ŞOK Diyetler X

Bireyler bazen sağlık için, bazen zorlu bir hastalığın pençesinden kurtulmak için, bazen de kendince daha iyi bir fiziğe sahip olmak için diyet yaparlar. Özellikle yaz aylarında artan kilo verme isteği bireyleri çoğu zaman yanlış diyet yapmaya, beslenme alanında uzman zannedilen yanlış kişilerden yardım almaya veya gerek besin gerek spor olsun bir mucize aramaya itmektedir. Aslında kilo vermek isteyen her bireyin (gayet farkında olsa da!) göz ardı ettiği bir nokta var ki o da; hızlı kilo vermekten öte sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin en önemlisi olduğudur. Diyetin mevsimi olmaz, olmamalı da fakat yaz aylarında kilo vermek isteyenler oldukça artar. İşte tam da bu dönemlerle birlikte çok kısa sürede hızlı kilo verdirmeyi vadeden şok diyetler ve mucizevi besin arayışları artar. Zayıflamak isteyen birey öncelikle öğün sayısını düşürmek, ekmeği sıfırlamak ya da kısmak, kendini açlığa mahkum etmek gibi hatalarla yola çıkar. Ve en sonunda hızlı bir şekilde kilo vermiş olsa bile (ki bu durum da nadirdir) daha fazlasını geri almış olarak zayıflama diyetlerine küsmüş ve zayıflamaktan ümidini kesmiş olarak hayatına devam eder.

Kişi zanneder ki aç kalırsam, öğün atlarsam, besin tüketimini azaltırsam daha çabuk zayıflarım. Oysa besinler vücudun yakıtıdır. Yani besin alımı azaldığında vücudun ihtiyacı olan temel besin ögeleri alınamaz. Uzun zaman aralıklarıyla beslenmek, kan şekerinde düzensizlikler oluşturur. Uzun süre aç kalmış vücut yağ depolarını yakmak yerine yağ depolamaya ve kas depolarını kullanmaya başlar böylece kişide kas yıkımı başlar. Yine uzun süre aç kalmış bir insanın metabolizması yavaşlar, ilk etapta hızlı kilo verilse de kilo verme hızı düşer hatta durur.

Kilo veriyorum, yetmez mi? Verilen kilonun kas kaybı mı yağ kaybı mı olduğu çok önemlidir. Bir diyetisyen tarafından kişiye özel hazırlanmış zayıflama programı bu kurala sadıktır fakat popüler şok diyetler veya tek tip beslenme içeren diyetler bu ilkeden oldukça uzaktır.

Dünya çapında 20 binden fazla diyet türü bulunmaktadır. Bunların içinden sağlıklı olanları olsa da temel beslenme ilkelerinden uzak olan, diyetisyen tarafından önerilmeyen diyetler kesinlikle uygulanmamalıdır.

Şok diyetler, adı üstünde vücutta ŞOK etkisi yapar. Vücudunuz bu şoku atlatamayabilir, şokun etkisi uzun sürebilir, kalıcı hasarlar bırakabilir veya sonu ölümle bitebilir. Örneğin; yağdan kısıtlı diyetlerde elzem yağ asitleri alınamayacağından ,vücudun doku hasarı artar, körlüğe kadar giden göz kusurları, sindirim problemleri, kemiklerde yumuşama ile birlikte kemik kırılganlığında artış görülebilir. Yüksek protein içeren diyetlerde ise gut hastalığına yakalanma, kan yağlarında artış ve böbrek hastalıklarına yakalanma riski artar. Şok diyet sonrası bireylerden sıkça duyulan cümle, “Yemek yeme isteğimi durduramıyorum.” dur. Bunun nedeni, uzun süre tek tip beslenme ve uzun süre aç kalmanın vücudun stres yükünü artırması ve iştah hormonlarını harekete geçirmesidir. Dolayısıyla şok diyet sonrası daha iştahlı bir birey olarak geri dönmek olasıdır.

Yeşil çay, Brüksel lahanası, mısır püskülü, avokado yaprağı, kiraz, yaban mersini, yulaf, brokoli, salatalık, keten tohumu, acı biber ve acı baharatlar… Bu besinler sağlıklı olmasının yanında kilo vermeye yardımcıdır. Fakat tek tip beslenme uygulandığında mucizevi bir etki yapmaz ve tek başına zayıflama etkileri yoktur. Klinik çalışmalarla desteklenmiş besin takviyeleri, doktor ve diyetisyen gözetiminde tüketilebilir. İçeriğini ve vücuda etkisini bilinmeyen zayıflama ürünleri ve besin takviyeleri tüketilmemelidir. Aksi takdirde ölümle sonuçlanabilir.

Şok diyetler dediğimiz çok düşük kalorili diyetlerin bazı yan etkileri:

  • Baş ağrısı,stres ve gerginlik hali,yorgunluk
  • Kardiyak aritmi dediğimiz kalp atış hızının bozulması
  • Hipotansiyon
  • Bulantı, kusma, kabızlık ve ishal durumu
  • Kadınlarda regl düzensizlikleri ve böbrek taşı oluşumu riski
  • Kuru cilt, saç dökülmesi, tırnak kırılması, metabolizma hızında azalma
  • Bireyin açlık tokluk dengesinin bozulması (yani iştah artışı sonucu daha hızlı kilo alma)

Sağlıklı kilo vermek için en temel üçlü: DÜZEN – DENGE – ZAMANINDA BESLENME

Sağlıklı günler dilerim…


Diyetisyen Ayşe ÜNAL’ın yazıları için tıklayınız…