Meşveret

Arapça bir kelime olup sözlük anlamı ‘müşavere’de bulunma, “danışma’dır. Meşveret, müşavere, müşaveret ve istişare etmek ise bir iş üzerine konuşmak, danışmak, fikir alışverişinde bulunmak demektir. Arapça bu sözcükleri Türkçe tanışık (danışma, istişare) ve tanışmak/danışmak (müşavere etmek, meşveret etmek) sözcükleri karşılamaktadır.

Meşveret geleneği ve kültürü, İslamiyet öncesi Türk devletlerinde (kurultay) ve İslamiyet döneminde Hz. Peygamber zamanından beri Emevi, Abbasi ve Selçuklu devletlerinde uygulanagelen bir gelenekti. Ülkeyi ilgilendiren çok önemli dış veya iç meselelerde iş başındaki yöneticilerin oturup fikir alışverişinde bulunduğu, başkalarının tecrübelerine başvurduğu bu köklü geleneğin Osmanlıların tarih sahnesine çıktıkları ilk anlardan itibaren var olduğunu, daha sonraki zamanlarda genişletilerek imparatorluğun sonuna kadar devam ettiğini görüyoruz. Nitekim Tanzimat (1839) sonrasında değişik meşveret yani danışma kurulları oluşturulmuştur. Bunlardan biri de günümüzdeki Danıştay karşılığı diyebileceğimiz Devlet Şurası (Şûrâ-yı Devlet/Şûrâ-yı Saltanat)’dır.

Kaynak

Öztürk, Necdet. Osmanlı Kültür Tarihi. S. 11.Ankara: Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2014.