Pompeii

Pompei

İtalya’nın Napoli Körfezi yakınlarında bulunan Vezüv Dağı’nda, M.S. 79 yılında çok şiddetli bir patlama gerçekleşti. Yanardağın patlaması sonucu Pompeii adındaki Antik Roma kenti kalın kül tabakasının altına gömüldü. 20.000 kişinin yaşadığı tahmin edilen, dönemin modern tatil kenti, asırlar boyu bu kül tabakasının altında kaldı.

Pompeii’nin keşfi ilk olarak 16. yy. sonlarına doğru Domenico Fontana adlı bir mimar tarafından gerçekleştirildi. Pompeii ile aynı felakette yok olan Herculaneum kenti 1709 yılında keşfedildi ve sistematik kazı 1738 yılında başladı. Herculaneum kazılarında Pompeii olarak tanımlanan bir yazıtın (1763) bulunması modern bilim Arkeoloji’nin dikkatini çekti ve Pompeii aranmaya başlandı. Arkeologlar yerin 9 metre altında kaybolmuş kenti buldular. Arkeologların gördükleri manzara inanılmazdı. Düştükleri yerde mumyalanmış gibi kalan iskeletler. Bozulmayan evler ve binalar. Hatta korunmuş meyve ve ekmek somonları… Kül tabakası kenti muhteşem bir biçimde muhafaza etmişti.

Pompeii 18. yy. neo-klasik eserlerinin canlanmasında önemli rol oynadı. Sanat eserleri ve kalıntılar dönemin sanat anlayışını etkiledi. Yapılar dahi pompeii yapılarına benzer şekilde inşa edildi.

Pompeii’de Yaşam

Pompei

M.Ö. 8. yüzyılda Yunanlıların bölgeye yerleşmesinden sonra kent cazibe merkezi haline gelmişti. Vezüv Dağı’ndan 8 km uzaklıkta bulunan Pompeii kasabası, Roma’nın en seçkin vatandaşlarının uğrak yeri olan tatil beldesiydi. Zarif evler, özenle hazırlanmış villalar ve taş döşeli sokaklarıyla dönemin yerleşim yerlerine göre oldukça farlı bir yapıya sahipti. Nüfusun %60’a yakını asiller, %40’ını ise köleler oluşturmaktaydı. Turistler, kasaba halkı ve köleler; küçük fabrikalar, esnaf dükkanları, tavernalar, kafeler, genelevler ve hamamlar yapılan kazılarda meydana çıkarıldı.

Büyük Felaket

M.S. 24 Ağustos 79 yılında Vezüv Dağı patladı. Patlama; kül, pomza ve diğer kayalar ile gökyüzüne yüksek sıcaklıkta volkanik gazlar fışkırttı. Patlamanın şiddeti o kadar büyüktü ki yüzlerce kilometre uzaklıktan görülebilmekteydi. Patlamayı izleyen Yazar Plinyy Olağanüstü büyüklükte bir bulut, dağın gövdesinden yükselip dallara ayrıldı, bu o kadar sıra dışıydı ki
bir çam ağacını andırıyordu” diye notlarına yazdı.