Picasso’nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Sanat dünyasındaki akımlardan etkilenmeden, sezgilerini kullanarak ve sadece mutlu olmaya çalışarak resim yapardı Fikret Mualla. Eserlerine duygularını katardı ve yapıtları her zaman coşkuluydu. O sadece sanatı ile değil, inişli çıkışlı ve derbeder yaşam tarzıyla da resim tarihine damga vurmuştur.

Picasso’nun hediye ettiği tabloyu bir şişe rakıya değişen yalnız bir ressam olan Fikret Mualla’nın ilginç bir yaşam öyküsü var.

Kız Adı Verilen Bir Erkek Bebek

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

1903 yılında varlıklı bir aile olan Ekrem Bey ve Eşi Emine Nevber hanımın erkek çocuğu dünyaya gelir. Ancak ismi önceden belli; zira kız beklendiği için “Mualla”dır. Babasının Tevfik Fikret’e olan hayranlığından ötürü Fikret ismi de dahil edilir ve bebeğe Fikret Mualla adını koyarlar.

Top Peşinde Koşan Bir Çocuk

Futbolcu dayısı Hikmet Topuzer’in etkisi ile futbola merak sarıp, sürekli futbol oynamakla zaman geçirir. O zamanlar Saint Joseph lisesindedir. Futbolun derslerini olumsuz etkilemesinden ötürü Galatasaray Lisesi’ne yatılı verilir. Futboldan orada da kopmaz ancak sağ ayağı futbol oynarken kırılır ve topal kalır. Bu onun için ilk yıkım olur.

Annesinin Ölümü ve Suçluluk Duygusu

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Savaşın olduğu yıllarda İstanbul’ da salgın olan İspanyol gribine yakalanır. Bu hastalık ondan annesine bulaşarak annesinin genç yaşta ölümüne sebep olur. Bu durum Fikret Mualla’yı derinden etkiler, ömrü boyunca suçluluk duygusundan kurtulamaz.

Küskün Genç Bir Çocuk

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Yaşadığı olaylar ona ağır gelir ve agresif birisine dönüşür. Babasının yaptığı evlilikleri benimseyemez. Bunun üzerine Galatasaray Lisesindeki eğitimini 17 yaşında iken yarıda bırakıp İsviçre’ye mühendislik eğitimi için gönderilir. Fikret Mualla bu olayı evden atılma olarak yorumlar.

İsviçre ve Resim Eğitimi

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Mühendislik eğitimi için gittiği İsviçre’ de resmin çok daha fazla ilgisini çektiğini fark eder. Resim eğitimi için Almanya’ ya geçer. Münih ve Berlin Güzel Sanatlar Akademisinde resim, afiş ve desinatörlük eğitimi alır. Bu sırada babası mali sıkıntıya girer ve Mualla beş parasız kalır. 25 yaşında alkol bağımlılığı yüzünden hastaneye yatar. Daha fazla mali sıkıntıya dayanamayıp İstanbul’a döner.

Atatürk Portresi ve Polis Korkusu

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Beyoğlu’nda bir meyhanede duvarda asılı olan Atatürk portresi dikkatini çeker. Resmi incelemeye başlar ve resmin Almanya’da sert bir şekilde tartıştığı hocasına ait olduğunu zannederek ağzına geleni söyler. Ancak bu durumu görenler olayın mahiyetini kavrayamaz ve ciddi tepkiler alır. Meyhanenin aşçısı ile bir kavga başlar. Karakolda 3 gün işkence görür. Sanatçı arkadaşlarının araya girmesiyle akıl hastanesine yatar. Koğuş arkadaşı Neyzen Tevfik’tir. Ömrü boyunca yaşadığı polis korkusu buradan gelmektedir.

Paris Hayatı

Babasının ölümü üzerine yüklü bir mirasın sahibi olur. 26 yıl boyunca yaşayacağı yer olan Paris’e yerleşir. Kısa bir süre lüks ve bolluk içinde yaşar. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle geçim sıkıntısı başlar ve tablolarını yok pahasına satmaya başlar. Tek öğün yiyip, eski kıyafetler giyip bir şişe şaraba bir tablo vermeye başlar.

Dina Vierny ve İlk Sergi

Geçim sıkıntısı, polis korkusu ve alkol problemi nedeni ile tekrar hastanede yatması gerekir. Bu sırada sanat sever Dina Vierny ile tanışır. Dina Mualla’ya bir ev verir ve bir bakıcı tutar. Tek istediği ona ayda bir resim yapmasıdır. Bulunduğu sokaktaki alkol satıcılarına Mualla’ya kesinlikle alkol satılmamasını tembihler. Paris’te ilk sergi de böylece açılmış olur. Eserleri büyük ilgi görür. Üstelik davetlilerden birisi ise Picasso’dur. O’da eserlerden çok etkilenir bir kaç resmi alır üstelik Mualla’yı atölyesine davet eder.

Picasso İle Tanışma

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Bu daveti geri çevirmeyen Mualla Picasso’nun atölyesini ziyaret eder, oturur ve muhabbet ederler. Son çalışmalarını göstererek bunlardan birisini seçmesini ister ve Mualla’ya hediye eder. İmzalı Picasso tablosu ile dönerken yolda eski bir koleksiyoner arkadaşı ile karşılaşır. Arkadaşı elindeki tabloya karşılık 15 gün kendisinde kalabileceğini üstelik Türk Rakısı’da bulabileceğini söyler. Mualla hiç düşünmeden tabloyu arkadaşına verir. Picasso’nun ısrarlarına rağmen bir daha atölyesine uğramaz.

Yalnız Bir Ölüm

Picasso'nun Hayran Olduğu Türk Ressam Fikret Mualla

Paris sanat çevresinde Paris Ressamı olarak ünlenen Fikret Mualla ikinci sergisini de açar. Bu sergiden sonra tekrar akıl hastanesine yatar. 1962 yılında felç geçiren sanatçı, resimlerinin sürekli alıcısı Madam Fernande Anges tarafından bir çiftliğe yerleştirilir ve başına bir bakıcı koyulur. Ancak bakıcıyı başından kovar ve 1967 yılında yaşama veda eder. Öldüğü ise günler sonra anlaşılır. Evsizler mezarlığına defnedilir. Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Körutürk’ün Eşi Emel Hanım’a çocukluk yıllarında ders vermiş olması ve Fahri Bey’in ilgilenmesi ile kemikleri Türkiye’ ye getirtilip Karacaahmet Mezarlığına gömülür.

Yaşadığı yıllarda Picasso’yu kendisine hayran bırakan büyük usta, yaşadığı olumsuzlukların ilacını sanat ve içkide aradı durdu. Bu sanatçının tuhaf ve trajik yaşamını sizler için derledik. Daha detaylı olarak Hıfzı Topuz’un “Paris’te Bir Türk Fikret Mualla” adlı harika kitabını okuyabilirsiniz.

Sanatla kalın…