Oğlum Laf Dinlemiyor.

Cevaplandı
3
0

Merhabalar. 26 aylık oğlum var. Genelde birlikte dışarı çıkıyoruz oyun oynuyoruz kitap okuyorum yada anlatıyorum kahramanları .o soruyor ben soyluyorum, yemek yapıyoruz herşeyi birlikte yapıyoruz ama şöyle bir sıkıntımız var yemeği kendi yemek istemiyor oyun oynarken bana yedirtiyor eline verdiğim zaman bana tekrar veriyor inatlaşmak da istemiyorum bide eğer istemediği bir şey yerse yada zorlasam kusuyor yediklerini. herseyi ağlayarak yaptırmaya çalışıyor yapmıyorum bende eşim le çok mücadele icindeler iktidar mücadelesi veriyor ikiside eşim her dediğini yapıyor aman sussun aman ağlamasın istediği olmadiginda bu kez de kendini dengeli bir şekilde yere bırakıp öyle ağlıyor birde canı isterse konuşuyor neler yapabilirim acaba tesekkurler

  • Yorum yapabilmek için yapmanız gerekli
En iyi Cevap
3
0

Merhaba,

Tek tek kısa ve net olacak şekilde yanıtlar vereyim.

Kendi yemek istemiyorsa pratik bir çözüm ile 1 kaşık siz yedirin, 1 kaşık kendisinin yemesini destekleyin.

Diğer bahsettiğiniz durumlar ise 2 yaş döneminin getirileri ve sağlıklı bir çocuk hali aslında. Bu dönemi daha yakından tanımanız gerekiyor gibi görünüyor. Bebeklik dönemi “hayır” denmesi gereken ve kızılarak davranış öğretilmeye çalışılması gereken bir dönem değildir. Henüz psikolojik doğumu gerçekleşmemiş her birey sadece gözlem yolu ile iyiyi doğruyu kopyalar. Sizin bebeklik döneminde yapmanız gereken evin düzenini çocuğa göre ayarlamaktır. Mesela TV oynamayacak şekilde duvara sabitlenmelidir. Çocuklar bu dönemde fidan sürecindedir ve bolca güven, sevgi ile sulamamız gerekir. Kızmak, hayır demek, bağırmak, ceza vermek gibi yöntemler sadece bağlanmayı zedeler. Ayrıca her hayır dediğimiz zaman merak dürtülerine zarar veriyor gibi bir etki bırakırız. Bunun için “EVET”in gücünü keşfetmelisiniz. Mesela dolapları karıştırmak istediği zaman “Evet o dolabı boşaltmak istiyorsun. Hadi beraber yapalım”, bir eşyayı atmak istiyor diyelim “Evet onu atmak istiyorsun. Hadi topu atalım ve oyun oynayalım.”, yere bir şey döktü diyelim “Aaahh tatlım döküldü mü? Hiç sorun değil. Tamam gel beraber silelim.” gibi ifadeleri ve yöntemleri kullanmalısınız. Toplumumuzda bilinen en büyük yanlışlardan biri çocuklara bebeklik döneminde engel olmanın marifet sayılmasıdır. Hatta size de çokça baskı yapılıyor ve annelik makamınıza bile karışanlar oluyordur. Bu tip tabuları dinlememenizi ve ev içinde bebeklik döneminde çocuğunuza özgür bir ortam sunmanızı öneririm. Evde ne kadar özgür olursa bir çocuk dışarıda hiç de aç gibi saldırmayacaktır. Düşünsenize evde karnını doyurup çıkan birinin ilk ihtiyacı yemek yemek olmaz. Evde bu dönemde alabileceğiniz bazı önlemlere örnek verebilirim.
-TV, mobilya, dolap gibi eşyalar duvara sabitlenmelidir. Bu hem çocuk hem de yetişkin için bir önlemdir. Depreme karşı güvenlik önlemlerini hatırlayabiliriz.
-Deterjan gibi ürünler kolayca ulaşılması gereken yerde durur. Bunları güvence altına almak için sadece bir dolaba toplayın ve sadece o dolabı kilitleyin. Diğer tüm dolaplar çocuğun kullanımına açık olsun. Bebeklik döneminde en önemli ihtiyaçlardan biri ev eşyalarına nüfuz etmektir. Hatta oyuncaklardan daha çok mutfak eşyaları ve ev gereçleri dikkatlerini çeker. Bu olması gereken ve oldukça sağlıklı bir gelişim sürecidir. Hatta eve ne kadar çok nüfuz edebilirse aile içi bağlanma da o kadar güçlenecektir.
-Etrafta çocuğa zarar verebilecek ne varsa kaldırılmalıdır. Kırılacak süs eşyalarının yerini plastik türde ve çocuğun da inceleyebileceği objeler almalıdır. Yani evde anne babanın eline alıp erişebildiği her eşyaya çocuk da erişebilmelidir ki merak duygusuna ket vurulmasın. Çünkü merak duygusuna ket vurmak, okul zamanında eğitimden soğuyan çocuklara bile sebep olabilmektedir. Merak ilerleyen bir süreçtir. Bebeklikten başlar.
Bu tip değişimler işinize yarayacaktır.
Bir de Daniel J. Siegel ve Tina Payne Bryson’ın “Bütün Beyinli Çocuk” kitabını okumanızı öneririm.
Sizin yaşadığınız durumda biraz güvenli bağlanmanın da güçlenmeye ihtiyacı var. Çünkü sürekli olarak bakımını üstlendiği kişilerin değişmesi bağlanma sendromuna neden olabilir.
Hem güvenli bağlanmayı güçlendirmeniz hem de özerklik dönemini daha yakından tanımanız gerekiyor.
Bunun için şu gönderilerime ve yazıma bakmanızı öneririm:

View this post on Instagram

Güvenli bağlanmayı biraz da maddeler halinde burada paylaşmak istedim. Yukarıda güvenli bağlanmayı güçlendirmek için gerekli olan adımları anlatmaya gayret ettim en kısa hali ile. Zaman zaman sorularınızda da bu zedeler, şu güçlendirir diye sık sık yanıtlar veriyorum. Bunlara ek olarak birkaç doğru bilinen yanlışa açıklık getirmek istiyorum: 🔸Bebeğini emziremeyen anneler de güvenli bağlanma sağlayabilir. Bazı yerlerde sanki bu hususta anneler hatalı gibi söyleniyor. Onların doğruluğu yoktur. Önemli bir detay vardır: Mama yerken de emzirme pozisyonunda durmak önemlidir. Çünkü kalp atışı hem sakinleştirici hem de güven verici bir ilaçtır. O emzirme pozisyonu kilit nokta. 😊 🔸Dış etkenlerden gelen müdahaleler anne baba (özellikle de anne) izin vermedikçe bağı koparamaz. Dıştan gelen olumsuzlukları anne/baba destekler ise işte bu zedeleyici olabilir. 🔸Mükemmel anne baba olmayı kendimiz dahil hiçkimseden beklemiyoruz. Sadece aramızdaki bağın mükemmel olabilmesi için her şeyi yapmayı bekliyoruz. Çünkü yapabiliriz ve istediğimiz herkese yapıyoruz. İşte öncelik hep çocuklarımız olmalı. 🤗 🔸Güvenli bağlanma daha önce de bahsettiğim gibi çoklu bağlanma ile de gerçekleşebilir. Bunun için çalışan anne olmak, güvenli bağlanma kuramayan anne olmak demek değildir. İçiniz rahat olsun. 😊 . . . . #psikolog #pedagog #rumeysademirörs #psikoloji #pedagoji #pedagojikdestek #pedagojiktavsiye #doğruiletişim #rehberebeveyn #bağlanma #güvenlibağlanma #çocukpsikolojisi

A post shared by Rümeysa Demirörs/Uzman Pedagog (@psk.rumeysademirors.official) on

View this post on Instagram

Gelin bir konuda anlaşalım. Çocukların gelişimine uygun beklentiler içinde olalım, anlaştık mı? ☺ Tanımıyor muyuz, anlamıyor muyuz onları? Okuyalım bol bol. 🦋🦋🦋🦋🦋 Empati kuralım gelin yine. Okuma yazma yok, konuşma becerisi de gelişmedi. Bu da yetmezmiş gibi sürekli gelişiyorum, büyüyorum derken ağrılarınız, acılarınız, içinizde tanım veremediğiniz fırtınalarınız oluyor. Bu da yetmezmiş gibi elinizdeki beceriler ile tepki (bağırma, ağlama, inat vs.) verdiğinizde, sizi anlamayan büyükleriniz ile savaşmak zorunda kalıyorsunuz. 🤷 Ne hissedersiniz? 💫 💫💫💫💫 ✨ 4 yaşına kadar bir çocuk kuralları öğrenemez, tanımaz. Kalıba sığmazlar. ✨ Kaç defa anlattım dediğiniz konuları edinemez, öğrenemezler. Fizyolojik ve psikolojik gelişimi müsait değildir bir kere. ✨ Benden uzakta olsun, benden bağımsız büyüsün denecek yaşlar ilk 4 yıl değildir. Dünyayı tanırken yapayalnız mı kalsın? ✨ İlk 4 yıl koza içindeki yaşam hali gibidir. Büyümesi ve olgunlaşması gerekir. Bu süreçte de ruhsal olarak destek alması gerekir. Destek alırken de karşısında bağıran, kızan, bastıran, sindirmeye çalışan büyükler ile hiç anlaşamaz. ✨ Ne kadar iyi davransanız da zaman zaman ters tepebilir. Çünkü kişiliğin temeli oluşurken kimi zaman kar kimi zaman yağmur yağar kimi zaman fırtına çıkar çocukların ruhlarında. 🌸🌸🌸🌸🌸 Onlardan fazlasını beklemeyelim. Zira yıllardır bu hayatta tecrübesi olan biz yetişkinler bile hala iletişim sıkıntısı yaşıyoruz. Onlardan neden mükemmelliyetçilik bekleyelim ki? Baksanıza daha minicik bir beden. 😊 Minicik bir beden ama kalpleri bir o kadar kocaman. Ve kocaman kalpler, kırılmak için daha narin olur. ❤️ . . . . . . #psikolog #pedagog #rumeysademirörs #psikoloji #pedagoji #pedagojikdestek #pedagojiktavsiye #doğrubilinenyanlışlar #doğruiletişim #ebeveynköşesi #çocukpsikolojisi #ezberbozanpedagog #çocuğutanımak #çocuğuanlamak

A post shared by Rümeysa Demirörs/Uzman Pedagog (@psk.rumeysademirors.official) on

  • Yorum yapabilmek için yapmanız gerekli
1 sonucu gösteriliyor
Cevabınız

Lütfen göndermeden önce yapınız.