Rosetta Taşı

1799 yılında ‘Reşit Kasabası’ yakınında kale inşa eden Fransız askerleri tarafından rastlantı sonucu bulunmuştur. Taşa, Fransızlar’ın “Rosetta” dediği Reşit Kasabası nedeniyle Rosetta Taşı adı verildi. Fransız general F. Meneou, taşın önemini kavradı ve bu taşı Fransızlar tarafından Kahire’de kurulan ‘Mısır Enstitüsü’ne göndererek incelenmesini sağladı. Osmanlı ve İngiliz saldırılarına daha fazla dayanamayan Fransız birlikleri geri çekilmek zorunda kaldı. General Meneou, İngilizler’e, “Rosetta taşı benimdir, her şeyi alın ama taşı vermem.” dese de İngilizler taşı alıp gemiyle Londra’ya yolladı. Taş, 1802’den beri Londra’da müzededir(British Museum).

Rosetta taşı, M.Ö. 196’da siyah bazalttan yapılmıştır. Taş, 118 cm yüksekliğinde, 70 cm eninde ve 30 cm kalınlığındadır. Yazılar üç bölüme ayrılmaktadır; üst bölüm eski hiyeroglif, orta kısım demotik, alt bölüm ise Yunanca’dır. Taşta üç farklı yazı bulunmasına karşın 2 dil kullanılmaktadır. Hiyeroglif  yazı, dini amaçlar için kullanılır ve rahip fermanına uygun bir yazı dilidir. Demotik, yerel halkın kullandığı gündelik yazı dilidir. Yunanca, diplomasi ve yönetim kadrosunun kullandığı yazı dilidir. Taştaki üç metin de aynı şeyi anlatmaktadır.
Taş, 13 yaşındaki Firavun V. Ptolemy dönemini anlatmaktadır. Taştaki yazı, ağır vergiler nedeniyle isyan çıkaran rahiplere karşı Firavun’u destekleyen rahiplerin Menfis’teki toplantısını özetleyen bir fermandır. Yazılarda, Firavun’un isyanı bastırışı, tutukluları serbest bırakışı, rahiplere verdiği destek ve vergilerle ilgili yaptığı düzenleme anlatılır. Bunun yanı sıra Firavun’un doğum günü ve Firavun’a minnet duyguları ile ilgili detaylar da mevcuttur. Son bölümde “Ferman, üç dilde taşa kazınacak ve tapınaklara yerleştirilecek” denilmektedir.

Rosetta Taşı, hiyeroglif yazı dilinin çözülmesi açısından tarihi öneme sahiptir.