Pandora’nın Kutusu

Pandora

İapetus’un oğlu Prometheus, insanoğlunu yarattıktan sonra Zeus’un emirlerini kasten hiçe saydı. Zeus’un insanoğlundan sakladığı ateşi çalarak insana armağan etti. Bu küstahlığından ötürü Prometheus’u cezalandıran Zeus, insanoğlunun ateş sayesinde edindiği güçten tedirgindi. “Ey İapetus’un oğlu, kurnaz, beni alt ettiğin ve ateşi çaldığın için mutlu musun? Bu senin ve insanoğlunun felaketi olacak, insanlara ateşin karşılığı olarak öyle bir kötülük vereceğim ki kendi yok oluşlarını mutlulukla kucaklayacaklar.” dedi. Bu nedenle insanoğlunu güçsüz kılacak bir plan yaptı. O zamana kadar ölümlü olmayan kadın, bu sefer ölümlü olarak yaratıldı.

Zeus, Hephaistos’a kil ve suyu karıştırarak bir kadın şekillendirmesini emretti. Bunun sonucunda yaratılmış en mükemmel heykel ortaya çıktı. Erkek için tanrılar kadın için de tanrıçalar model alındı. Afrodit onu zarafetli kıldı. Argus’un katili olan; ticaret, hırsızlık ve oyun tanrısı Hermes, ona edepsiz ve hilekar bir özellik verdi. Kronos’un oğlu Zeus’un emrine uyan topal tanrı, topraktan onu mütevazi bir yapıya büründürdü. Atena ona el işlerini, sanatçı ruhunu ve giyinmeyi öğretti. Dahası tüm yüce varlıklar Hephaistos’un yaratısına katkıda bulundu. Kadına güzelliğin yanı sıra harika giysiler, değerli takılar, müzik, zarafet, beceri ve çekicilik verildi. Üstelik kadın baştan çıkarıcı, ayartıcı ve kurnazdı. Tüm bu niteliklerle kadın, erkeğin karşı koyamayacağı; tehlikeli, fitneci ve cilveli biri olarak yaratılmıştı.. İsmi “Tanrıların Hediyesi” anlamına gelen “Pandora”ydı.

Zeus’un Armağanı, Pandora’nın Hatası

Zeus, tanrıların elçisi Hermes’e, Pandora’yı insanlığa armağan olarak Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a götürmesini emretti. Epimetheus, güzelliğine ve çekiciliğine kapıldığı Pandora’yı kendine eş olarak aldı. Oysa kardeşi Prometheus onu Zeus’tan gelen hediyeleri kabul etmemesi konusunda tembihlemişti. Tanrılar, Pandora’ya mühürlü bir kutu vermiş ve bunun insanlığa bir armağan olduğunu söylemişlerdi. Öte yandan kutunun içinde ne olduğunu açıklamamışlardı. Pandora, merakına yenik düştü ve kutuyu açar açmaz içindeki tüm kötülükler (hastalık, acı, keder, delilik, kıskançlık ve ölüm) etrafa saçıldı. Pandora, hemen kutunun kapağını kapattı ama içeride yalnızca umut kalmıştı.

Bir başka anlatıma göre; kutunun içinde hediye olarak iyiliklerin olduğu ancak dikkatsiz davranan Pandora’nın kapağı açtıktan sonra tüm iyiliklerin cennete geri döndüğü, geride insanın dünyada kötülüklerle baş etmesi için sadece umut kaldığı ifade edilmektedir.

Pandora Efsanesi ile Musevi ve Hristiyan İnancı

Pandora efsanesi ile Musevi ve Hristiyan inancındaki kadın ve yaratılış anlatımı yöntem olarak farklılık içerse de öz bakımından birbirine çok benzerdir.

Tevrat’ta kadının yaratılması şu şekilde açıklanır:

“RAB Tanrı, Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.” Yaratılış 2:21

“Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi.” Yaratılış 2:22

“Adem, ‘İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir.’ dedi. ‘Ona kadın denilecek, çünkü o, adamdan alındı.’ ” Yaratılış 2:23

Kadın’ın erkeğe yardımcı olması için kaburga kemiğinden yaratılmış olması ve mitlerde kötülüğün kaynağı olması iddiası ile kadın, erkeğe hizmet eden ve kendisine dikkat edilmesi gereken ikinci sınıf bir varlık olarak gösterilmiş, erkeğin kutsiyeti ve üstünlüğü ön plana çıkarılmıştır. Tevrat’taki ve mitolojideki anlatımlar, kadının Tanrı tarafından amaca yönelik bir araç olarak yaratıldığı izlenimini uyandırmaktadır. Dolayısıyla kadın, insanoğlunun çektiği acıların müsebbibi olarak gösterilmektedir.

Kutunun açılıp kötülüklerin salıverilmesi ve yasak elmanın yenmesi sonucu insanın cennetten kovulması, olayların özü yönünden benzerdir. Tevrat’ta, yasak elmanın yenmesi sonucu cennetten kovulan Adem ile Havva olayı şu şekilde anlatılmaktadır:

“Adem, ‘Yanıma koyduğun kadın, ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim.’ diye yanıtladı.” Yaratılış 3:12

“RAB Tanrı kadına, ‘Çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim.’ dedi, ‘Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, seni o yönetecek.’ ” Yaratılış 3:16

Kuran-ı Kerim’de Yaratılış ve Kadın

Kuran-ı Kerim’de kadının yaratılışına dair kıssa yoktur. Nisa Suresi’nde buna dair bir ipucu verilmektedir.

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.” Nisâ 1

Tahrif edilmiş semavi dinlere ve mitlere göre İslam dininin kadının yaratılışına dair yaklaşımı daha adaletli ve eşitlikçidir. İnsanoğlunun cennetten kovulması ya da zorluklarla karşılaşması için cezalandırılmasında da kadını sorumlu tutmamaktadır.

Kuran-ı Kerim de Adem ile Havva kıssası şu şekilde açıklanmaktadır:

“Ey Âdem, sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz. İblis, onların gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verip dedi ki: ‘Rabbiniz, sırf ikiniz de melekleşirsiniz veya burada ebedi kalıcılardan olursunuz diye size bu ağacı yasakladı.’ Onlara, ‘Elbette ben size nasihat edenlerdenim.’ diye yemin etti. Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. ” A’raf 19 – 22

“Nihayet İblis ona fısıldayıp: ‘Ey Âdem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi?’ dedi. Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. ” Taha 120 – 122

Kuran-ı Kerim’de, insanoğlunun cennetten kovulmasından ve zorluklarla karşılaşmasından bizzat nefsin sorumlu olduğu görülmektedir. Kuran-ı Kerim’in genel dili ve Nisa Suresi’nde bulunan ayetteki tek nefisten yaratılma ve o nefsin eşinin yaratılmasına değinilmesi, erkek ve kadının töz’ünün bir olduğuna vurgudur. Bu açıdan İslam inancı, kadına bakışta modern eşitlik kavramına uygun bir dil kullanmaktadır.