Sigmund Freud

Avusturyalı nörolog, psikiyatrist, psikanalizin kurucusu. 20. yüzyılın en etkili ve tartışmalı düşünürlerinden biri olarak kabul edilir.

Hayatı

Sigismund (Sigmund olarak daha sonra değiştirilmiştir.) Freud, 6 Mayıs 1856’da Freiberg- Moravia’da (Şimdi, Çekya-Pribor) doğdu. Babası Yahudi bir yün tüccarıydı. Aile ekonomik nedenlerden dolayı önce Leipzig’e daha sonra Freud’un eğitim gördüğü Viyana’ya yerleşti. Sigmund Freud 1873 yılında Viyana Üniversitesinde tıp okumaya başladı. Mezuniyetinin akabinde ekonomik ihtiyaçları için gönülsüz olarak girdiği Viyana Genel Hastanesi’nde çalıştı. 1886 yılında çok aşık olduğu ve hayatının sonuna kadar mutlu yaşadığı Martha Bernays ile evlendi ve altı çocuğu oldu.

1900 yılında, Freud’un rüyaları bilinç dışı arzu ve deneyimler açısından analiz ettiği “Rüyaların Yorumu” adlı ana çalışması yayınlandı. Yaptığı çalışmalar ve yarattığı etki onu 1902 yılında Viyana Üniversitesi’ne Nöropatoloji Profesörlüğüne taşıdı. Freud’un hayatının dönüm noktalarından biri de Birinci Dünya Savaşıdır. Savaşın akabinde klinik çalışmalarını azaltarak tarih, sanat, edebiyat ve antropolojiye yoğunlaştı. 1933 yılında Freud için Nazi zulmü başladı ve 1938’de Nazilerin Avusturya’yı ilhak etmesinden sonra karısı ve kızı Anna ile Londra’ya yerleşti. Freud’a 1923’te kanseri teşhisi kondu ve 30’dan fazla ameliyat geçirdi. 23 Eylül 1939’da kanserden öldü.

Psikanalizin Temelleri ve Katarsis

Psikanaliz teorisi, Psikanalizin gizli ebeveyni ve Freud’un çalışma arkadaşı olan Josef Breuer‘nin çalışmaları ile başlamıştır. Breuer, histeri tanısı konulan ve Anna O. olarak bilinen bir kadında görülen semptomların; kadının tüberkülozdan ölen babasıyla ilgilendiği dönemde yaşadığı olumsuz duygulardan kaynaklandığını keşfetti. Breuer, kadını hipnoz etkisindeyken anılarını tekrar yaşamaya teşvik etti. Bunu her yaptığında kadındaki semptomların azaldığını gördü. Breuer’un bu keşfi psikolojiiçin yeni bir çağı açtı.

Breuer’un bu keşfinden 10 yıl sonra Sigmund Freud ile birlikte çalışmaya başladı. Freud’un bu vakaya ilgi duyması sonucu dosya raftan tekrar indirildi. Bu vaka antik yunandan “katarsis hipotezi” ile açıklanmaya çalışıldı. Sigmund Freud, nevrozların kökenlerinin hastanın geçmişinde meydana gelen derin travmatik deneyimlerden kaynaklandığını belirtti. Bu açıdan histerik belirtiler, olayın oluştuğu anda ortaya çıkması beklenen ama engellenen zihinsel bir tepkinin yerine geçen, o olaya dair bir anımsatıcıdır. Kişi belli yöntemlerle olayla ilgili zihinsel tepkileri dışa vurduğu zaman semptomlarda azalma görülmekte. Katarsis tedavisinden önemli sonuçlar elde edildi ancak tedavinin kalıcı olmadığı görüldü. İyileşme hasta ile doktorun etkileşimi sonucu görülmekte ancak süreç içerisinde kaybolmaktadır. Freud,daha sonraları tek başına devam ettiği araştırmalarında, teknik ile ilgili bazı değişikliklere gitti ve hipnoz tekniğini serbest çağrışım ile değiştirdi. “Psikanaliz” terimini üretti ve bunun o dönemin şartlarında iki bağlamı vardı: (1) nevrotik hastalıkları tedavi etmekte kullanılan belirli bir teknik olarak, (2) bilinçdışı zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalı, aynı zamanda “derinlik psikolojisi (depth-psychology)” olarak tanımlandı. Freud’un meslektaşı Josef Breuer’in esinlendiği psikanalitik teorisi, nevrozların kökenlerinin hastanın geçmişinde meydana gelen derin travmatik deneyimlerden kaynaklandığını belirtti.(1) nevrotik hastalıkları tedavi etmekte kullanılan belirli bir teknik olarak, (2) bilinçdışı zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalı, aynı zamanda “derinlik psikolojisi (depth-psychology)” olarak tanımlandı. Freud’un meslektaşı Josef Breuer’in esinlendiği psikanalitik teorisi, nevrozların kökenlerinin hastanın geçmişinde meydana gelen derin travmatik deneyimlerden kaynaklandığını belirtti.(1) nevrotik hastalıkları tedavi etmekte kullanılan belirli bir teknik olarak, (2) bilinçdışı zihinsel süreçleri inceleyen bilim dalı, aynı zamanda “derinlik psikolojisi (depth-psychology)” olarak tanımlandı. Freud’un meslektaşı Josef Breuer’in esinlendiği psikanalitik teorisi, nevrozların kökenlerinin hastanın geçmişinde meydana gelen derin travmatik deneyimlerden kaynaklandığını belirtti.

İd, Ego ve Süperego

Freud zihni bu üç birim ya da yapıya böler. İd, zevk ya da acıya dayanan; içgüdü, seks ve saldırganlıktan sorumlu olan ilkel, dürtüsel ve irrasyonel bilinç dışıdır. Doğuştan gelir ve kişiliğin tek bileşenidir. İd; arzuların, isteklerin ve ihtiyaçların derhal tatmin edilmesini sağlayan zevk ilkesi tarafından yönlendirilir. Bu isteklerin yerine getirilmemesi durumundaysa kişi endişeli gergin ve öfkeli olur. Freud, 1933 yılında yayınladığı “Psikanaliz Konusunda Yeni Tanıtım Dersleri” adlı kitabında id’i “kişiliğimizin karanlık, erişilemez bir parçası” olarak nitelendirdi. Ego, dış fiziksel ve sosyal dünyayı değerlendiren ve buna göre planlar yapan insanların algıladığı “Ben” dir. İd ile ego arasındaki fark; id, zihnin öznel gerçeğine göre şekillenir ego ise zihinsel imgeyle gerçeği ayırt eder. Süper ego, egoyu yönlendiren veya etkisiz hale getiren ahlaki ses ve vicdandır. İd’den gelen cinsellik ve saldırganlık dürtülerini dizginlemek, egoyu gerçek amaçlar yerine ahlaki amaçlara yöneltmek gibi işlevleri vardır. Mükemmelliğe ulaşmayı hedefler.

Oedipus Kompleksi

3-5 yaşındaki bir çocuk gelişim sürecinin normal bir parçası olarak oedipus kompleksi, karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsindeki ebeveyni saf dışı etme konusundaki çocuğun beslediği duygu düşünce ve fantezilerin toplamıdır. Teori, yunan mitolojisinde yer alan, annesi ile evlenebilmesi için babasını öldüren Oedipus’un adını almıştır.

Rüya Analizi

Freud; “Rüya, psikolojik kontroldeki anormal psişik oluşumlar zincirinin, ilk halkası olarak karşımaza çıkmaktadır. Söz konusu zincirin diğer halkaları olan histerik fobi, evham ve çılgınlık doktorları uygulamaya dönük sebeplerden dolayı meşgul ederler. Rüyada benzer şekilde uygulamaya yönelik bir önem -görüleceği üzere- yoktur. Ama bunun yerine, kıssadan hisse çıkarma bağlamındaki kuramsal değeri çok daha fazladır.” der. Freud’a göre rüya, nevrotik belirtiler gibi yasaklanmış istekler ile bu istekleri engelleyen güçler arasındaki bir uzlaşma sonucu ortaya çıkar. Freud, rüya görene sorular sorarak gördüğü rüyanın kaynağına inebilmektedir. Bu metoda serbest çağrışım metodu adını vermiştir. Serbest çağrışım metodunda rüyalarda görünüşte bağlantısız, saçma gibi görülen karmaşık hayaller hep şuur dışının maskeli görünüşünden ibarettir. Ona göre bütün mesele, bunları tefsîr edebilmektir. Freud, rüyaları yorumlamak için deneysel metodu kullanarak, rüyanın iki türlü hazırlanış nedeninin olduğunu söyler. Ya normal olarak baskılanmış bir içtepi (bilinçsiz bir istek) biz uyurken Ego’nun egemenlik alanında sözünü geçirecek kadar güçlenmekte ya da uyanık yaşamdan arta kalan bir eğilim kapsamındaki bütün çatışan içtepileriyle düşünsel bir olay, biz uykudayken bilinçsiz bir içerikten destek görerek güçlülük kazanmaktadır. Yani rüyalar kaynağını ya Ego’dan ya da İd’den almaktadır.

Psikoseksüel Gelişim Kuramı

Sigmund Freud’un psikoseksüel gelişim kuramına göre erken çocukluk yaşantıları kişiliğin gelişmesinde önemli rol oynar ve bu dönemdeki yaşantılar yetişkinlik yıllarındaki kişilik özelliklerinin temelini oluşturur. Çocuk her bir gelişim döneminde karşılaştığı temel gereksinimlere doyum bulmalıdır. Çocuk, herhangi bir gelişim dönemindeki temel gereksinimlerine yeterince doyum sağlayamaz ve aşırı engellenirse veya aşırı ölçüde doyum sağlar ve bağımlılık geliştirirse, o döneme saplanır ve bu durum yetişkinlik yıllarındaki kişiliğini olumsuz biçimde etkiler.Kuram, gelişimi 5 dönemde ele alır; oral dönem, anal dönem, fallik dönem, gizil dönem ve genital dönem. Dönemleri incelemek içi tıklayınız.

Sigmund Freud Eserleri

  • Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi)
  • Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
  • Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
  • Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
  • Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
  • Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu)
  • Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)
  • Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)
  • Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905
  • Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Espiriler ve Bilinçdışı’yla İlişkisi, 1905
  • Psikanalizin Tarihçesi, 1914
  • Psikanalize Giriş Dersleri, 1917
  • Yaşamım ve Psikanaliz, 1925
  • Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926
  • Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927
  • Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930
  • Psikanaliz ve Uygulama,
  • Psikanaliz Üzerine,
  • Olgu öyküleri
  • Histeri ile Mücadele