Terapi İşe Yarar Mı?

Terapi en genel tanımıyla, sıkıntılarını gidermek amacıyla kişinin bir uzman ile karşılıklı konuşmasına dayanan süreçtir. Bu çok genel ve kabaca tanıma baktığımızda insanların zihninde pek çok soru oluşur. Bunlardan biri de “Yaşanılan sıkıntıyı gidermede terapi işe yarar mı?” sorusudur.

Günümüzde, bilişsel davranışçı terapinin etkinliğini gösteren pek çok araştırma mevcuttur. Bu araştırmalar depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme bozuklukları gibi rahatsızlıkların tedavisini içermektedir. Sonuçlara bakıldığında bilişsel davranışçı terapinin etkinliği araştırmalarca ortaya konmuştur. Hatta bazı çalışmalar tedaviden sonra rahatsızlığın yeniden ortaya çıkmasına yönelik iki yıllık izleme çalışmalarını da içermektedir. İzleme çalışmalarında da tedaviden sonra rahatsızlığın ortaya çıkma olasılığının oldukça düşük oranlarda olduğu bulunmuştur.

Psikodinamik terapilerin etkinliğini inceleyen araştırmalarda ise terapist ile terapiye gelen kişi arasındaki ilişki oldukça önemlidir ve bu araştırmalar daha çok terapi sürecinde, kişilerin beyin aktivitelerindeki değişim üzerinedir. Sinir sistemimizin, yaşadığımız deneyimler sonucunda değişim yapabilme kapasitesi, yaşamımız boyunca devam etmektedir. Araştırmalara göre, başarılı bir terapi sonucunda, terapiye gelen kişilerin beyin aktiviteleri incelendiğinde önemli değişimler görülmüştür. Bu değişimlerin kaynağı, terapiye gelen kişi ve terapist arasındaki ilişkidir. Örneğin, birincil bakıcısı (genellikle annedir) ile ilişkisinde kötü muameleye maruz kaldığı durumlarda çocuğun stresli durumlara yanıt kapasitesinin gelişimi engellenir. Bu durumun sonucunda yetişkinlikte, kişi strese duyarlı ve strese yanıtta zorluklar yaşayabilir. Kişinin yaşamakta olduğu bu sıkıntı terapi sürecinde ele alındığında, yeni nöral yollar gelişebilir.

Kısaca şöyle özetleyebilirim: Terapist ve terapiye gelen kişi arasında güven ve koşulsuz kabule dayanan bir ilişki kurulur. Kişi yeni deneyimlediği bu ilişki sayesinde önceden zihninde olan nöral bağlantılar dışında yeni nöral bağlantılar kazanır. Bu yeni nöral bağlantılar, kişinin yaşadığı sıkıntılara eskisinden farklı, daha işlevsel ve gerçekçi bir şekilde yaklaşmasını sağlar.

Benim kişisel deneyimlerime gelince, şunları belirtmeden geçmek istemem: Çoğu zaman terapi sürecinde “Keşke daha önce gelseydim.” şeklinde hayıflanmaları duymuşumdur. Terapi sürecine aktif katılım ve işbirliği içinde geçirilen terapi seansları sonlanmaya yaklaştığında, genellikle “Kendimi iyi hissediyorum.” , “Eski halimi düşününce şimdi şaşırıyorum.” ya da “Ne çok şey iyi yönde değişti.” şeklinde ifadelerle karşılaşmışımdır.

Genellikle kişiler terapi odasına gelinceye kadar sıkıntılarını pek çok kişiyle paylamış oluyor. Bu paylaşımların sıkıntıyı giderme noktasında bir fayda sağlamamış olması, kişide, konuşarak ilerleyen terapiyle sıkıntılarının giderilemeyeceğine dair inançlarının güçlenmesine neden olabiliyor.

Şunu unutmayın: Terapi, bir uzmanla ve tekniklerle ilerleyen bir süreçtir. Bu ilişki şimdiye kadar deneyimlediğiniz tüm ilişkilerden çok farklı bir ilişkidir.