Romantik İlişkilerde Bağ Kurmak: Güvenli Bağlanma Güvensiz Bağlanmaya Karşı

Son zamanların en popüler cümlesi “bağlanma problemi yaşıyorum”. Sizce de çok havalı mı? Aslında böyle bir durumda işler gerçekten de sanıldığı kadar havalı değildir. Bazen partnerlerden biri diğerine “uzun süreli ilişkiler yaşayamıyorum, sanırım bağlanma problemim var, sana bunu baştan söyleyeyim” der. Bazen de “bağlanmak bana göre değil, ben özgür yaşıyorum” der. Her iki durumda da kişi bir başkasıyla gerçekten samimi ve içten bağ kurmakta ve ilişkiyi sürdürmekte zorlanıyor gibi gözükmektedir. Hadi biraz bu meşhur bağ neymiş üzerine konuşalım.

Bağ, bir kişinin diğeriyle ilişkisinin niteliğini ifade eder. İlk bağ, hayatta kalmamızı da sağlayan anneyle kurulan ilişkidir. Yaşamının erken yıllarında annesiyle arasındaki ilişkide destek, bakım, güven, şefkat, ilgi deneyimleyen bebekler güvenli bağlanma örüntüsüne sahip olur. Tersi durumda ise güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip olur. Annesiyle ilişkisinde bu deneyimleri tekrar tekrar yaşayan çocuğun zihninde ilişkilere dair bir model oluşur. Bu model yaşamın ilerleyen dönemlerine neredeyse değişime uğramadan aktarılır. Bugün biliyoruz ki çocukluktaki bağlanma örüntüleri yetişkinlikte de görülür ve kişinin eş, sevgili, arkadaş ilişkilerinde duygu, düşünce ve davranışlarını etkiler.

Yani çocukluğumuzda annemizle ilişkimizde, insanların güvenilir, sevecen, ilgili, destekleyici olacağına dair inançlarımız oluşur. Kendimizle ilgili olarak da sevilmeye, ilgiye, şefkate değer olduğumuza dair inançlarımız oluşur. Tüm bunlar güvenli bağlanma örüntüsüne işaret eder. Tersi durumlarda ise insanlara (insanlar ilgisiz, çıkarcı, suiistimal edendir gibi) ve kendimize dair (sevilmeye ve ilgi görmeye değer değilim, reddedileceğim gibi) olumsuz inançlarımız oluşur. Bu durum güvensiz bağlanma örüntüsüne işaret eder.

Güvenli bağlanma örüntüsüne sahip bir yetişkin, romantik ilişkisinde yakınlıktan çekinmez, istikrarlı ve tutarlı tavırlar sergiler, kararları partneriyle birlikte almaya açık olur, ilgisini ve sevgisini açıkça belli etmekten çekinmez, hislerini partneriyle açıkça paylaşabilir, partneriyle yakınlık kurmakta zorlanmaz, anlaşmazlıklarda uzlaşmacı ve esnek tavır alabilir, problemleri açıkça ifade edebilir, partnerinin ihtiyaçlarına duyarlı olur. Bu yetişkin, ilişkisinde emniyet, güven ve şefkat bulur ve verir. Ayrıca ilişkisini sürdürme becerisine sahiptir. Güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip bir yetişkin ise, kısaca tüm bunların tersi bir uçta yer alır. Böyle bir yetişkin romantik ilişkisinde bağımsızlığına fazlasıyla vurgu yapar ya da reddedilmekten/ terk edilmekten korkar, ilişkisinde sınırlara aşırı vurgu yapar ya da onu neyin rahatsız ettiğini partnerinin bulmasını bekler, ilgisini ve şefkatini belli etmekten kaçınır ya da ilişkide olumlu duygular için sürekli çabalaması gerektiğini düşünür, partneriyle ilişkileri üzerine konuşmaktan kaçar. Kısaca güvenli bağlanma örüntüsüne sahip kişi ilişkisinde yakınlık, tatmin, şefkat, zevk deneyimlerken, güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip birey için işler tam tersidir.

İyi haber: Aslında samimi, içten ve güvenilir bağ kurmayı öğrenmek mümkündür. Tabii ki böyle bir durumda biraz uzun ve sabır gerektiren bir terapi yolculuğu sizi bekliyor demektir. Ama bu yolculuğun sonucu tatmin edici ilişkiler kurabilmek olduğundan, sizce de bu yolculuğa çıkmaya değer değil mi?

Not: Bağlanma örüntüleri hakkında bilgi sahibi okuyucular bilirler, güvensiz bağlanma örüntüleri kaygılı ve kaçıngan bağlanma örüntüsü olarak ikiye ayrılır. Fakat bu yazıda bu ayrıntıya yazının fazlaca uzayacağı düşüncesiyle girmedim. Bir başka yazıda bağlanmayla ilgili size ayrıntılı bir bilgi sunmayı düşünüyorum.