Huysuzluk ve Uyku Eğitimi

Cevaplanmış
1
0

Hocam merhabalar..oglum 25 aylık 10 aylıkken uyku egitimi verdik 16 aylıkken odasını ayrdık 1buçuk yaşndan beride gündüzleri brlikte uyuyoruz..geceleri ise kendi odasından besiginde uyuyor ama o uyuyana kadar babası ya da ben odasndaki kanepede duruyrz..oglum çok huysuz mızmız ve saldırgan ısırıyor vuruyor ama en çokta bana mızmızlanıyor..ben yokken sorun çıkarmıyormuş ama bana cok nazlanıyor..ben biyerden gelincede kimseyle oynamak istemiyor.bunların uyku egitmiyle alakası varmıdır..birde geceleri nasl uyumalıyız besigini odamızamı getrmeliyiz..

  • Yorum yapabilmek için yapmanız gerekli
En iyi cevap
1
0

Merhaba,

Uyku eğitimine tamamen karşı olan uzmanlardan biriyim. Birçok sebebini sayabilirim, hatta buraya şu an yazarak bitiremem. Elbette tercih meselesidir ama bana göre yanlış bir tutum ve güvenli bağı zedeleyen bir neden. Güvenli bağı güçlendirmenizi önerebilirim şu an size. Mesela neler yapılabilir?

İlk 2 yıl bebek, anne ile yanyana yatmalıdır. Güvenli bağlanma için ilk olarak bebeklerin kaygılı olmaması ve kendini zararda hissettiğinde annesini hemen yanında hissetmesi önemlidir. Bunun için gece uykusunda yaşanan anksiyete durumlarında bebeğin kendini güvende hissedebilmesi için annesinin hemen yanında uyuması gerekir. Bunun için özel olarak geliştirilmiş yeni doğan bebek yatakları ya da Montessori beşikleri en iyi örnekler olacaktır.

Ülkemizde bu yataklardan satılmaya başlanmış ve anneler için de büyük kolaylıklar oluşturulmuştur. Günümüzde birçok anne-baba tarafından yapılan en büyük yanlış daha 1 yaşındaki çocukları kendi odalarına hapsetmektir. Halbuki 2 yaşına kadar hiçbir bireyin kendine özel bir odasının olmasına ihtiyacı yoktur.

Kendini huzursuz hissettiği zaman sığınacak bir limana ve kokusunu hissettiğinde huzur bulacak bir anneye ihtiyacı vardır. Bunun için ilk 2 yıl bebeklerin anne yanındaki yataktan ayrı yatmaması önerilmektedir. Hatta aynı oda içindeki uzak bir konumda bulunan yatakların bile uygun olmadığı uzmanlar tarafından hatırlatılmaktadır. Aradaki mesafenin bir kol mesafesi kadar olması vurgulanmaktadır.

Bazı uzmanlar tarafından 3 aylıktan itibaren bebeklerin ayrılması gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak bu, doğruyu göstermemektedir. Bu yaklaşım 1960’larda, davranışçı ekolün etkisiyle, uzmanların, çocukların annelerine bağlı olmaması ve annelerin rahatlıkla işe gidip çalışabilmesi için ortaya atılmış bir ekoldür. Çocukların her ağladıklarında kucağa alınmaması gerektiğini, kucağa almanın ödüllendirici olduğunu ve ağlamayı sürekli hale getireceğini söylemişlerdir. Bunun yanı sıra anneye bağlı olurlarsa “anneler çalışamaz” görüşü benimsenmiştir. Bu sebeple anneden bağımsız, kendi başına bebeklerin büyümesi gerektiğine inanılmıştır.

Bu ekol karşılığında bebekler ağlaya ağlaya beşiklerinde bırakılmış ve maalesef Amerika’da 1960’larda bebek olan jenerasyonda kaçınmalı/güvensiz bağlanmanın oranı %70 olarak görülmüştür. Gerçekten pedagoji eğitimi almış olan uzmanlar, kullandıkları kaynaklarda bu bilgilere ulaşabilmekte ve güvensiz bağlanmanın asıl nedeninin anneden erken dönemde ayrılmak olduğunu bilmektedirler. Yani sanılanın aksine bağımlı olan çocuklar, güvensiz bağlanmaya sahiptir ve bu da anneden erken dönemde ayrılmaması gerektiğini bize göstermektedir.

Bebekler ağladığında kucağa alınması doğrudur.

Çocuk eğitiminde yapılan genel hatalardan biri de ağlama esnasında çocuğu kendi başına bırakmaktır. Genelde ‘ciğerleri açılsın’ düşüncesi ile onun iyiliği düşünüldüğü söylense de aslında durum tam tersidir.

Fiziksel bir acı duygusu olmadığı sürece çocuklarda ağlama, normal karşılaşılan bir durum değildir. Bu sebeple ağlamaların kaygıya işaret ettiğini ve her zaman annenin bebeğini kucağına almasının uygun olduğunu ifade edebiliriz.

Çünkü özellikle de o küçük yaşlarda bebeklerin şımarıklık için ağlama numarası yapması mümkün değildir. Ve sanılanın aksine bebekler kucağa alışmazlar.

Aksine çocuklar ne kadar çok anne kokusu ile büyürlerse anneye o kadar sıkı bağlanırlar ve kendine güvenen bireyler olurlar. “Sana çok alışacak” ya da “şımartma bu kadar” gibi söylemler ile annenin aklı bulandırılmamalıdır. Sanıldığının aksine çocukların şımarması ya da bağımlı hale getirilmesi ilgiden dolayı değil, tutarsız davranışlardan dolayı olmaktadır. Bunun için annelerin bebeklerini kucaklarına alırken ikilemde kalmaması ve doya doya severek onlara sarılmaları en doğru davranış olacaktır.

Güvenli bağlanmanın sırrı sadece uyku mudur?

Kilit nokta anne ile beraber uyumak olsa da her davranışın birbiri ile tutarlı olması gerekmektedir. Gün içinde esip gürleyip öfkenizi kontrol edemezseniz geceleri beraber uyumanızdaki sır eksik kalacaktır. Ve yine salt bir şekilde birlikte uyumak bağlanmanın gerçekleşmesine yardımcı olmayacaktır.

  • Güvenli Bağlanma İçin Neler Yapılabilir?Emzirme eylemi hem sıcak hem de bağ kurmak için en önemli zaman dilimidir. Annenin göğsünde bir taraftan fizyolojik ihtiyacını giderirken, bebeğin duygusal olarak annenin güzel sözlerine de ihtiyacı vardır. Bunun için sevgi sözlerihiç ağızdan eksik edilmemelidir. Göz teması kurarak emzirme eylemi gerçekleştirilmektedir. Anne ile bebek baş başa olmalıdır. Teknolojik aletlerden uzak kalınmalıdır. Emzirme anında uflayıp puflamamak gerekir. Karşılıklı olarak emmenin ruhsal huzuruna erişilmelidir.
  • Keyifli bir banyo da hem bağınızı kuvvetlendirebilir hem de banyoyu çocuğunuza sevdirebilir.
  • Altını değiştirme esnasında kullanılan yumuşak hareketler ve sözcükler de bağınızı kuvvetlendirebilen bir etkiye sahiptir. Yine burada da anne ve bebek baş başa kalmalıdır. Hem mahremiyet hem de bağlanma için önemlidir.
  • Beraber resim yapmak, oyun oynamak, masal okumak, sohbet etmek güvenli bağlanmanın güçlerinden sayılabilmektedir.
  • Şiddetin hiçbir türü hayatınızda olmamalıdır. Psikolojik şiddet dahi bağlanmayı zedeleyecek güce sahiptir. Fiziksel şiddeti söylemeye gerek bile yok sanırım.
  • Yöneten değil, kılavuz gibi rehber olan ve destekçi bir anne baba olunmalıdır.
  • Engellemelerden (yapma, otur, sus, konuşma, yeme, elleme, gitme, gelme, karıştırma gibi) uzak kalınmalıdır.
  • Kıyaslamalardan uzak kalınmalı ve biricik oldukları çocuklara hissettirilmelidir.
  • Duygularını hafife almamalı ve aşağılayıcı tavırlardan (her türlü psikolojik şiddet unsurundan) uzak kalınmalıdır.
  • Özel ve kaliteli zamanlar sıklaştırılmalıdır. Özel an çocuk ve anne/babanın beraber anlam kattığı duygusal anlardır. (Evde anne iş yaparken mutfakta çocuk ile bir arada olma ve bir taraftan iş yaparken bir taraftan sohbet etme bile özel an sayılabilir.) Çocukla kaliteli zaman geçirmek demek 7 gün 24 saat bir arada olmak demek değildir. Annenin de kendine zaman ayırması gerekir.
  • Yorum yapabilmek için yapmanız gerekli
1 sonucu gösteriliyor
Cevabınız

Lütfen göndermeden önce yapınız.