Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir

Thera – Akrotiri

Ege’nin Pompeisi Thera adası. Kül altında kalan bir şehir…

Ege Denizi’nde, Yunanistan’ın 200 km güney doğusunda yer alan volkanik adalar grubunda yer alan (günümüzde “Santorini” olarak adlandırılan) Thera adasındaki volkan, MÖ 1645 yılında patlıyor. Bu adada gerçekleşen volkanik patlama tüm Ege havzasını etkiliyor. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Batı Anadolu ve Karadeniz’e kadar bu patlamanın etkileri görülmüş. Yerküreyi etkileyen bir patlamadır.

Yeryüzünde gerçekleşen en büyük patlama olduğu söyleniyor.

Patlama sonucu ortaya çıkan küller tarım alanını örtüyor, bu nedenle volkanik afet Girit’in gerilemesine yol açıyor. Bir başka önemli etken ise, stratosfere çıkan gazlar sonucu iklimin değişmesiyle yoğun yağışların oluşmasıdır. Anadolu’da da yoğun yağış etkisini görüyoruz.

Bize bu patlamayı işaret eden durum, buralarda çıkarılan arkeolojik verilerdeki küllerin kalıntısıdır. Yapılan araştırmalar, kül kalıntılarının bu patlamaya ait olduğunu gösteriyor. Anadolu’daki farklı göl tabanlarındaki derin sondajlarda tüf ve kül kalıntıları görünüyor. Yaz aylarında gerçekleşen bir patlama olduğu için küllerin dağılmasında kuzey rüzgarı etkili olmuş, bu sebeple de Kıta Yunanistan’ı bu küllerden etkilenmiyor.

İlk kazılar 1960’lı yılların 2. yarısında, Yunan Arkeolog Marinatos tarafından gerçekleştiriliyor. Marinatos, oldukça kompleks yapıları gün yüzüne çıkarıyor.

  • İnsanlar bu adayı patlama olmadan önce terk etmişler, gömü verileri bize bunu gösteriyor.
  • Patlama öncesinde deprem olmuş ve insanlar bu depremin hasarlarını onarmış.
  • Evlerin duvarları iyi korunmuş olarak günümüze ulaşmıştır.
  • İki katlı kerpiç mimarinin taşla kullanıldığı bir mimari var, kapı sövelerinde ve pencerelerde renkli, kesme taş geleneğini görüyoruz.
  • Çok ilginç bir şey var; evler iki katlı. Her bir evin alt katında kendi deposu var. Pitosların içinde tahıl vs. saklıyorlar. Aynı zamanda zemin katlar; dış dünyaya ait işlerin yürütüldüğü, erkeğin üretim yaptığı, elindeki ürünü sattığı, dışa dönük birimler olarak kullanılmış.
  • Üst katlardaki odalar; bireysel, dinsel tapınma alanı olarak kullanılıyor. Bunu bazı odalardaki fresklerden çıkarım yaparak anlıyoruz. Bazı duvarlarda Ege tarzı duvar freskleri buluyoruz. Uçuşan kırlangıçlar, bahar, zambak resimleri gibi…

Kırlangıç motifi ilkbaharı temsil ettiği için ilkbahar freski olarak adlandırılıyor.

Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir

Duvarları bir panel gibi düşünerek, duvar resimleri ile boyuyorlar.

Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir
Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir

Birbirine yumruk atan gençlerin olduğu bu freskte, ellerinde boks eldiveni olan bu boksör çocukların, saçlarının bazı yerlerini kazıyıp-kesip bazı yerlerini uzun bıraktıklarını görüyoruz. Bu durum kadın tasvirlerinde de var. Belirli bir yaşı işaret ettiği, özellikle de ergenliği gösterdiği düşünülebilir. Giritli tarzda bir kemerleri var ve kısa bir şort giyiyorlar. Yunan geleneğinden farklı. Papirüs bitkisinin tasvirini görüyoruz. Girit üslubuyla örtüşen bir gelenek fakat kendilerine has tasvirleri de var.

Papirus bitkisi freski

Batı evinden ele geçen minyatür bir fresk.

Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir

Bir kentin denizden bakılarak görülen bir panoramasını izliyoruz. Çok etkileyici bir fresktir. Thera kentini görüyoruz. Pencereden bakan insanlar, ahşap hatılların uçları, kente yaklaşan gemi ve geminin içindeki insanlar tasvir edilmiş. Sıradan bir olayı mı yoksa özel bir olayı mı ifade ediyor, bilinmiyor. Bir olayın anlatıldığını, sahnenin farklı bölümlerinden anlıyoruz.

Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir
Thera Adası: Küller Altında Kalan Şehir

Başka bir freskte, bir kadının Giritli tarzında kıyafetleri, mücevherleri görünüyor.

Arazide safran çiçeği toplayan bir tasvir var. Bu kadının giysisi, tüm Girit’te karşımıza çıkan, Girit’le özdeşleşen (belirli yönleriyle de Girit’ten ayrışan) bir kültürü bize gösteriyor. Fresklerin çoğunun yapısı genel olarak Girit’tekiyle aynı, çok renkli olarak karşımıza çıkıyor.

Thera kenti, Geç Tunç Çağı’nın başında 1600 – 1550 ya da Orta Tunç Çağı’nın sonunda gerçekleşen bir kıyametin ardından, bir Kyklad kültürünün nasıl bir yerleşime sahip olduğunu ve ne tür sanatsal özellikleri olduğunu bize gösteren bir kent.

Bu binalar, ilk kez deprem tabakasıyla yıkılıyorlar. Bu deprem tabakasındaki kalıntılar ve molozların toplanıp tekrar onarılıyor. Deprem tabakasıyla olan kalıntıların uslubuna bakıldığında son yıkımdaki kalıntıların üslupları arasında fark var: Bu bize, ilk depremle son yıkım arasında uzun bir zaman olduğunu gösteriyor.

Thera Adası’ndaki patlama, Girit’in nasıl gerilediği gibi birçok bilgiyi elimize getiriyor. Böylece Ege dünyası için çok önemli bir patlama olarak karşımıza çıkıyor.