Psikoseksüel Gelişim Kuramı

Freud’un psikoseksüel gelişim kuramına göre erken çocukluk yaşantıları kişiliğin gelişmesinde önemli rol oynar ve bu dönemdeki yaşantılar yetişkinlik yıllarındaki kişilik özelliklerinin temelini oluşturur. Çocuk her bir gelişim döneminde karşılaştığı temel gereksinimlere doyum bulmalıdır. Çocuk, herhangi bir gelişim dönemindeki temel gereksinimlerine yeterince doyum sağlayamaz ve aşırı engellenirse veya aşırı ölçüde doyum sağlar ve bağımlılık geliştirirse, o döneme saplanır ve bu durum yetişkinlik yıllarındaki kişiliğini olumsuz biçimde etkiler.

Kuram, gelişimi 5 dönemde ele alır:

1. Oral Dönem (0-1 yaş)

Bebeğin emme davranışından haz aldığı ve bu refleks davranışın beslenmeyi sağladığı dönemdir. Anne-bebek ilişkisinin çok önemli olduğu bu dönemde, annenin çocuğa verdiği sevgi ve şefkat, temel güvenin kaynağını oluşturur. Bu dönem alt benliğin (id) egemenliği altındadır. Çocuk bakıma muhtaçtır. Çocuğun bu dönemde kazandığı ilk toplumsal işlevler; almak, almayı bilmek ve elde etmektir.

Oral dönemde yetersiz ya da aşırı haz yaşayan bebek, yetişkinlikte oral edilgen kişiliğe sahip olacaktır. Bu kişilik tipinin temel özellikleri aşırı bağımlılık, edilgenlik, saflık, iyimserlik, onaylanma ve diğer insanlar tarafından desteklenme beklentisidir. Bebeğin ihtiyaçlarının, ihtiyaç duyduğu şekilde karşılanmaması ise kişinin münakaşacılık, kötümserlik, sömürücülük, kırıcılık, aşağılayıcılık gibi kişilik özelliklerini edinmesine yol açmakta, bencillik, abartılmış iyimserlik, ya da sebepsiz karamsarlık gibi pek çok normal dışı davranışın ve kişilik özelliğinin gelişmesine neden olmaktadır.

2. Anal Dönem (1-3 yaş)

Bebeklerin anüs kasları üzerinde denetim kazanmasıyla başlayan bu dönem; özerkliğe geçişin ilk basamağıdır. Çocuk, bu dönemde yürümeyi, konuşmayı, kendisini ve çevresini algılamayı öğrenmektedir. Çocuğun kişilik gelişiminde bu dönemde anne-bebek ilişkisinin yanı sıra tuvalet eğitimi önemlidir. Böylece çocuk artık toplumun iyi, kötü, doğru, yanlış ve ayıp gibi yargıları ile karşılaşır. Ayrıca, bu dönemde, haz arayışı ile toplumsal kısıtlamalar arasındaki ayrımı yapan çocuk, kendini kontrol etmeyi öğrenir.

Bu dönemdeki ebeveyn tutumları, çocuğun kişilik özelliklerinin belirleyicisi olabilir. Tuvalet eğitimine yönelik katı ve kuralcı tutumlar, utandıran ya da suçlayan davranışlar çocuğun yetişkinlikte inatçı, aşırı düzenli, aşırı titiz, cimri gibi kişilik özelliklerine sahip olmasına neden olabilir. Diğer taraftan, tuvalet eğitimi konusunda aşırı serbest tutum, çocuğun dağınık, düzensiz, savurgan ve yıkıcı kişilik özelliklerini göstermesine sebep olur.

3. Fallik Dönem (3-6 yaş)

Çocuğun ilgisinin, cinsel bölgelerin uyarılmasından duyulan haz üzerine yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönemde, çevreden ve diğer insanlardan ayrı bir kişi olduğunun farkına varan çocuk; bedenine, cinsel farklılıklarına ve çevresinde olup bitene karşı sorgulama ve öğrenme eğilimindedir. Fallik dönemde erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği, varlığı ile eşdeğer bir anlam ve önem kazanır. Toplumsal tutumların da desteği ile erkek çocuğu kız çocuktan ayıran bu organla ilgili olarak, erkek çocuk; kız çocukta penis olmadığını fark edince bunun kendisinde de yok olabileceği kaygısı yaşar. Bu korkuya iğdişlik korkusu denmektedir. Psikanalitik kurama göre kız çocuğun psikoseksüel gelişiminde fallik dönem, erkek çocuğa göre daha karışık ve yavaş sürer. Kız çocuğun cinsel yaşamdaki ilk duygusu, bir penisi olmadığını keşfetmesidir. Bu durum kız çocuğun, derin bir eksiklik duygusu altında erkek çocuktaki iğdişlik korkusunun karşılığı olan penise imrenme duygusunu yaşamasına neden olur.

Freud, fallik dönemde çocukların karşı cinsten olan ebeveynlerine yönelik cinsel arzular beslediğini söyler ve erkek çocuğun babasını annesinden kıskanmasını Odipus Kompleksi, kız çocuğun babasına duyduğu aşk dolayısıyla annesine olan kıskançlığını Elektra Kompleksi olarak adlandırır.

Fallik dönem içerisinde çocuklar, kendi cinsiyetinden olan ebeveynini model alarak kendilerini onlarla özdeştirirler ve yaşadıkları bu çatışmaları çözerler. Bu çerçevede, çocuklar kendi cinsiyetine özgü rolleri, toplumsal kuralları, değerleri, sorumlulukları kavramaya başlar ve böylece kişiliğin üst benliği (süper egosu) gelişir. Bu dönemde yaşanan güçlükler ve çatışmaların çözülememesi ilerleyen yıllarda vicdan gelişiminde başarısızlıklar ve uygun olmayan cinsiyet rol davranışlarını içeren sorunlar ortaya çıkarır. Fallik dönemde, cinsellikle ilgili; çocuğa olumsuz görüşler ve tutumlar aktarılması ise çocukların yaşadıkları çatışmaları çözmelerini güçleştirir. Bunun sonucunda çocuk sağlıklı bir süper ego geliştiremeyebilir ve yetişkinlik yıllarında uygun cinsel rolleri sergilemede güçlükler yaşayabilir. Bundan dolayı fallik dönemde çocuklar cinsel merakı ve sorduğu sorular yüzünden engellenmemeli, azarlanmamalı ya da cezalandırılmamalıdır; çocuklara uygun bir dille açıklamalar yapılmalıdır.

4. Gizil Dönem (7-12 yaş)

Çocuklar bu dönemde sosyalleşme ve cinsel kimliğin özümsenmesi olan iki önemli deneyim yaşarlar.

Gizil dönemde ebeveyn yasaklamaları ve gelişmekte olan süper ego nedeniyle cinsel arzular bastırılmakta ve bir önceki dönemde yaşanan anılar unutulmaktadır.

Çocuğun daha önceki dönemlerde çocuksu ilgileri artık cinsellik dışı alanlara yoğunlaşmaktadır. Çocuk okumaya, oyuna, o toplum için geçerli olan araç ve gereçleri kullanmayı öğrenmeye yönelmekte, toplumun bir bireyi olma yolunda ilerlemekte­dir. Enerjisini oyun, okul ve öğrenme faaliyetlerinde kullanan, karşı cinse ve cinsel konulara ilgisiz olan çocuk bu dönemde kendi cinsiyetinden çocuklarla arkadaşlık kurar. Kendi cinsin­den olan diğer yetişkinlerle kurduğu özdeşim, sosyalleşme sürecinin temelini oluşturur. Çeşitli görevler almaya başlayan çocuk için olumlu geri bildirimlerin çok önemli olduğu bu dö­nemde sorumluluk, planlama, işbirliği gibi yetiler kazanılır.

5. Genital Dönem (12-18)

Biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan hızlı ve önemli değişimlerin yaşandığı bu dönemde çocuk fizyolojik ol­gunluğa erişir.

Genital dönem, ergenlikle başlayan ve ergenlik sonrası yılları kapsayan son gelişim dönemidir. Ergenlikle birlikte üreme or­ganları gelişir ve libido odağı genital organlar üzerinde yoğun­laşır. Her iki cinsiyette de cinsel hormonların artması sonucu, gençler karşı cinsle yakın ilişkiler kurmaya başlarlar. Böylece, çocuk cinsel organları ve duyguları arasında bir bağ kurar, er­gen bireyin cinsel dürtüleri artar ve diğer psikoseksüel gelişim aşamalarında bir takılma yaşamamışsa, bu dönemde karşıt cinsler arasında duygusal ilişkiler doğmaya başlar. Ancak, er­ken çocukluk yıllarında travmatik olaylar yaşanmış ve buna bağlı olarak takılmalar gerçekleşmişse, cinsel çatışmalar bu dönemde de sürer ve bu durum kişiliğin olgunlaşmasını engel­ler. Bir yandan bağımsızlığını kazanmaya çalışırken diğer yan­dan sosyalleşme çabasına giren ve aile çatışmalarını çözümle­yen bireyler ise bir kimlik oluşturur ve üretken, mutlu, anlamlı ilişkiler geliştirebilme yetilerini kazanırlar.

Freud bu dönemi fırtına dönemi olarak adlandırır ve kimi uyum çabalarının yoğun çatışma içerdiğini ifade eder. Bu dönemde fırtına yerine uysallığın olması da olasıdır ama bu her zaman olumlu bir anlam taşımaz. Aşırı karmaşa uyumu zorlaştırmakla birlikte, aşırı uysallık büyüme ve özerklik kurma yönünde bir isteksizlik anlamına gelebilir. Bu süreçte savun­ma mekanizmalarının artması da olasıdır, ancak bunun olumlu sonuçlan da olabilir. Ergenlik döneminin amacı, ebeveyne ba­ğımlılıktan kurtulup karşı cinsle ilişki kurabilmektir. Bu dönem­de ilgi aileden karşı cinse yönelir, sosyal ilişkiler artar, meslek seçimine ve aile kurmaya ilişkin planlar oluşmaya başlar. Ba­ğımlılık ve bağımsızlık arasındaki çatışmaların çözülememesi ise ergen bireyde kimlik problemine neden olur.