Romanya’da Türk Edebiyatı

Özet

Osmanlı İmparatorluğu’nun uzun yıllar hâkimiyet kurduğu Balkan coğrafyasının Türklerle buluşması, Osmanlıdan çok daha önceki zamanlara dayanır. Bu coğrafya içerisinde Romanya çeşitli toplulukların geçiş ve yerleşim noktası olması itibariyle kültürel çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Ülkede Türk nüfusunun yoğunlaştığı en önemli şehir Dobruca’dır. Romanya’da Türk Edebiyatı bakımından başkent olarak Dobruca’yı göstermek mümkündür. Bölgedeki Türk edebiyatının temelini ise Kırım ve Tatar Türklerinin edebiyatı oluşturmaktadır. Bu edebiyat Romanya’nın tarihsel sürecine paralel olarak (Sovyet ve Slav etkisi) bir çeşit dilde ve kültürde var olmayı ve bütünlüğü koruma çabasıdır. Bu amaçla çeşitli dergi ve gazeteler yayımlanmış, şiir ve yazılar kaleme alınmıştır.

Romanya Tarihi

Romanya, eski zamanlardan itibaren çok çeşitli toplulukların geçiş noktası olmuştur. Orta Asya’dan göç eden Türkler bu topraklardan geçmiş veya bu topraklara yerleşmiştir. Hunlar, Avarlar ve Bulgarlar bu topraklara yerleşmiştir. Slav toplulukları bu bölgeye Hıristiyanlığı getirmişlerdir. 1003 yılı itibariyle Macar krallığının bölgeye hâkim olmasıyla, ülkeye Sakson ve Germen kabileleri yerleştirilmeye başlanmıştır. Bu durum yerli halkın Eflak ( Wallachia ) ve Boğdan ( Moldovya ) bölgelerine kaymasına neden olmuştur. Osmanlı 1418’de Dobrucayı fethetmiştir. Tam anlamıyla Osmanlı nüfuzunun etkin olması ise 1526 yılındaki Mohaç Savaşı’nın ardından hissedilmeye başlanmıştır. 15. yüzyıl itibariyle Osmanlı hakimiyeti mevcuttur. Eflak ve Boğdan’a İstanbul’daki Fenerli Rumlardan voyvoda (prens) atanması Osmanlı hâkimiyetini iyice pekiştirmiştir. Osmanlı’nın bu hakimiyet süreci 1821 yılına kadar devam etmiştir. Rusya’nın Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesi ve 1829 yılında Osmanlı Rus savaşının ardından imzalanan Edirne Antlaşmasıyla Eflak ve Boğdan çeşitli imtiyazlar elde etmiştir. 1859 yılında birleşen bu iki prenslik 24 Eylül 1859 yılında Romanya prensliği adını almıştır.

Osmanlı hakimiyetinin giderek zayıflamasıyla, 18. ve 19. yüzyıllarda Romen toprakları Rusya ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun eline geçmeye başlamıştır.1877-78 Osmanlı-Rus savaşıyla Osmanlı’nın bölgedeki hakimiyeti son bulmuştur. Ülke tam bağımsızlığını 1878 yılında elde etmiştir. Berlin Antlaşması ile bu bağımsızlık uluslararasında tanınmıştır. 26 Mart 1881 yılında Krallık ilan edilmiş ve Romanya Osmanlı’dan Dobruca’yı alarak topraklarına katmıştır. 2. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında tarafsız kalan Romanya daha sonra Almanya ile ittifak kurarak savaşa dahil olmuştur. Almanya’nın savaşı kaybetmesiyle mağlup sayılmış ve Sovyet işgaline maruz kalmıştır. Sovyet etkisi giderek artmış ve 30 Aralık 1947’de ülke Romanya Halk Cumhuriyeti adını almıştır. Uzun yıllar Sovyet etkisi altında kalan Romanya, Sovyet lideri Stalin’in vefatının (1953) ardından Sovyetlerden uzaklaşmaya başlamıştır. 1996 yılında yapılan bir seçimle merkez partilerin koalisyonu iktidara geçmiştir. Bu tarihten itibaren Romanya’da pozitif gelişmeler artmıştır ve ülke 1 Ocak 2007 tarihinde resmen Avrupa Birliği üyesi olmuştur.[1]

Türklerin Balkanlar’daki Varlığı

Balkanlar yüzyıllar boyunca Osmanlı egemenliği altında bulunan önemli bölgelerdendir. Romanya ise medeniyetlerin kültürel harman oluşturduğu (dilde, kültürde, gelenek – görenekte) ve bunu en yoğun şekilde yaşandığı; toplulukların iç içe geçtiği bir ülkedir.[2] 13. yüzyıla kadar kuzeyden ve Orta Asya’dan gelen Türkler’in akınına sahne olan Karpat – Tuna Bölgesi’nde, ilk olarak M.Ö. 1000 yıllarında İskitler görülmektedir. İskitler’i sırasıyla M.Ö. 375 yılında Batı Hun Türkler’i, M.S. 6. yüzyılda Avar Türkleri, M.S. 8. yüzyılda Bulgar Türkleri takip etmiştir. Peçenekler 11. yüzyılda Kuman Türkleri’ne yenildikten sonra Katoliklik’i kabul etmişlerdir. 13. yüzyıl ve 14. yüzyılın sonlarına doğru Altınordu Devleti’nin sınırlarını Tuna’ya kadar genişletmesiyle Kıpçak Bozkırları’ndaki Tatar Türkleri’nden bir kısmı gelip Dobruca bölgesine yerleşmişlerdir. Güneyden, Anadolu’dan Türkler’in Balkanlar’a gelip yerleşmesi, 1260’lara kadar varır. Kuzey Karadeniz Bölgesi’nden gelen Türkler, zamanla Hristiyanlık’ı kabul edip yerli Slav halkla karışmıştır. Anadolu’dan gelen Müslüman Türkler ise, kendi din ve kültürlerini saklamayı başarmışlardır. İlk yerleşme, 1261’de Moğollar’dan kaçıp Bizans’a sığınan Selçuk Sultanı İzzeddin Keykavus’la gerçekleşmiştir. Moğol idaresinden kaçan otuz – kırk Türkmen obası, Sarı Saltuk Baba ile İzzeddin Keykavus’un yanına gelmiş ve Bizans İmparatoru tarafından 1263 yılında Kuzey Dobruca’ya yerleştirilmiştir. Başlarda, Müslüman Altın Ordu Emiri Nogay’ın himayesi altına giren bu Anadolu Türkmen grubu, burada Baba – Saltuk kasabası ile başka kasabalar kurmuşlardır. 1300 yılında Nogay’ın ölümü üzerine yerine geçen putperest Moğol hanları zamanında Türkmenler’den bir bölümü, 1301 yılında Anadolu’ya geri göç etmişler; kalanlar ise yerli Kumanlar arasında Hristiyanlık’ı kabul etmişlerdir. Bu kesim Keykâvus’un halkı anlamına gelen Gagavuz adıyla günümüze kadar gelmiştir.[3]

Romanya’daki Türk azınlığını, Rumeli Türkleri, Tatarlar ve Ortadoks Türklerinden olan Gagavuzlar oluşturmaktadır. Bugünkü Dobruca bölgesi uzun süre devam eden Osmanlı hâkimiyetinin de etkisiyle Türk yurdu haline gelmiştir. Dobruca’da kalabalık olarak yaşayan Osmanlı Türkleri buraya 1415 yılından itibaren yerleşmeye başlamışlardır. Osmanlı Rumeli’ye ayak bastığında buradaki Kuman, Peçenek ve Oğuz Türkleri’yle karşılaşmış ve bu Türk toplulukları, Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’deki ilerleyişinde ve bölgede uzun süre kalabilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Romanya’da yaşayan Türkler üç guruptan oluşmaktadır: Anadolu Türkleri, Kırım Türkleri ve Gagavuz Türkleri. Romanya Türkleri’nin çoğu Dobruca bölgesindeki Köstence (Costanta), Mecidiye (Medgidie), Tulça (Tulçea) şehirlerinde yaşamaktadır. Ayrıca Kılıraş (Calaraşi), Oltenia, Braile, Galat, Bükreş gibi illerde de Türk azınlığa rastlanmaktadır. Bunlar ise yüzde üç gibi küçük bir oran teşkil etmektedir. Türklerin yüzde 85’i Köstence, yüzde 12’si ise Tulça’da yaşamaktadır. Romanya’da Tatar ve Rumeli Türkleri’nin yanında az sayıda Ortodoks Türkleri’nden olan Gagavuz Türkleri’ne rastlanmaktadır.[4]

Romanya’daki Türk Teşkilatları ve Yayınları / Edebi Hareketler

Romanya Türkleri, Dobruca’nın Osmanlı’dan alınarak Romen hakimiyetine geçmesinin ardından, kültürel varlıklarını koruyabilmek için, birtakım kültürel teşkilatlar kurmuşlardır. 1900’lü yıllardan itibaren kurulmuş olan teşkilatlardan öne çıkanlar şunlardır: Dobruca Bölgesi’nde gerçekleştirilen ilk kültürel teşkilat, Şair Mehmet Niyazi’nin de üyesi olduğu ve çoğunluğunu Dobruca Jön Türkleri’nin oluşturduğu “Dobruca Tamîm-i Maarîf Cemiyeti”dir (Societatea Generala de Invatamant din Dobrogea). 1909 yılında açılmış olan teşkilatın Mecidiye ve Hırşova’da şubeleri vardır. Yaklaşık 250 kadar da üyesi bulunan Teşkilat, Dobruca Sadâsı isminde gazete çıkarmıştır. Teşkilat, şahsi ihtiraslar yüzünden bir buçuk yıl devam ettikten sonra kapanmıştır. 1911 yılında kurulan önemli teşkilatlardan bir diğeri , “Mecidiye Müslüman Seminarı Mezunları Cemiyeti”dir (Asociatia Absolventilor Seminarului Musulman din Medgidia). Teşkilatın tüzüğünde kuruluş amacı olarak, Mecidiye Seminarı’ndan mezun olanların haklarını korumak ve savunmak, bölgede yaşayan Türklerin uyanışını sağlamak ve ileri düzeye ulaşmaları için gazete, dergi ve kitaplar çıkarmak, halkı bilgilendirmek için konferanslar yapmak olduğu belirtilmiş, fakat  tüzükte belirtilenler yerine getirilememiştir. Teşkilatın üye sayısı, başta müftüler ve Seminar mezunları olmak üzere yaklaşık 200 kişidir, öğretmenlerden de üye olmuş olanlar vardır.

Müstecip Hacı Fazıl (Ülküsal), Bükreş Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okurken doğduğu köy olan Azaplar’da Romen okullarında ve Mecidiye Seminarı’nda okuyan öğrencilerden oluşturduğu bir grupla “Azaplar Tonguç Kültür Cemiyeti’ni kurmuştur. Teşkilat, özellikle Noel ve Paskalya tatillerinde köy gençlerini bilgilendirmeyi amaçlamıştır. Teşkilat, 1929 yılında üyelerinin dağılmasıyla işlemez hale gelmiştir, fakat, tam bir aydın ve kültür adamı olan Hacı Fazıl, yılmamış ve yoluna devam etmiştir. 1930 yılında o teşkilatın bir devamı olarak “Dobruca Türk Kültür Birliği” teşkilatını kurmuştur.1933 yılında Emel Dergisi üyelerinin girişimiyle kurulmuş olan söz konusu teşkilat, bölgedeki Türkler’e önemli hizmetlerde bulunmuştur. Teşkilatın tüzüğünde de belirtildiği üzere, kuruluş amacı, halkın dini inancını ve şuurunu geliştirmek, toplumun milli ideal etrafında birlik ve beraberliğini sağlamak ve halkın siyasi partilerin oyunlarına alet olmamalarını sağlamaktır.

Dobruca Türkleri’nin edebiyat dönemlerini, Osmanlı Dönemi (1397-1878), Krallık Dönemi (1878-1944), Sosyalist Rejim Dönemi (1944-1989) ve 1990 Sonrası Dönem olarak dört gruba ayırmak mümkündür. Romanya’da öncülüğünü Mehmet Niyazi’nin (1878-1931) yaptığı ve İsmail Ziyaeddin, Cevat Raşit, Nevzat Yusuf, Mehmed Emin Yaşar, Emel Emin gibi şair ve yazarların verdiği eserlerle geliştirdiği bir Romanya Türküleri Edebiyatı oluşmuştur. Nevzat Yusuf,  Kerim Altay Romence’den Türkçe’ye, Türkçe’den Romence’ye yaptıkları çevirilerle Türkler ve Romenler arasında bir kültür köprüsü oluşturmuşlardır. Romanya Türk Edebiyatı’nda Kırım Tatar Türkçesi ve Türkiye Türkçesi yan yana kullanılmaktadır. Romanya’da yaşayan Türkler, Türkiye Türk kültürü ile şekillenenler ve Tatar Türk kültürü ile şekillenenler olmak üzere iki grupta ele alınabilirler.

Romanya Türkleri köken itibariyle Oğuz ve Tatar Türkleri ’ne dayandıkları için sözlü edebiyat zenginlikleri de hem Osmanlı Türk kültüründen hem de Altın Ordu, Kırım merkezli Türk destanlarından izler taşır. Bu sözlü edebiyat eserlerinin konusu aşk ve yiğitliktir. Romanya Türk basını 1 Eylül 1888’den 10 Nisan 1894’e kadar yayınlanan ilk Türkçe gazete “Dobruca” ile başlamıştır. Bu gazeteyi, Sadakat, Hareket Şark, Dobruca Sadası, Teşvik, Işık, Mektep ve Aile, Tuna, Hak Sözü, Haber, Güneş Sahili, Bizim Sözümüz, Türk Birliği, Yıldırım Halk, Çardak, Bora gibi gazete ve dergiler takip etmiştir. 1930-1940 yılları arası Romanya’da, 1961 yılından itibaren Türkiye’de çıkan “Emel dergisi, Renkler, Karadeniz, Caş, Hakses, Genç Nesil” gibi gazete ve dergiler de yayımlanmıştır.

Romanya’da Türk Edebiyatı İçin Eser Vermiş Sanatçılar

1.Mehmet Niyazi

2.Nevzat Yusuf Sarıgöl

3.Altay Kerim

4.Enver Mahmut

5.Emel Emin

6.İsa Halim Yusuf

7.Saliha Hacı Fazıl

8.Necip Hacı Fazıl

9.Ahmet İsmail Daut

10.Atilla Emin

11.Ekrem Menlibaş

12.Yaşar Memedemin

13.Acı Emin Baubec

14.Hacı Amet Cemal

15.Fatma Sadık

16.Mustafa Ali Mehmet

17.Cevat Raşit

18.Gülten Abdulla

19.Neriman İbrahim

20.Piraye Kadrizade

21.Necibe Şüküri

22.Fevzi Ömer

23.Mehmet Vani Yurtsever

24.İsmail Ziyaeddin

Romence Yazan Türk Yazar ve Şairler: Seitbala Rustem, Ahmet Cemal ve Aledin Ahmet’tir.[5]

Çağdaş Romanya Türk Edebiyatı’nda Sanatçılar

Ahmet İsmail Daut

Köstence doğmuş olan Ahmet İsmail Daut’un şiirleri Karadeniz gazetesinde yayımlanmıştır. Şiirlerinin konuları daha çok dini ve milli içeriklidir.

Emel Emin

1938’de Bulgaristan’ın Dobriç şehrinde doğmuştur. İlk ve orta okulu bitirdikten sonra Sofya Türk Pedagoji Okuluna devam etmiş, Sofya Üniversitesi Türk Filolojisi bölümünü bitirmiştir. Türk kökenli bir Romen vatandaşı ile evlenince Köstence’ye yerleşmiştir. Köstence’de çeşitli liselerde görev almıştır. Daha sonra, Köstence Ovidiu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde görev almıştır. Emel Emin’in, Kırklareli’nde 1995 yılında Umut -şiirler- adlı bir şiir kitabını yayımlanmıştır.

Dedem

Dedem artık yetmişinde

Gözlük takar gözlerinde

Sabah akşam öğleyin de

Gazete var hep elinde

Sabahleyin erken erken

Babam işe yollanırken

Annem evde koşa koşa

Odaları temizlerken

Dedem bana bir gülümser

“Haydi yine çıkalım” der

Neler bilir dedem neler

Her sözü bellemeğe değer

Yanımda büyük bir kamyon

Onda da oymalı baston

Tıpış tıpış yürüyorken !

Ne mutluyuz bir düşünün!

İsmail Ziyaettin

Mecidiye Müslüman Okulu’nda okumuştur. 1950 yılında Yüksek İnşaat Enstitüsü’nden mezun olmuş, dil ve edebiyatla ilgili çok sayıda bilimsel makale yazmıştır. İsmail Ziyaeddin, Tatar Türkçesi ders kitaplarının hazırlanmasında da görev almıştır. 1956 yılında Ali Ahmet Naci ile beraber Türkçe Alfabe kitabını yazmıştır. 1956 yılında azınlıkların okulları kapatıldıktan sonra Romanya Şark Etütleri Teşkilatı’nda çalışan İsmail Ziayeddin, 1996 yılında vefat etmiştir. Edebî faaliyetlerine Eminescu gibi Romen yazarların eserlerini Tatar Türkçesine çevirmekle başlayan sanatçının şiirleri Romanya, Türkiye ve eski Yugoslavya’da çeşitli dergilerde yayınlanmıştır. Tatar Türkçesinde yazdığı şiirlerinin bir kısmını Toy adı altında yayınlatmıştır.

Tepreş

Hawa arüw! Kök masmavi

Murfatlar’ının yeşil tawı

Bügün köp musafir bekliy;

Kelgenlerni bek aybetliy

Pıtmiy gelgenlernın artı;

Erkek kadın, caşı kardı,

Alem cawa ta’sabadan.

Er köyden, er kasabadan…

Atları man çalım satıp,

Uzaktan kamcı patlatıp,

Arabalar, kolalaylar.

Cuvartıp kelip toktaylar,

…Parlay katranlı kamıtlar!

Köpirgen awızlı atlar

Bır-birsin körüp kişniyler,

Awuzlıkların tişliyler.

Mehmed Niyazi

Ailesi Kırım göçmenidir. Mehmed Niyazi (1878-1931) Mangalya’nın Aşçılar köyünde doğmuştur. İlkokulu tamamladıktan sonra İstanbul’a göç etmiştir. Kırım’a çalışmak için dönmeyi istemiş, dönemin Rus hükümeti buna izin vermemiştir. 1904 yılında İstanbul’dan Romanya’ya dönen Mehmed Niyazi, Köstence Türk Mektebi ve Mecidiye Müslüman Okulu’nda öğretmenlik ve yöneticilik yapmıştır. 1931 yılında 53 yaşında iken vefat etmiştir. Hayatını Dobruca Türklerinin eğitimine adamıştır. Niyazi’nin hayatında ve düşünce dünyasında Türkçülük ve Kırım için mücadele son derece önemlidir. Mehmed Niyazi’nin şiir ve düz yazı eserlerinin bir kısmı İthafat (İstanbul, 1912) ve Sagış (Pazarcık, 1931) mahlasları ile yayınlanmıştır. Yazarın Kök Kitap ( İstanbul, 1919) adlı şiir kitabının olduğu da tahmin ediliyor. Ölümünden sonra Kırım’la ilgili şiirleri Kırım Şiirleri adlı kitapta derlenmiş ve 1935 yılında Köstence’de yayınlanmıştır. Dobruca’nın Sesi, Teşvik ve Işık gazetelerini, Mektep ve Aile dergisini çıkaran sanatçının, hem Romanya’da, hem de Türkiye’de yayım hayatını sürdüren birçok gazete ve dergide makaleleri basılmıştır. Makalelerinin temel konusu, Dobruca Türklerinin eğitim meselelerine yöneliktir.

Nevzat Yusuf Sarıgöl

Nevzat Yusuf Sarıgöl (1936) çağdaş Dobruca Türk Edebiyatının önemli isimlerindendir. 1962 senesinde Bükreş Devlet Üniversitesi’nin Filoloji bölümünden mezun olan N.Y. Sarıgöl, daha sonra aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamış ve son yıllara kadar bu görevini sürdürmüştür. 1991-1995 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak dersler vermiştir. Şiir ve hikâyelerinin yanında derlediği antolojiler ve çeşitli çevirileriyle Türk Edebiyatı’nın Romanya’da tanınmasına katkıda bulunmuştur. Sarıgöl Türkiye Türkçesi ve Romence yazdığı şiirlerini kitap halinde yayınlatmamıştır. Fakat Tatar Türkçesiyle yazdığı hikâyeleri “Tabanıma Kelebek Çektim “ isimli kitapta derleyerek yayınlatmıştır. Kitapta derlenen hikâyelerinde genel olarak Sarıgöl’de geçen çocukluk yıllarına dair hatıraları konu edinmiştir.

Obamız

Doğulan gökkuşağı Türklük rengindedir,

Türklük renginde.

Unutma oğlum, unutma oğlum, o bizim obamızdır, bizim obamız.

Bizim obamızın obadır rengi, rengi de pırıl-pırıl Türklük.

Enver Mahmut

Enver Mahmut (1935) Kazan Üniversitesi’nde Türk lehçeleri konusunda doktora yapmıştır. Bükreş ve Köstence Ovidius Üniversitelerinde Türk Dili bölümlerinin kurucularındandır. Tatar-Türk Deyimleri (Bucarest-1970), Boz Levent (Bucarest-1988), Dobruca Türk Halk Edebiyatı ve Metinleri (Ankara-1977) gibi kitapları uzmanlar tarafından önemli eserler olarak görülür. Tatar Türkçesinde yazdığı şiirlerini Renkler dergisinde yayınlatmıştır.  E. Mahmut şiirlerinde dil konusunda hassas davranmıştır. Şaire göre dilini kaybetmiş bir millet, yenilmiş orduya benzer.  Zira ikisi de ayaklar altında ezilmeye mahkûmdur. Sanatçı ana dilinde yazmaktan gurur duymaktadır.

“Gülseler de, ölseler de

Kendi dilimde yazayım.

Ben kestane değilim,

Kabuğuma kızayım!”

Altay Kerim

Altay Kerim (1937-) Romanya Türklerinin yazarlarındandır. 1956 yılında Köstence Pedogoji Lisesi’nden, 1962 yılında ise Bükreş Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nden mezun olmuştur.  Hayatının çeşitli dönemlerinde öğretmenlik ve gazetecilik yapmıştır. Uzunca bir süre Romanya radyosunun Türkçe yayınlar yapan şubesinde çalışan Altay Kerim, Körfez Savaşı sırasında Romanya muhabiri olarak Ankara’da görev almıştır. Sanatçı Tatar Türkçesinde “Kaniye”  hikâyeler kitabının ve Dictionar Tatar-Turk-Roman sözlüğünün yazarıdır. “ Kaniye”  Romanya’da Tatar Türkçesinde yayınlanan ilk kitaptır. Yazar hikâyelerinde Köstence civarında yaşayan Tatar Türklerinin yaşantısını gerçekçi bir dille kaleme almıştır.

Yaşar Memedemin

Yaşar Memedemin (1936-2007) Bükreş Üniversitesi Doğu Dilleri Bölümü’nden mezun olmuştur.  Romanya’da Türk Edebiyatı için önemli şairlerdendir. Yaşar Memedemin, meslek hayatını çeşitli okullarda öğretmen ve yönetici olarak sürdürmüştür. Aynı zamanda Karadeniz dergisinin de editörlüğünü yapmıştır. Kalem Oyunları (Bucarest-1996) ve Anka (Bucarest-1997) isimli şiir kitaplarının yazarıdır. Anka’nın önsözünde sanatçı, komünist rejimi “kızıl veba” olarak nitelendirmiş, bu rejimde insanların kendi dillerinde konuşmalarının ve bu dili yaşatmalarının ne kadar zor olduğu noktalarına okurun dikkatini çekmiştir. Şiirlerinde saf sevgi ve doğa tasvirlerine ağırlık veren şairin esas olarak işlediği konunun Dobruca Tatarlarının yaşantısı olduğunu söylenebilir.

Kalem Oyınları

Kalem aldım kolıma

Tüştım caşlık colına,

Topladım yeşil oylarım,

Coytılsa da koylarım.

Şobanlığım yapmadım,

Kozını caslay satmadım

Sawıp sutnı işmedim,

Kutımde kubıpışmedim.[6]

Sonuç

Romanya’da Türk Edebiyatı, Kırım ve Tatar Türk edebiyatından beslenmiştir. Dobruca şehri Türklerin yoğun olarak yaşadığı şehir olması nedeniyle son derece önemlidir. Romanya’nın geçirmiş olduğu tarihsel sürece bağlı olarak Türk edebiyatı, kültürü adeta bir yaşam savaşı vermiştir. Sovyet baskısına karşı dilde ve kültürde birlik, var olma çabası sanatçıların eserlerine yansımıştır. Ayrıca Slav toplumlarının çoğunlukta olduğu bölgede ana dilde eser verme, öz benliğini koruma gibi temalar Türk sanatçıların eserlerinde işlenmiş konulardır. Sanatçılar temel olarak eserlerini halkı bilgilendirme, aydınlatma ve bütünleştirici olma gibi amaçlarla kaleme almışlardır. Sanatçı toplumun öğretmeni olmuştur. Bu amaçlar uğruna çeşitli edebi hareketler ve yayınlar oluşturulmuştur. Nihai olarak Romanya’da yaşayan bir Türk Edebiyatı mevcuttur ve bu Edebiyat dilsel, kültürel özelliklerini yaşatmaya devam etmektedir.

Kaynakça

  1. BOZKURT, Giray Saynur, “Geçmişten Günümüze Romanya’da Türk Varlığı”, Karadeniz Araştırmaları, Cilt: 5, Sayı: 17, Bahar, 2008, s. 1-31.
  2. UÇAR, Fuat ,“Geçmiş-Günümüz ve Geleceğin Türk Dünyası”, I. Baskı, Kültür Sanat yay. , İstanbul 2009, s.481-487.
  3. İNALCIK Halil, “Türkler ve Balkanlar”, Bal-Tam Türklük Bilgisi 3, Prizen Eylül 2005, s.20-21.
  4. GÖKDAĞ, Bilgehan, KARATAY, Osman, ‘‘ Balkanlar El Kitabı’’ 1. 2. ve 3. cilt, Akçağ yayınları, Ankara 2013.
  5. KOLCU, Ali İhsan, Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatı, 3.baskı, Salkım söğüt yay., Erzurum 2010, s.708-759.
  6. İSMAYILOVA, Jale “Romanya’da Türk Edebiyatı ve Temsilcileri”,TSA, yıl:14, s:1, Nisan 2010.
  7. ÖNAL, Mehmet Naci, “Romanya Türklerinin Günümüz Edebiyatı” Türk Dünyası Edebiyat Dergisi, yıl: 1997,sayı: 4, s.15-39.

[1] Giray Saynur Bozkurt, “Geçmişten Günümüze Romanya’da Türk Varlığı”, Karadeniz Araştırmaları, Cilt: 5, Sayı: 17, Bahar, 2008, s. 1-31.

[2] Fuat Uçar, “Geçmiş-Günümüz ve Geleceğin Türk Dünyası”, I. Baskı, Kültür Sanat yay. , İstanbul 2009, s.481-487.

[3] Halil İnalcık, “Türkler ve Balkanlar”, Bal-Tam Türklük Bilgisi 3, Prizen Eylül 2005, s.20-21.

[4] Fuat Uçar, “Geçmiş-Günümüz ve Geleceğin Türk Dünyası”, I. baskı, Kültür Sanat yay., İstanbul 2009, s.481-487. :

Bilgehan Gökdağ, Osman Karatay, ‘‘ Balkanlar El Kitabı’’ 1. ,2. ve 3. cilt, Akçağ yayınları, Ankara 2013.

[5] Giray Saynur Bozkurt, “Geçmişten Günümüze Romanya’da Türk Varlığı”, Karadeniz Araştırmaları, Cilt: 5, Sayı: 17, Bahar, 2008, s. 1-31.:

Ali İhsan Kolcu,“Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatı”, 3.baskı, Salkımsöğüt yay., Erzurum 2010, s.708-759.:

Bilgehan Gökdağ, Osman Karatay, ‘‘ Balkanlar El Kitabı’’ 2. ve 3. cilt, Akçağ yayınları, Ankara 2013.:

 Jale İsmayılova, “Romanya’da Türk Edebiyatı ve Temsilcileri”,TSA,Yıl: 14, S: 1, Nisan 2010, s.174-185.:

Mehmet Naci Önal, “Romanya Türklerinin Günümüz Edebiyatı”, Türk Dünyası Edebiyat Dergisi, yıl:1997, sayı:4, s.15-39.

[6] Ali İhsan Kolcu,“Çağdaş Türk Dünyası Edebiyatı”, 3.baskı, Salkımsöğüt yay., Erzurum 2010, s.708-759.:

Bilgehan Gökdağ, Osman Karatay, ‘‘ Balkanlar El Kitabı’’ 2. ve 3. cilt, Akçağ yayınları, Ankara 2013.:

 Jale İsmayılova, “Romanya’da Türk Edebiyatı ve Temsilcileri”,TSA,Yıl: 14, S: 1, Nisan 2010, s.174-185.:

Mehmet Naci Önal, “Romanya Türklerinin Günümüz Edebiyatı”, Türk Dünyası Edebiyat Dergisi, yıl:1997, sayı:4, s.15-39.