Sabun Nasıl Temizler?

Sabun, günlük hayatımızda sıkça kullandığımız  en yakın temas halinde olduğumuz kimyasal maddeler arasında yerini almaktadır. Ülkemizde 20. Yüzyılın ortalarına kadar sabun üretimi basit şekilde yapılmaya devam etmiştir. Bu tarihten sonra ise makineleşmenin hızla artmasına bağlı olarak sabun üretimi de makineleşmeye başlamış ve bu sistem artarak devam etmiştir. Sabunlar temel amaçları olan temizlenin yanında kozmetik, boya, plastik döküm, sentetik kauçuk ve plastiklerin imalatı gibi bir çok endüstri alanında da kullanılmaktadırlar.

Sabunlar genel olarak yağ asitlerinin sodyum ve potasyum tuzları olarak bilinmektedir. Su en basit temizleyici olmakla birlikte tek başına sadece kendisi ile benzer özellik gösteren polar maddelerde temizleme, çözücülük özelliği göstermektedir. Ancak sabunlar yapısında bulunan polar ve apolar uçlar sayesinde su ile birlikte iyi bir temizleme özelliğine sahip olmaktadır. Bu uçlardan polar uç hidrofil yani suyu seven, apolar uç ise hidrofob yani sudan kaçan olarak isimlendirilir. Sabunun yapısındaki apolar uçlar yağ ve kirlere bağlanır, polar uç ise suya bağlanarak su ile birlikte bu kirlerin uzaklaşmasını sağlar. Yani sabunların temizleme mekanizması iki basamakta gerçekleşir. Apolar uç kirlere bağlanarak kolloidal partiküller oluşturur ve daha sonra sabunların polar ucu ise suya bağlanarak bu kirlerin ortamdan uzaklaşmasını sağlar.

Hayatımızda yer edinmiş bir çok maddeyi asit ve baz olarak tanımlamak mümkündür. Her ne kadar farklı tanımlama seçeneklerimiz olsa da sonuç olarak karşımıza sayısal değerlerle ifade edebildiğimiz pH değeri gibi bir değer çıkar. Bu değeri 0’dan 14’e kadar giden bir sayı doğrusu gibi düşünürsek, 0-7 arasındaki değerler asit, 7 nötr, 7-14 arasındaki değerler ise baz olarak nitelendirilmektedirler. Bu değerlerden yola çıkılarak yapılan araştırmalar sabunların pH (10) gibi değerlerde iyi temizleme yaptığını göstermektedir. Bu nedenle sabunlar yüksek pH değerlerinde iyi temizleme sağlarlar bu nedenle pamuklu kumaşların yıkanmasında etkin olurken, düşük pH değerlerinde temizleme gerektiren sentetik, yünlü ve ipekli kumaşların yıkanmasında yerlerini deterjanlara bırakmışlardır.

Sabunların temizleme özelliği ile birlikte suların sertliği dediğimiz bir kavramdan da bahsetmek doğru olacaktır. İster doğal olarak deniz, nehir ve göllerde bulunan sular olsun, isterse de şehir şebekesinden evlerimize ulaşan sular olsun her birinde sertlik söz konusu olabilir. Su döngüsü içerinde yağmur, kar suları ile birlikte toprağa karışan sular, geçtikleri toprak ve kayaçlardaki mineralleri çözerek yapılarına kazandırırlar. Sularda çözünmüş halde bulunan kalsiyum ve magnezyum iyonları ile birlikte bir çok mineral sulardaki sertlik derecesini yükseltir. Bu gibi iyonların varlığı suların pH değerlerinde değişime neden olduğundan sabunların köpürmesini engellemektedirler. Köpürme işlemi yüzey alanını arttırdığından daha az sabun kullanarak bize daha iyi bir temizleme imkanı sağlamaktadırlar. Bu şu şekilde test edilebilir. Elinize bir miktar sabun alın ve hiçbir köpürtme işlemi uygulamadan durulayın. Daha sonra da aynı miktar sabunu alıp köpürtün ve durulayın. Köpürttüğünüz sabunun daha fazla alanı temizlediğini göreceksiniz.

Sabunlar sert sabunlar ve yumuşak sabunlar olarak sınıflandırılırlar. En basit tanım ile zeytin yağı, palm yağı, iç yağların sud-kostik çözeltisi ile karıştırılmasıyla elde edilen sabunlar sert külçe sabunlar, ayçiçek yağı, keten tohumu yağ, mısır özü yağının potas-kostik çözeltisi ile karıştırılması ile elde edilen sabunlar yumuşak sabun olarak sınıflandırılırlar.