmtihanı

Bir kor Vahşi’nin içinde dururdu. Onun dünyadaki imtihanıdır belkide çok sevdiği peygamberin amcasını -olayın vehametini göstermek amacıyla ismiyle anılan- ‘Vahşi’ce öldürmek. “Mümkünse, bana biraz seyrek görün!” diyen Sevgili peygamberin isteğini emir telakki ederek saklanırdı mescit köşelerinde. Peygamberin ölümünden sonra da mahcubiyeti bitmeyen Vahşi’nin tek bir tesellisi vardı oda; Uhud’da müşriklere beddua eden peygamberin Vahşi’ye neden beddua etmiyorsun diye sorulunca. “Miraç’ta Hamza ile onu kol kola cennete girerken gördüm’ demesiydi.

Vicdani muhasebesini ve tereddütlerini gidermek için Müseylime’yi öldürmeyi nasip etmişti Allah Vahşi’ye. Peygamberlik iddiası güden Müseylime’ye kimse yanaşamazken onu ben öldürmeliyim diyerek atıldı küfrün ortasına. Arkadaşları Vahşi geri dur dese de o bir bedeli ödemenin derdindeydi. Mızrağını fırlattığı anda Museylime devrildi. Museylime’nin devrildiğini gören Vahşi -onu vurdum! onu vurdum! diyerek koşmaya başladı. O esnada birden duraksayarak haykırmaya başladı Beni affetti! dedi ve kendini kaybetti. Onu kaldırmaya çalışan arkadaşlarına onu gördüm Hamza ile birlikte bana gülümsedi diyerek çığlıklar atmaya devam etti.

Kaynakça

  • Mustafa Sabri Küçükaşcı  “VAHŞÎ b. HARB”, TDV İslâm Ansiklopedisi, C.42, S. 450-451,Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 2012.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eighteen − 1 =