Remz-i Hurufat – 2

Geçen haftaki yazımızda harfler ve sayıların tarihi üzerine bir giriş yapmış ve son kısımda sayılar ve harflere mana veren ekoller içerisinde en bilinenin Hurufilik akımı olduğunu belirtmiştik. Bu yazımızda Hurufilik ve kurucusu Fazlullah Esterabadi üzerinde yoğunlaşacağız.

İslamiyet içerisinde birçok mezhep, tarikat ve ekol ortaya çıkmış ve bir kısmı belli bir zaman sonunda ya tamamen ortadan kalkmış ya da diğer akımlar içinde erimiştir. Hurufilik de benzer bir süreçten geçmiş, Mevlevilik ve Bektaşilik içerisinde erimiştir.

Azerbaycan bölgesinde ortaya çıkan Fazlullah Esterebadi fikirlerini yaymaya başladığında önceleri pek dikkate alınmasa da daha sonrasında etkileri siyasi çevrelerce tehdit olarak algılanmış ve birden bire okları üzerine çekmiştir. Hurufilere karşı artan baskı Fazlullah Hurufi’nin katledilmesiyle hat safhaya ulaşmış ve müritler dağılmıştır. Seyyid Nesimi, Alüyyül Âlâ gibi önde gelen halifeler Anadolu taraflarına kaçmaktan başka çare bulamamıştır.

Hallac-ı Mansur’la başlayan “Ene’l Hakk” davası Seyyid Nesimi ile bir adım daha ileri gitmiş ve ekolün ana hatlarından biri haline gelmiştir.

Hurufilik, adından da anlaşılacağı üzere harflere verilen manalar ve ebced hesabına dayalı bir sistem ile batıni bilgilerin ortaya çıkarılmasını hedefleyen bir ekoldür. Fazlullah Esterebadi’nin günümüze ulaşan en önemli eseri Cavidanname bu konu üzerine yoğunlaşmıştır. İnsanın yapısından yola çıkarak ortaya koyduğu varsayımlar günümüze kadar sözlü halk edebiyatında önemli yer tutmuş ve aşıkların, ozanların mısralarında kendisini göstermiştir. Buna bir örnek vermek gerekirse;

“İnsanın yüzünde yedi nokta vardır, iki göz, iki burun deliği, iki kulak deliği ve ağız toplamda yedi eder. Fatiha suresindeki yedi ayet buna delalet eder. “Seb’ul mesânî” de denilen fatiha suresinin özel bir sure olduğuna çokça vurgular yapılmıştır. En önemli özelliklerinden biri Tanrı ile kul arasındaki konuşma şeklinde bir anlatıma sahip olmasıdır. Yedi ayet olması ve ilk ayetinin besmele olması da önemini arttırmaktadır. Zira başka hiçbir surede besmele ayet olarak kabul edilmemiştir.“

16 yy sonları ila 17 yy başlarında yaşamış olan Viranî’nin şu beyti bu meseleyi özetlemektedir;

“Yedi derya sohbetini, bahri umman anlamaz

İlmi ledun manasıdır, ahmak olanlar anlamaz”

Hurufilik anlayışına göre 28 ve 32 sayısı, ilahi sistemin önemli sayılarıdır. Yaptıkları hesaplamalarda temel dayanakları bu iki sayıdır. Arap harflerinin 28 ve fars harflerinin 32 harften oluşması bu iki sayının neden önemli olduğunun göstergesidir. Hurufilere göre harf olmasa insan meydana gelmez, dolayısıyla “ben gizli hazine idim bilinmek istedim” diyen Allah bilinemezdi. Ayrıca Hurufiler için önemli harflerden biri Lamelif(ﻻ) harfidir. Farsi ve arabi harfler arasındaki 4 harf farkını tamamlayan yine bu harftir. Lamelif, pe, çe, je, ge harflerine karşılık gelmektedir. Hatta metinlerinde Lamelif’in başlı başına bir harf olduğunu bildiren bir hadise vurgu yapmaktadır. Bu iki sayıya yapılan vurgulara şöyle bir örnek vermek konuyu daha kolay anlaşılır hale getirecektir.

“İnsanın yüzünde yedi hattı ümmiye bulunmaktadır. Bunlar, 2 kaş, 4 kirpik ve 1 saç. Toplamda 7’dir. Her biri dört unsurdan meydana geldiğinden toplamı 28 yapar. Yine bu 7 hatta ilave olarak saç, hattı istiva ile ikiye bölündüğünde toplam sekiz hat olur ki dört unsurdan meydana geldiğinden toplamı 32 yapar.”

Bu hesaplamanın aşıklarda dile gelmiş haline Noksanî Baba’dan bir örnek;

“Aşıkız bekleriz bab -ı velayet
Vechinde okuruz hem yedi ayet
İki kaş dört kirpik zülfün tamam et
Kıblegah eyledik aşıkaneyiz”

Hurufîlik akımının en önemli temsilcilerinden biri şüphesiz Seyyid İmameddin Nesimî’dir. Fazlullah Esterebadi ile ismi anılan hatta Hurufilikten daha fazla bilinen bir zat olan Seyyid Nesimi gerek gazelleri, gerek şiirleri ile ekolün alemdarı gibi bir misyona sahiptir. Gelecek yazımızda Seyyid Nesimi’nin hem hayatı hem de birkaç nefesi üzerinden inançsal boyutu ve savunduğu görüşlerinden bahsedeceğiz.