Timur (Timurlenk)

Timurlular hanedanının ku­rucusu ve ilk hükümdarı (D. 1336, Keş Semerkant – Ö. Şubat 1405. Otrar Sir-i Derya).

Özbek Türk ve Müslüman bir aileden gelen Timur, 8 Nisan 1336 tarihinde Özbekistan’ın Keş şehrinde dünyaya geldi. Babası, Barlas oymağının Gürkan obası başbuğlarından Emir Muhammed Taragay; annesi ise Çağatay emirlerinden Cenkçi Noyan’ın kızı Tekine Hatun’dur. Barlas boyu Orta Asya’dan gelmiş bir Türk kavmidir. O dönemde Barlas boyu Çağatay Hanlığı’na bağlıydı. Timur’un çocukluk yılları Semer­kant otlaklarında yaşayan Bar­las oymağındaki iç kavgalar ve Çağatay Hanlığı’nda çıkan karı­şıklıklar arasında geçti. Timur’un babası 1360 yılında hayatını kaybetti, onun yerine geçen amcası Hacı Barlas da 1361’de öldürüldü. Timur ise o dönemde 25 yaşlarındaydı. Gençlik yıllarında başıboş bir yaşam süren Timur, bir baskın sırasında aldığı yara nedeniyle bir ayağı sakat kaldığından Türk, İran ve Batı kaynaklarında “Aksak Timur”, “Timurlenk” gibi lakaplarla anılır oldu.

Babasının ölümünden son­ra emirler arasında geçimsizlikler yüzünden memlekette anarşinin hakim olması üzerine siyasete karıştı. Maveraünnehir hükümdarı olan kayınpederi Emir Hüseyin ile birlikte Doğu Türkistan Hükümda­rı Tuğluk Timur’a karşı mücadele verdiler. Hükümdarlığı döneminde Türk dili ve edebiyatı büyüme ve gelişme göstermiştir, ancak Fars­ça resmi dil durumuna getirilmişti.

Timur, 136O’lı yıllarının başın­da savaşçılığı nedeniyle Maveraünnehir’de önemli bir üne sahip oldu. Çağatay Hanlığında önemli başarılar kazandı ve kendi impa­ratorluğunu kurdu. 1369’da, Emir Hüseyin ile arası açılan Timur, onun ölümünden sonra Maveraünnehir’e tek başına hakim oldu ve Semerkant’a gelerek tahta çık­tı. İlhanlı devleti parçalandıktan sonra toprakları Celayirliler, Mu­zafferler, Horasan Serbedarileri, Herat Kertleri gibi yerel haneda­lar arasında bölüşülmüştü. Timur yedi yılda İran’ı egemenliği altına aldı; Azerbaycan, Irak-ı Acem ve Irak-ı Arab’ı ele geçirdi. 1371 ve 1379 yıllarında yaptığı seferlerle Harezm’i kendine bağladı.

Oğlu Miranşah’ı Kirman üze­rine gönderip kendisi de Herat’a yürüyen Timur, böylece büyük Horasan seferini başlattı (1380). Ele geçirdiği Herat’ta çıkan ayak­lanmayı şiddetle bastırırken, tüm Kertler’i öldürterek bu haneda­na son verdi (1381). Ertesi yıl Serbedariler’in üzerine yürüyüp başkentleri Sebzvar’ı ele geçirdi (1382). Daha sonra Sistan’a ge­çerek Kandehar’ı aldı ve kendisi­ne karşı olan tüm emirleri ortadan kaldırdı (1383). Cürcan’a girip emir Veli’yi yenilgiye uğrattı; Esferain ve Esterabad’ı fethederek tüm Cürcan ülkesini topraklarına kattı (1384). Böylece Doğu İran’ı ele geçiren Timur, ardından 1389’a kadar beş sefer yaparak Uygurları buyruğu altına aldı. Sığınmacı Altınordu Prensi Toktamış’a yardım ederek, onu Altınordu hükümdarı yaptı. Ancak Toktamış Han, Emir Timur’a ihanet edince, 1390 ve 1391 yıllarında onu iki kez yene­rek İtil Irmağı’nın doğusuna da hâkim oldu.

Daha sonra Hindistan üzeri­ne de sefer açan Timur, 1399’da Kuzey Hindistan’ı topraklarına kattı. Yaptığı bütün savaşları ka­zanan Emir Timur, 1400’de Erme­nistan ve Gürcistan’ı, 1401-02’de Suriye’yi aldı. Halep ve Şam’ı da alarak Memlüklüleri bozguna uğ­rattı ve Haziran 1401’de Bağdat’ı ele geçirdi.

1402’de Yıldırım Bayezid ile yaptığı Anka­ra Savaşı’nı kazanarak, Osmanlı topraklarının belli bölgelerini de hakimiyeti altına aldı ve Osman­lıda 12 yıl sürecek olan Fetret Devri (Bunalım Devri)’nin baş­lamasının yolunu açtı. Böylece Çin’e ve Delhi’ye kadar bütün As­ya’yı, Irak, Suriye ve İzmir’e kadar hemen bütün Mezopotamya ile Anadolu’yu aldı. 200.000 kişilik bir ordunun başında Çin’e doğru bir sefere düzenlediği sırada, Şubat 1405’te Sir Derya yakınlarındaki Otrar’da vefat etti. Timur’un ke­mikleri Kasım 1942’de İslami bir törenle yeniden toprağa verildi.

Timur, pek çok medrese ve kütüphane yaptırmıştı. Özellikle Semerkant kentini imar ettirerek, burada pek çok sanat eserleri yaptırdı. Böylece Semerkant ör­nek ve zengin bir kent durumuna getirmişti. “Tüzükât-ı Timur” adıy­la yasalar çıkardı ve kendi tarihi­ni kendi yazdı. Çağatay dilinde yazdığı ve kitap olarak da yayım­lanan bu eserler Farsçaya ve Av­rupa dillerine de çevrildi. Avrupa edebiyatında kendisine geniş yer verilmiş, XVI. yüzyıldan itibaren hakkında pek çok eser yayımlan­mıştır. Bu eserlerin pek çoğunda Timur’dan iyi kalpli ve büyük bir hükümdar olarak söz edilmekte­dir. Timur, Ankara Savaşı’ndan sonra Hıristiyan şövalyelerini de İzmir’den uzaklaştırmıştı.

Timur, öncesinde Türkistan Türkleri göçebeydi. Timur, Maveraünnehr’i şehirleştirdi, obaları iskan etti. Su kanalları yaptırarak toplumu tarıma geçirdi. Büyük kentleri ticaret yollarına bağladı. Fetihleriyle bilginleri, sanatçıla­rı Orta Asya’ya topladı. Ayrıca Timur bizzat komuta ettiği hiçbir savaşı kaybetmemiştir.

”Kıymetli bahadırlar sayesinde pek çok yer fethettim ve 27 ülkenin hakanı oldum” diyen Timur hükümdarı olduğu ülkeleri şöyle sıralamıştı: ”Turan, İran, Rum (Anadolu), Mağrib, Suriye, Mısır, Irak-ı Arap, Irak-ı Acem, Mazenderan, Geylan, Şirvan, Azerbaycan, Fars, Horasan, Cidde, Büyük Tataristan, Harezm, Hotin, Kabilistan, Bahter, Zemin, Hindistan, Gürcistan, Ermenistan ve Kafkasya”

Timur, Teftazani gibi bilginleri meclisin­de bulundurur, onların öğütlerini dinlerdi. Onun zamanında Fadlullah-ı Hurufi tarafından kurulan ve “Hurufilik” adı verilen fırka mensupları yayılmaya başladı. Kendisini tanrı ilan ederek bütün dinleri reddeden Fadlullah’ı, oğlu Miranşah’a emir vererek 1393’te öldürtmüş ve tekkelerini dağıtmış, bu kişilerin çoğunu İslam şehirle­rinden uzaklaştırmıştı.

KAYNAKÇA

IŞIK, İhsan. “Timur”. Türkiye Ünlüleri. 1. Ankara: Elvan Yayınları, 2013.