Kendine özgü yapısıyla diğer dinlerden ayrılan Şintoizm, Japonların yerli ve milli olan dini inançlarıdır.

Şinto ve Şintoizm Anlayışı

Şinto kelimesi, “Tanrıların Yolu” demektir. Japonca’da “Kami No Miçi” (Kamilerin/Tanrıların Yolu) şeklinde ifade edilir ve Çince’de Şentao olarak bilinir. Sosyal anlamda ise Şinto; Kamilerin arzu ve isteklerine uygun olan eylemler ve ibadetler neticesinde ortaya çıkan manevi hayatı ifade etmektedir. Herhangi bir kurucusu olmayan Şintoizm; milli, ilkel, çok tanrıcı diğer dinlere tepki göstermeyen ve resmi inanç sistemine sahip olmayan bir dindir. Günümüzde Japonya başta olmak üzere Japonların yaşadığı ülkelerde yaygınlık kazanmıştır. Dinin özelliği bakımından dinin mensuplarının sayısı Japonların sayısı kadar olduğu kabul edilmektedir. Tipik bir millî din olması ve tabiatı yüceltmesi Şintoizm’in temel iki özelliğidir. Şintoist olan kişi, aynı anda birden fazla din seçebilmekte ve başka dinlerin mensubu da olabilmektedir. Bu anlayış, “Biz Şintoist doğar, Budist ölürüz” şeklinde formülleştirilmiştir. Dillerine ve kültürlerine sıkı sıkı bağlı olan Japonlar, dinlerini de millileştirmiştir. Bu özellikleri ve anlayışları dolayısıyla Şintoizm, Japonların milli ve geleneksel dini olarak anılır olmuştur.

Şintoizm’in değişik şe­killeri, anlayışları ve uygulamaları vardır. Günümüzde bu anlayışlar ve uygulamalar dört gruba ayrılır.

  • İmparatorluk Evinin Şintosu:

    İmparatorluk Evinin Şintosu, İmparatorluk Sarayına aittir ve İmparator tarafından icra edilen dinî törenden ibarettir. Bu tören; Japon İmparatoru tarafından Güneş Tan­rıçası (Amaterasu-ö-mikami) şerefine yapılmaktadır.

  • Mabetler Şintosu:

    Mabetler Şintosu, Şinto Geleneği’nin başlı­ca akımını; dinî inançların ve yöntemlerin tamamını oluşturmaktadır. Genel olarak bu Şinto ile ilgili törenlerin mabetlere odak­laşmasından dolayı “Mabetler Şintosu” olarak isimlendirilmiştir. Kuru­cusu olmayan Mabetler Şintosu, I.Yüzyıl’dan önce oluşmuştur. İmparatorluk Evinin Şintosu ile Mabedler Şintosu, “Devlet Şintosu’nun merkezini oluştur­maktadır. Japon kimliğini takviye etmek amacıyla icra edilmektedir. Dini olmaktan çok hükümet müessesesi durumunda olan Devlet Şintosu, Meiji dö­neminde başlamış ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kaldırılmıştır.

  • Mezhepler Şintosu:

    On Üç Dinî Gruba dayanan Mezhepler Şintosu, genel olarak XIX. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu On Üç Dinî Grubun biri hariç on biri karizmatik şahsiyetler tarafından kurulmuştur. Bu Şinto Grupların hepsi, Mabedler Şintosu’ndan daha çok, kişisel iman öğretimi üzerinde durmaktadır.

  • Halk Şintosu:

    Halk Şintosu, Şintoizmin önemli şekillerin­den biri ve Japon halkının benimsediği Şinto’dur. Bu Şinto; Japon Toplumunun dinî inançlarını ortaya koymakta ve büyüsel dinî mera­simlerde ve halk uygulamalarında açıkça kendini göstermektedir.

Şintoizmde Tanrı İnancı

Şintoizm’de ruha veya Tanrıya “Kami” denir. Kami; Tanrı, İlâh anlamına geldiği gibi üstün, yüksek anlamında da kullanılır. Ayrıca ruh ve Tanrının; kutsal, güçlü, acayip, sırlı, kor­kulan, insan kavrayışının üstünde/dışında olduğunu da ifade eder.

Şintoizm’de, ruhun ölümden sonra yaşadığına, ataların nesilleri koruduğuna ve ölen herkesin “Kami” olduğuna inanılır. Ancak her kami Tanrı değildir. Japonlar, göremedikleri kamilerin “Tanrı Evi”nde olduğunu kabul eder. Her kami’nin kendisine göre bir özelliği, görevi ve yapısı; koruyuculuğunu ve kuruculuğunu üstlendiği bir nesne veya olgu bulunur. Boyların koruyuculuğunu yapan ve Ujigami olarak adlandırılan kamilere çok fazla önem verilir.

Şintoizm’de her şeyi yaratan ve yöneten bir Tanrı anlayışı yok­tur. Varlığın varoluşunun kamilerin işbirliği sonucu olduğu kabul edilir. İm­paratorluk ailesinden birisine ait olan ve en üstün Kami olarak kabul edilen Güneş Tanrıçası’nın (Amaterasu) da diğer kamiler ile işbirliği içerisinde hareket ettiğine inanılır.

Şintoizmde; tanrıların/ruhların sayısı sekiz milyon civarındadır. Tanrı çokluğu, Şintoizm’in ayırt edici özelliğidir. Bunların en büyüğü Güneş Tanrıçası Amaterasu‘dur. Amaterasu’nun Tanrılık sembolü ayna ve merkezi kült yeri Ise’dir. Ateş Tanrısı “Atago” da önemli ve tehlikeli Tanrılar arasındadır. Bunun dışında Göğün Merkezinin Kamisi, Güneş Tanrıçası, Ay Tanrıçası gibi birçok Tanrı ve Tanrıçalar bulunmaktadır. Gök ülkesini Güneş Tanrıçası Amaterasu yönetir.

Deniz ve fırtına, gıda, ev, ocak, mutfak, belirli yerler, yollar, çeşitli mesleklerin Tanrılarına kadar çok sayıda tanrının varlığına inanılır. Bu gruba Amaterasu’nun neslinden geldiğine inanılan İmparator da dahildir. Büyük devlet adamlarından ve kumandanlardan da Tanrılaştırılanlar vardır. Bunun yanında ruhlarının kötü olduğuna inanılan kimselerde bulunmaktadır. Japonlar dünyanın iyi ve kötü ruhlarla dolu olduğuna inanırlar.

Güneş Tanrıçası Amaterasu, Şintoizm’de Tanrılar panteonunun zir­vesinde bulunur ve Gök Ülkesini temsil eder. Japon İmparatoru da Güneş Tanrıçası’nın torunudur. Şintoistlere göre dünyanın idaresi Tanrılar Meclisinin elindedir. Ay Tanrısı Tsukiyomi’nin rolünü kısmen firtına ve deniz Tanrısı Susanowa alır. Eski zamanların Gıda Tanrısı Inari de günü­müzde “Prinç Adam”dır. Onun kutsal hayvanı ise Tilki’dir. Bu sebeple mabetlerde tilki beslenir veya tilki heykelleri bulundurulur.

Şintoizm’de Tanrılar; insanlara benzer doğum, ev­lenme, ağlama gibi ahlaki ve sosyal faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu Tanrı ve Tanrıçalar, tabiattaki güçler ile ilgilidir. Şintoistlere göre Gök (Baba) Tanrı ile Yer (Ana) Tanrı, bütün Japon adalarını ve diğer tabiat tanrılarını oluşturmuştur.

Şintoistler; dünyanın gök, yer ve yeraltı olmak üzere üç tabakadan ibaret olduğuna; her üç tabakada da tanrıların oturduğuna inanırlar. Yeraltı dünya­sında ise ölüler ve devler bulunur. Yaşa­yanların ölülere muhtaç olduğu inancı çerçevesinde; ölülere yiyecek, içecek, eşya ve benzeri şeyleri ikram edilir.

Şintoistlere göre insan varlıkları ve diğer canlılar, kamilerin doğa­sına sahip olabilmektedir. Hayat, kamilerle beraber ve onlarla uyum ha­linde, saf bir kalbin inayeti neticesinde bilinebilmektedir. Bu süreçte de kamilerin himayesinde takdise geçilebilmektedir. Bunun ihtiva ettiği mutluluk, gelecek hayat için değil, özellikle bu hayat için beklenmektedir.

Şintoizmde Ahlâkî ve Sosyal Yapı

Konfüçyüsçülükteki “ahlâk anlayışı”na paralel bir ahlâk anlayışı

benimsenen Şintoizm’de kötülük anlayışına ahlakî açıdan bakılmamakta ve kötülüğün tövbe ile değil temizlik gibi dini ritüeller ile çözülebileceği kabul edilmektedir. İyilik anlayışına da “kamiler” açısından bakılmakta ve insanlar “kamilerin yolu”nu takip ederek iyi olacağına inanılmaktadır.

Şintoistlerde sosyo-kültürel konular ve geleneksel değerler ah­lâkî kurallarda etkili olmakta; geleneksel değerlerin zayıflaması ve bu değerlerden uzaklaşılması ahlâkî yozlaşmanın, millî ve kültürel çö­zülmenin sebebi sayılmaktadır.

Şintoizm’de neyin ne zaman ve nasıl yapılacağı kurallara bağ­lanmıştır. Bağlayıcı olan bu kurallara “Töre” denilmektedir. Töreler vazgeçilmez emirler, uyulması gereken görevler kabul edilmekte ve Japon kültürünün nesilden nesile aktarılmasını sağlamaktadır.

Şintoizm’de Kutsal Kitaplar

Şintoizm’de; Tevrat, İncil ve Kuran gibi olmasa da tarihî ve manevî yönden kutsal kabul edilen kitaplar vardır. Bu eserlerden ilki, İmparatorun emri ile toplanan ve “Eski meselelerin kaydı” olarak ifade edilen Japonca yazılmış olan Kojiki’dir. Kojiki,  628-712 yılları arasındaki olayları ve Japonya’nın tarihini ihtiva eden günümüze ulaşmış en eski esedir.

İmparatorun emri ile 712 yılında O no Yasumaro tarafından ya­zılmış olan Kojiki; Kamitsumaki, Nakatsumaki ve Shimotsumaki şeklinde üç bölümden oluşmakta ve resmî tarih niteliği taşımamaktadır. Kojiki’de, devletin ve imparator Ailesinin ilahi kaynağından, insanlı­ğın başlangıcından, birçok Japon hikayesinden ve efsanesinden de bahsedilmektedir. Ayrıca bazı şarkılar da bu kitapta yer almaktadır.

Kojiki’nin devamı niteliğini taşıyan Nihongi ise Kojiki’nin yo­rumu mahiyetindedir. Nihongi veya Nihonşoki, Kojiki’den sekiz yıl sonra, 720 yılında, “Japonya Vekayinameleri” olarak Çince yazıl­mıştır. Nihongi, Kojiki’den daha ayrıntılı olup mitolojileri de ihtiva etmesi bakımından Kojiki’nin tamamlayıcısı niteliğini taşımaktadır. Tam bir tarihî içeriğe sahip olan Nihongi de Kojiki gibi mitolojik hikayeler ile başlamakta ve tarihî olaylar ile devam etmektedir. Bu eserde ayrıca, erdemli yöneticilerin değerleri ve başarıları ile kötü yöneticilerin hatalarına dair bilgiler de verilmektedir.

Kojiki ve Nihongi, Japonlar nezdinde büyük bir öneme sahiptir. Bu eserler; Japon İmparatorlarının ve çeşitli boyların tarihini anlatmaktadır. Eski Şinto törenleri ve diğer uygulamaları ile Japon boylarının yapıları ve hakları konusunda da bilgiler vermektedir. Japon toplumunun haklarının bir ifadesi olarak da değerli görülen bu eserler; Japonlara göre Japon İmparatorluğunun geçmişi ve Japonların soyu ile gelenek ve görenekleri konusundaki meselelerini çözüme kavuşturma amacını taşımaktadır.

Şintoizmde Mabed ve İbadet Uygulamaları

Şintoizm’de mabet önemlidir ve “kamilerin mekanı” olarak görülür. Bu mabetlerde dua edilir ve belirli törenler yapı­lır.

  • Mabed

Şintoizm’de mabetler halkın kamilere olan inançlarının bir teza­hürü olarak algılanmakta ve “kami evi” anlamındaki “Jinja” olarak isimlendirilmektedir. Ahşap veya taş bir yapı olan Jinjalar, genellikle, sakin yerlerde, orman alanlarında, yol kenarlarında inşa edilmektedir. Bu yapı, cemaatin dua ettiği ve kamilerin yaşadığına inandığı, sadece rahiplerin girebildiği iki bölmeden oluşmaktadır.

Şinto mabetlerinin bağlı olduğu birlikler vardır. Bu birlikler en önemlisi Şinto Tapınak­ları Birliğidir. (Jinja Honço)

Şinto Tapınakları Birliği, 46 eyaletin temsilcilerden oluşan bir idare heyeti ile yönetilmektedir. Bu heyet hem idareci seçme hem de her türlü kararları alma ve uygulama imkanına sahiptir. Bu birliğin alt birimleri, her birimin de kendi içerisinde ilişkileri ve sorumlulukları bulunmaktadır.

İmparator da birinci derecede rahip olarak kabul edilmekte ve rahip kıyafetiyle tasvir edilmektedir.

Şinto mabedine rahip olmak isteyen kimse, Birlikler tarafından düzenlenen kurslar veya eğitim neticesinde göreve atanabilmektedir. Her mabedin bir başrahibi bulunmaktadır. İlk zamanlar asil ailelere mensup kadınlar da rahibe olarak görev yapmışlardır. Ancak evlenen kadınlar mabet görevinden çekilmektedir. Şinto mabetlerinde törensel dansları icra etmekle gö­revli olan kızlar da vardır.

Japonya’da binlerce mabet vardır. Bunların en önemlisi de Ise’de Amalerasu adına yapılmış olanıdır. Mabetlerde genellikle ayna, kılıç, mücevherli taç ve Amaterasu’nun heykeli bulunmaktadır.

Şintoizm’de en yaygın mabetler, küçük ve tek yapılı olan mabetlerdir. Bu mabetlerin ana ibadet yerinin tam karşısında ufak bir ibadet odası, ibadetten önce ağzı çalkalamak ve parmak uçlarına su dökmek sureti ile törensel arınma için bir şadırvan ve birçok bölmeler bulunmaktadır. “Ana ibadet yeri” ile ufak ibadet odasının arasında da bir sunu odası ve dua yeri vardır. Büyük mabetlerde ise tören salonu, rahip odası ve kutsal dükkan gibi daha fazla odalar yer almaktadır.

Şintoizm’de Kami’nin varlığının simgesi olarak kutsal bir nes­ne ve önünde de sunular için bir alan vardır. Mabedi kutsallaştırdığına inanılan bu nesne, mabedin iç odasında durmaktadır. İbadet günleri dışında kapalı tutulan “kutsal nesne’nin yer aldığı bölümde; sunuların konulduğu masalar ve genellikle masaların yanında da bayraklar, in­san veya hayvan suretleri bulunmaktadır.

Mabedin girişinin üstüne veya mabedin içindeki kirişlere resim­ler asılmakta ve önüne de bir “sunu kutusu” konulmaktadır. İki yanına zikzak bir biçimde katlanmış beyaz kağıt şeritlerin asılı olduğu bir çubuktan oluşan ve Gohei olarak isimlendirilen, Kaminin varlığına delalet eden bir “sunu” ve her Kami için de birer tane Gohei vardır.

Bu simgelerden başka Şinto mabedlerinde uzunlamasına birçok kağıt ve keten şeritlerden “arınma çubuğu” bulunmaktadır. Bu çubuk; ibadet zamanlarında içinde durduğu kabın içerisinden alınmakta, din görevlisi tarafından arındırılacak kişi veya nesneye yüzünü dönmek sureti ile önce sol, sonra sağ ve tekrar sol omuzun üzerine sallamaktadır.

  • İbadet Uygulamaları

Şintoizm’de ibadet; mabetlerde olduğu gibi evlerde de bireysel olarak güneş, dağ, akarsu gibi tabiat, hayvan ve insan ruhları olan “Kami’lere yapılmaktadır. Şinto ibadetleri, “Kami-dana” veya “Kami-rafı” adı verilen ve içerisinde kutsal şeyler olan kutular önün­de yerine getirilmektedir. Bu ibadetlerin amacı; birey veya toplumun başına gelmiş talihsizliği kırmak veya olumsuz etkilerinden kurtularak huzuru ve mutluluğu yakalamak yolunda kamilerden yardım almaktır.

Evlerde yapılan ibadet son derece basit ve sade olup arınma (harai), sunu (şinsen), dua (norito) ve simgesel tören (naorai) olmak üzere dört ana unsurdan oluşmaktadır. Bu ibadetlerde kişi erken kalka­rak yüzünü yıkamakta, ağzını çalkalamakta kamilere ve ata ruhları­na ibadet ederek bedenenini ve zihnini arındırmaktadır. Arınma, tüm günahların ve kötülüklerin giderilmesi amacıyla yapılmakta, bu işlemi hem cemaat mensupları hem de rahipler icra etmektedir. Arınma işle­mi, kişinin ağzını çalkalaması ve parmak uçlarından temiz su akıtması ile gerçekleşmektedir. Bu işleme, “El Suyu (Temizu)” denilmektedir.

Mabetlerdeki ibadet zamanında kişi, temiz keten çamaşırlarını giyer ve arıma işlemini yapar. Mabede girdiğinde Tori’nin altından ve çakıllar­dan oluşan mabed yolundan geçerken kalbinin arındığını düşünür. Şadırvana gelindiğinde şapka, başörtü ve ceket gibi şeyler çıkartılır. Burada simgesel arınma işleminden sonra Cemaat ile ibadetin olmadığı Jinjalarda halk kendilerine ayrılmış bölümde ibadet eder; bu amaçla jinjaya gelen kişi  ilk olarak ucunda zil takılı olan ipi çekerek gürültü yapmak sureti ile kamilerin dikkatini çeker ve oradaki bağış kutusuna para atar. Arınma işlemi rahibin arınma duasını okuması ile başlar. Daha sonra arınma çubuğu karakteristik biçimde sallanır. Bu esnada da genellikle tuz veya tuzlu su serpilir. Çünkü onlara göre böyle bir uygulama, doğru bir hayat kazandırır ve günlük hayatta kamilerin yardımını sağlar.

Arınma işleminden sonra da kamilere sunu işlemi başlar. Bu işlem, ata ruhlarının mutsuz olacağı ve ihmal neticesinde olumsuzlukların ger­çekleşeceği korkusu ile günde iki defa yapılır. Sunular, genellikle özel odalarda hazırlanır ve arındırılır. Daha sonra düzenli ve törensel bir hava­da tepsiye yerleştirilerek sunu masalarının üzerine konulur. Sunular genel olarak pirinç, tuz, para, yiyecek ve içecek; maddi eşyalar ve simgesel nesnelerden oluşur. Sunuların ardından Japonca dualar olur.