Peyami SAFA

Hayatı

Yazar (D. 2 Nisan 1899, Ge- dikpaşa / İstanbul – Ö. 15 Haziran 1961, İstanbul). Çömez, Safiye Peyman, Serazad, Server Bedi takma adlarını da kullandı. Aile dostu olan Tevfik Fikret ona Osman Peyami adını verdi. İki yaşın­da iken, babası şair İsmail Safa’nın sürgünde olduğu Sivas’ta ölmesi nedeniyle çocukluğu annesi, kar­deşi ve akrabalarının ya­nında geçti. Annesi Server Bedia Hanım, dedesi bir divan doldura­cak kadar şiir yazmış olan Trab­zonlu Mehmed Behçet Efendi’dir. Amcası Ahmed Vefa, lirik şiirleri ile önemli bir şair olacağı düşünülürken cinnet geçirerek genç yaşta öldü. Diğer amcası Ali Kami Akyüz’ün eğitimle ilgili kitapları, çeviri romanları vardır. Ağabeyi İlhami Safa şiirle uğraştı ve gaze­tecilik yaptı.

Peyami Safa, ilköğrenimine Gedikpaşa’da Menbau’l-İrfan İp­tidai Mektebinde (ilkokul) başladı. Dokuz yaşında iken sağ kolunda başlayan ve uzun yıllar tedaviyi gerektiren bir mafsal rahatsızlığı nedeniyle çocukluk yıllarını has­tanelerde ve doktorlara gidip ge­lerek geçirdi. Bu yüzden bedence gelişmesi de emsallerinden geri kaldı ve Vefa İdadisinin rüştiye (ortaokul) kısmına başladıysa da (1910) bitiremedi. Hastalığı ve ge­çim sıkıntıları öğrenimine imkân vermediğinden kendi kendisini ye­tiştirdi. Henüz on üç yaşında iken çalışmak zorunda kaldı.

Açılan bir sınavı kazanarak Posta Telgraf Nezareti (Bakan­lığı) Muamelât Kalemine memur olarak girdi (1914). Bu arada, Abdullah Cevdet’in hediye ettiği Petit Laroussetu adlı ansiklopedik sözlükten, daha çok kendi gayretiyle ve adeta ezberleyerek, Fransızca öğrendi. Değişik alanlarda yaşıtlarının çok üzerinde bil­gi ve kültür sahibi oldu. Bilgisi ve yazı yazma yeteneği nedeniyle, M. Raif Oğan’ın Vaniköy’deki özel Rehber-i İttihad Okuluna önce mu­bassır (öğrencilerin disiplinini göz­leyen görevli), daha sonra öğret­men olarak kabul edildi. Bir süre de Düyun-ı Umumiye (devletin borçla­rını tahsil eden daire)’de (1914-18) çalıştı. Daha sonra ağabeyi İlhami Safa ile birlikte Yirminci Asır adlı akşam gazetesini çıkararak (1919) gazeteciliğe başladı. 1937’de Ayşe Nebahat Erinç’le evlendi.

Peyami Safa; Türk Musikisi Federasyonu, Güzel Sanatlar Bir­liği, Türk Felsefe Cemiyeti, Türk Dil Kurumu, Türk Edebiyatçılar Birliği gibi sanat ve kültür kuruluşlarında kurucu ve faal üye olarak görev aldı. Son aylarında Demokrat Parti iktidarının icraatını savundu­ğu için, 27 Mayıs 1960 hükümet darbesinden sonra ağır suçlamala­ra maruz kaldı. Üyesi olduğu Türk Dil Kurumu ve Türk Edebiyatçılar Birliğinden bu görüşleri sebebiyle çıkarıldı. 1961’de Erzincan’da ye­dek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan tek çocuğu Merve Safa’yı kaybettikten birkaç ay son­ra, bir kalp krizi sonunda İstanbul Çiftehavuzlar’da bir dostunun evin­de öldü. Mezarı Edirnekapı Şehitliğindedir.

Edebi Hayatı ve Kişiliği

Yirminci Asır’da “Asrın Hikâyeleri” genel başlığı altında yayımladığı hikâyelerle dikkati çek­ti. Cumhuriyet gazetesinin edebi­yat sayfasını yönetti ve 1940 yılına kadar bu gazeteye hikâye, makale ve günlük fıkralar yazdı. Şimşek (1926), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu(1929), Bir Tereddüdün Romanı (1932), Biz İnsanlar (1937). roman­larını da Cumhuriyette tefrika etti. Daha sonra hikâye, roman, maka­le ve fıkra yazarı olarak verdiği eserlerle döneminin en verimli ve özellikle roman alanında usta edebiyatçıları arasında yer aldı.

1940’ta Cumhuriyetten ayrılarak önce Tasvir-i Efkâr (1940), o ka­panınca Tasvir (1944), daha sonra Vakit (1946), Ulus (1949), Milliyet (1954), Tercüman (1959), Havadis (1960), Son Havadis (1961) gaze­telerinde yazıları çıktı. Bu arada Çınaraltı ve Büyük Doğu dergilerinde de makaleleri yayımlandı.

Polisiye bir çocuk romanı olan ilk kitabı Bir Mekteplinin Ha­tıratı 1913’te yayımlandı. Alemdar gazetesinin açtığı bir yarışmaya gönderdiği hikâyenin birincilik kazanmasıyla adını basında duyurdu (1920). Bu tarihten itibaren mesleği ve geçim kaynağı hemen tümüyle yazarlık oldu. Roman ve hikâyeleride arka arkaya tefrika edilmeye ve kitap olarak yayımlanmaya başladı. İlk edebi romanı Sözde Kızlar’ın bir kısmı Serazad takma adıyla Sabah gazetesinde tefrika edildikten (1922) sonra kitap olarak basıldı (1923) ve büyük ilgi gördü. İşgal ve Milli Mücadele yıllarında İstanbul’un kendi zevkinde olması­nı konu alan roman, Cumhuriyet’in ilk yıllarının heyecanlı atmosferi içinde Ertuğrul Muhsin tarafından filme de alındı (1924).

Sırf geçim kaygısı ile yaz­dığını kabul ederek yayımladığı macera romanlarında Server Bedi imzasını kullandı. Birkaç kez bası­lan ve hemen her kuşak tarafından okunmuş olan Cingöz Recai gibi polisiye romanları dizisinin ilk kitap­larını da 1924’te yayımladı. Kendi adıyla yayımladığı ve olaydan çok psikolojik çözümlemelere ağırlık verdiği romanları içinde en ünlüsü otobiyografik özellik taşıyan Doku­zuncu Hariciye Koğuşu romanıdır. Bu romanı adına ithaf ettiği Nazım Hikmet’le daha sonra tümüyle farklı düşüncelere sahip olmaları nedeniyle giriştiği kalem kavgası ünlüdür. Yazı hayatının ilk yılların­dan itibaren Cenap Şahabeddin, Ahmet Haşim, Necip Fazıl, Aziz Nesin gibi yazarlarla polemiklere de girdi. Bazı şiir denemeleri bulun­duğu biliniyorsa da, şiir yazmaktan çok kısa zamanda vazgeçti.

Batı-Doğu muhasebesine ağırlık verdiği Fatih Harbiye, Söz­de Kızlar, Bir Tereddüdün Roma­nı, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Yalnızız öteki önemli romanlarıdır. Ağabeyi ile birlikte önce magazin tarafı ağır basan Hafta (1934- 35), daha sonra basın tarihimizde önemli bir sanat ve edebiyat der­gisi olan Kültür Haftası’nı (1936, 21 sayı) yayımladı. Türk Düşün­cesi (1953-60, 63 sayı) dergisini de çıkarmış olan Peyami Safa, son olarak Son Havadis gazetesi­nde başyazarlık yapıyordu. Anısını yaşatmak amacıyla adına 1974 yılında düzenlenmeye başlanılan Peyami Safa Roman Yarışmasına 1978 yılında son verildi.

Peyami Safa’nın Türk romanı­na getirdiği asıl önemli yenilik, ro­manın teknik ve teorik açılımlarını romanlarına yansıtmasındır. Ayrıca psikolojik çözümlemeden başlayarak karma­şık ruh durumlarını iç monolog, iç diyalog, bilinçakışı gibi tekniklerle ve bu tekniğin gerektirdiği sağlam bir dil yapısıyla vermenin de ilk büyük ustası oldu. Berna Moran’a göre, Peyami Safa romanlarında belli şab­lonlar vardır. Bu şablonlar özetle, bir aşk çevresinde üç erkek bir kızdan oluşur. Erkeklerin biri Batıyı, öteki Doğuyu temsil ederken üçüncüsü yazarın fikirlerini temsil eder. Aşkın platonik içeriği yüceltilirken, cinsellik hor görülür. Roman kişilerinin şah­sındaki çatışmayı Doğuyu temsil eden taraf kazanır.

Peyami Safa, romanlarında batılılaşmanın olumsuz sonuçlarına değinerek batılılaşmayla hesaplaşma yoluna gider. Romanları bilinçaltını eşmeye yönelik yazılmıştır. Olaydan ziyade tahlile önem vererek psikolojik çözümlemeleri önceler. 9. Hariciye Koğuşu Türk romancılığında bu çerçevede yazılmış ilk örnektir.

Romanlarında karamsarlık hakimdir. Romanlarının ana karakterleri de ruhsal ve bedensel yönden sorunlu tiplerdir. Bunun sebebinin kendi fiziksel yapısı ve yaşamı olduğu bilinmektedir. Zira kendisi de bunu ifade etmektedir.

Eserleri

Hikaye

Bir Mekteplinin Hatı­ratı (1913), Karanlıklar Kralı (1913), İstanbul Hikâyeleri (1919), Gençliği­miz (1922), Siyah Beyaz Hikâyeler (1923), Aşk Oyunları (1923), Sün­gülerin Gölgesinde (1924), Ateş Bö­cekleri (1925), Hikâyeler (toplu 103 hikâye, haz. Halil Açıkgöz 1980).

Roman

Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Canan (1925), Şimşek(1927), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930, Salih Diriklik’in yönetmeni olduğu TV dizisi olarak televizyonda gösterildi), Atilla (1931), Fatih Harbiye (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (tefrika 1937, bas. 1959).

Server Bedi Roman Seri­si (Başlıcaları)

Karım ve Metresim (1927), Sabahsız Geceler (1934), Hep Senin İçin (1934), Sinema Deli­si Kız (1935), Çalınan Gönül (1935), Cumbadan Rumbaya (1936), Serseri (1936), Dizlerine Kapansam (1937), Korkuyorum (1938), Uçurumda Bir Genç Kız (1940), Rüya (1941), Deli Gönlüm (1942).

Deneme-İnceleme

Türk İnkılabına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefi Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Ma­hutlar (1959), Sosyalizm (1961), Mis­tisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Osman­lıca-Türkçe – Uydurmaca (1970), Sanat-Edebiyat-Tenkit (1970), Din- İnkılap-İrtica (1971), Yazarlar, Sanat­çılar, Meşhurlar (1976).

Objektif Serisi

Objektif 1 – Osmanlıca Türkçe Uydurmaca (1970), Objektif 2 -Sanat Edebiyat Tenkit (1971), Objektif 3 – Sosyalizm Marksizm Komünizm (1971), Objek­tif 4 – Din İnkılap İrtica (1971), Objektif 5 – Kadın Aşk Aile (1973), Objektif 6  – Yazarlar Sanatçılar Meşhurlar (1976), Objektif 7 – Eğitim Gençlik Üniversite (1976), Objektif 8 – Yir­minci Asır Avrupa ve Biz (1976).


Kaynakça

IŞIK, İhsan. Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi. C. 4, s. 386-388). Ankara: Elvan Yayınları, 2013.