Herkesin dilinde özgüvene dair cümleler var. Bazısı özgüven patlamasından bahsediyor bazısı özgüven eksikliğinden. Kime sorsam özgüvene yüklediği anlam başka. Kime sorsam yaşayacağı hayat daha farklı olurdu, özgüvenli olsa.

Özgüvenin tanımı kaynaklarda bile kimi zaman farklılık gösteriyor. Ancak ben kendi tanımımdan yola çıkacağım. Bana göre özgüven; kendisiyle barışık olma hali, kendini sevebilme yetisidir. Yapabildikleri ve yapamadıkları ile kendi kendini kabul edebilmesidir. Daha önce deneyip başaramadığı herhangi bir şeye ikinci fırsatı verip belki “Bu defa başarabilirim.” demektir. “Dans etmeyi de pek bilmem ama olsun deneyeyim, en fazla güler geçerim.” diyebilmek ve kendini dans pistine atabilmektir. İlk defa olduysa, hele ki performans gerektiren bir durumsa, “Bunu asla yapamam.” demek yerine “Deneyebilirim.” deyip kendine şans vermektir.

Özgüvenin tanımı, birinden diğerine değişiklik gösterince özgüven geliştirme stratejileri de taban tabana zıt olabiliyor. Özellikle ebeveynlerde gözlemlediğim: “Sen Yaparsın, Harikasın Sendromu” Çocuklara ekstra gaz verip onları her şeyi başarabileceklerine inandırarak sözüm ona özgüveni tavan olan çocuklar yetiştirmeye çalışıyorlar. Diğer tarafta da “Hiçbir Şey Başaramazsın Sendromu”. Ebeveynler, çocuklara güvenmeyip onlara sorumluluk vermeyerek özgüveni tabanlarda çocuklar yetiştiriyorlar. Maalesef her ikisinde de sonuç hüsran. Çünkü özgüveni tavan olan grup, hayatında başaramadığı şeylerle karşı karşıya kalınca hayal kırıklığı yaşıyor. “Nasıl olur, hani ben her şeyi başarırdım?” diyor ve uçlarda gezdiği için “Demek ki hiçbir şeyi başaramazmışım.” diyerek domino taşları gibi diğer yapabildiklerini de yıkıyor. Üstelik bu taşlar yıkıldığında genellikle eski haline dönmesi çok zaman alıyor. Öteki taraftan özgüveni taban olan grup ise başardığı durumlarda bile şansa kadere ve diğer dışsal nedenlere atıfta bulunarak çoğu zaman kendini ve yeteneklerini keşfedemiyor. Ve her iki tarafta da sıklıkla depresyon, sosyal fobi vb. durumlar görülebiliyor. Bilinçli olan bireyler profesyonel destek alırken; diğerleri kendini ilaca veriyor ya da başka bağımlılıklara, zaten onlar hayatta başaramıyor. Belki ilaç sayesinde belki de başka maddeler sayesinde iyi hissediyor. O kadar özgüvensiz ki onu daha iyi hissettirecek olanı bile dışarıdaki belirliyor.

İşte tam da bu nedenle, özgüvenin tanımı tam yapılıp özgüveni tavan mı taban mı bakılmadan; yapabildikleri ve yapamadıkları ile kişinin kendini kabul etmesine destek verilmeli. Aksi halde depresif, fobik ve hatta bağımlı olmamak işten bile değil! Herkese kararında özgüven, kabulünde sevecenlik diliyorum.


Uzman Psikolog Münire POLAT‘n yazıları için tıklayınız…