Üstün Yetenekli Çocuklar ve Karşılaştıkları Sorunlar

Üstün yetenek, bilişsel açıdan üstün algısal yeteneklere sahip olma ve bunun beraberinde getirdiği üstün bir problem çözme yeteneği olarak tanımlanabilir. Problem çözme yeteneği özellikle çocukların matematik ve dil alanında gösterdikleri performansı önemli ölçüde etkilemektedir. Ancak üstün zekanın beraberinde bilişsel başarıyı getirmesinde olumlu çevre koşullarının mevcut olması da çok önemlidir. Bu çocuklar, çevreleri tarafından gereken desteği almadıkları takdirde üstün zekanın mümkün kıldığı özel yeteneklerden faydalanamayabilirler. (Üstün Yetenekli Çocuklar

Bilişsel Özellikler

Üstün yetenekli çocuklar yaşıtlarına göre daha hızlı öğrenirler ve öğrendikleri bilgiyi daha uzun süre akıllarında tutabilirler. Bir problem karşısında, sahip oldukları bilgi ile bu problemi çözüp çözemeyeceklerine dair öngörüleri oldukça güçlüdür. Sahip oldukları bilgiyi hangi problemin çözümünde kullanabileceklerini ve bir problemin çözümü için öğrenmeleri gereken bilgiyi önceden tahmin edebilirler. Yaşıtlarına göre çok daha kapsamlı bir soyut düşünme yeteneğine sahiplerdir. Detaylı düşünme yeteneği, kompleks bir konudaki birçok farklı ayrıntıyı görebilmelerini sağlar. Sebep-sonuç ilişkisini iyi bir şekilde kurabilirler. Bir konu karşısında oldukça sıradışı fikirler üretebilirler. Yüksek bir öz denetime sahip olabilirler ve dış motivasyona ihtiyaç duymadan bağımsız bir şekilde ders çalışabilirler. Ayrıca kendi yaşıtlarına nazaran yetişkinlerin ilgilendikleri konulara daha çok ilgi duyabilmektedirler. Küresel ısınma, dünya ekonomisi ya da HIV gibi toplumsal olan ve yetişkinlerin ilgilendikleri konulara yoğun ilgi duyabilir ve bu konularda yetişkinleri bile hayrete düşürecek derecede yüksek seviyede bir bilgi donanımına sahip olabilirler.

Sosyal Özellikler

Sosyal kurallara uymada, kuralların gerekliliğini genellikle sorgularlar. Bir takım otoritelerin koydukları kurallara eleştirel yaklaşabilmekte ve mantıklı bulmadıkları kurallara uymakta güçlük çekmektedirler. Oldukça bireysel hareket ederler. Bir grup içinde severek sorumluluk üstlenmek isterler. Kompleks düşünce yapılarından dolayı genellikle kendi yaşlarından daha büyük çocuklar ile arkadaşlık kurmayı tercih ederler.

Üstün Yetenekli Çocukların Karşılaştıkları Sorunlar

Üstün yetenekli çocuklar yaşıtlarına nazaran farklı bir gelişim göstermektedirler. Okulda onlara sunulan temel eğitim kazanımları onların eğitim ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Erken yaşta tanı konulamayan üstün zekalı çocuklar klasik okul eğitiminde sıkılmakta ve hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Bu nedenle okulda performans düşüklüğü ya da davranış problemleri gösterebilirler.

Ayrıca üstün zekalı çocuklar bulundukları sosyal ortamda da bir takım güçlüklerle yüzleşebilmektedirler. Öncelikle kendi yaşıtları arasında mental anlamda şahıslarını anlayabilen arkadaşlar bulmakta güçlük çekmektedirler. Bu nedenle bazı üstün zekalı çocuklarda içe kapanma gibi sorunlar belirlenmiştir. Bazı üstün yetenekli çocuklar ise kendi yeteneklerine duydukları güven ile grup içinde liderlik posizyonunu üstlenmeye ve kendi koyduğu kurallarla başkalarını yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Ancak bu tutum, arkadaşları tarafından kabul görmemekte ve üstün yetenekli çocuklar, arkadaş grupları tarafından dışlanabilmektedir.

Bu çocuklar aile ortamında da birtakım sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bireysel öğrenme stilleri olan, hayatı ve kuralları daima sorgulayan bu sıradışı çocuklar, onların farklılığını kabul eden ve şahışlarını en iyi şekilde destekleyen ebeveynlere ihtiyaç duymaktadırlar. Farklı ilgi ve yeteneklerin desteklenmesi ile baş edemeyen ya da bu konulara duyarsız kalan ebeveyn tutumu üstün zekalı çocuklarda öz güven eksikliğine yol açabilmektedir.

Üstün Yetenekli Çocuklara Aile ve Öğretmen Desteği

Üstün zekalı çocukların gelişimi ile ilgili en ünlü araştırma Lewis Terman’a aittir. Lewis Terman, 1921 yılından itibaren 1528 üstün yetenekli çocuğun gelişimini yetişkin çağına kadar incelemiştir. Bu araştırmaya göre üstün yetenekli çocuklar kendi potansiyellerini açığa çıkarmaya uygun bir ortama sahip olmadıkları takdirde, başarı ve yetenek açısından normal zekalı çocuklardan farklı bir gelişim göstermemektedirler.

Bu bağlamda yapılan araştırmada üstün zekalı çocukların sevgi dolu bir ortama ihtiyaçları olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca içinde bulundukları çevre; onları, yeteneklerini ve ilgilerini geliştirmesi konusunda teşvik etmelidir. Kendine güvenen, etkin iletişim kuran ve çocukların bireyselliğine saygı duyan ebeveyn figürü de bu çocukların gelişimlerini olumlu etkileyen faktörler arasındadır. Üstün yetenekli çocuklar öz güven konusunda da desteklenmelidirler. Kendi yeteneklerine güvenmeli ve yetenekleri yardımıyla birtakım problemler ile baş edebileceklerine olan inançları güçlü olmalıdır.

Üstün zekalı çocuklar hayatı çok sorgularlar ve ailelerine ve öğretmenlerine sürekli ilginç sorular yöneltebilirler. Ayrıca otoriteyi sürekli sorgulama ihtiyacı hissedip ebeveynlerin ve öğretmenlerin koydukları kurallarda bir tutarsızlık hissettiklerinde buna karşı gelebilirler.

Ailelerin ve öğretmenlerin onlara sabırla yaklaşmaları önemlidir.

Son söz: Bu bağlamda dikkat edilmesi gereken husus, yukarıda bahsedilen özelliklerin normal zekalı çocuklarda da görülebilmesidir. Yapılan araştırmalar üstün zekalı çocukların yaklaşık %50’sinin öğretmenleri tarafından fark edilmediğini ortaya koymuştur. Bu açıdan üstün zeka seviyesinin psikolojik testler yardımıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde üstün zekanın tespiti için WISC-R testi uygulanmaktadır.

Üstün yetenekli çocuklar erken yaşta fark edilmedikleri takdirde, 4. sınıftan itibaren ilgi ve merakları azalır, normal olmaya başlar. Üstün zekalı çocuklar ne kadar erken yaşta desteklenirlerse ilgi ve yeteneklerini o kadar etkin bir şekilde ilerletebilirler.

Üstün zeka, var olan üstün bir kapasitedir. Bu kapasite ancak doğru kullanıldığı zaman akademik ve özel hayatta başarıya dönüşebilmektedir.