Seyyid Nesimi ve Hurufilik (3)

Anadolu’nun mayası olan Erenlerin ve cümle ehli tarikin hüzünle yad ettiği, eserlerini her kesimden insanın muhakkak duyduğu Seyyid İmammeddin Nesimi, Fazlullah Hurufi’nin katlinden sonra Anadolu’ya gelmiş, sadece Anadolu değil daha pek çok bölgede gezerek inancını ve şiirlerini yaymıştır. Enel Hak Şiarı ve Hurufiliğin temel öğretilerini şiirlerinde işleyerek gönüllerde yer edinmiştir. Hakkında pek çok menkıbe anlatılmış ve Evliyaullah arasında ismine yer verilmiştir. Sadece hayatı değil ölümü de dilden dile, nesilden nesilen anlatılagelmiş hüzün ve saygı ile anılmıştır.

Rivayet  odur ki katline ferman verenler Halep şehrinde Seyyid Nesimi’ yi tutuklarlar. Sözleri küfür kendisi ise zındık olarak atfedilmektedir. Fermana göre derisi yüzülecektir. Hatta kanının sıçradığı yer bile necis olur. Hal böyle iken derisi yüzülmeye başlar, bir damla kanı ferman yazan kadılardan birinin parmağına sıçrar. Halk bu durumda kadının parmağının kesilmesi gerektiğini söyleseler de kadı hemen kanı siler ve lüzum etmez diyerek kendi yazdığı fermana karşı çıkar. Bu hali gören Nesimi derisi bir taraftan yüzülürken şu beyiti okur:

‘Zahidin bir parmağın kessen döner Haktan kaçar.

Gör bu miskin aşığı ser-pa soyarlar ağlamaz.’

Yine rivayet edilir ki Nesimi derisi yüzüldükten sonra derisini eline alır ve şehrin dışına çıkar. Halep’in sekiz kapısından da çıktığı görülür. Aşıklardan biri onu görünce bu halin manasını sorar, şöyle vecap verir:

‘Gerçek kabe yolcularıyız, ihramımız derimizdir.’

Seyyid Nesimi güçlü edebiyatı ile Azerbeycan’ın ulusal şairi konumuna gelmiştir. Şiirindeki coşkunluk ve derin manalar ehli dile ayandır. Şiirlerinde çokça güzellerden bahsetse de tasvir ettiği aslında tasvirlere sığmayan Allah’tır. Hurufiliğe göre Tanrı insanı suretinden yaratmıştır ve ancak güzel yüzlerde tecelli eder zira Allah güzeller güzelidir.

‘Yüzün gördüm dedim Elhamdülillah

Boyun gördüm okudum Kulhüvallah’

‘Cihan yüzün güneşinden münevver olmuştur

Sebâ, saçın kokusundan muanber olmuştur’

‘İd-i Ekberdir cemalin, cân onâ kurbân olur;

Ab-u Hayvân’dur dudağın, her kim içer cân olur’

Gibi beyitler bu sözümüze örnek teşkil eder. Enel Hak şiarına da çokça değinir şiirlerinde;

‘Bulmuşan Hakkı Enel Hak söylerim

Hak benim Hak bendedir Hak söylerim’

Kur’an konusunda bilgi sahibi olduğunu ve şiirlerinde ayetleri nasıl ustalıkla kullandığını da görmekteyiz.

‘Çün beneynâ seb’an şidâden Hak dedi

Hem ce’elnâhâ sirâcen şol yedi hattın durur.’

( Ve cealnâ sirâcen vehhâcen – Ve (oraya) parıldayan ışık yüklü lambayı yerleştirdik)

‘Saçından bil ki şerh odu elem neşrah leke sadrek

Cemâlin şem’i yâsindir yanagın nûru tâhâ dır. ‘

( elem neşrah leke sadrak – Biz senin göğsünü açıp ferahlatmadık mı? )

Örneklediğimiz beyitlere dikkat edilirse Seyyid Nesimi şiirlerini aruz vezni ile yazmıştır. Hece ölçüsünü kullanmadığını kesin bir dille söyleyebiliriz. Bestelenmiş ve hece ölçüsü ile yazılmış Nesimi mahlaslı şiirler sanıldığının aksine Seyyid Nesimi’nin değil Kul Nesimi’nin eserleridir. Kul Nesimi ise Anadolu’da yaşamış bir şairimizdir. Söz konusu karışıklığın en bilineni ise Minnet Eylemem isimli eserdir. Bu eser Kul Nesimi’ye aittir, Seyyid Nesimi’nin değildir.