Eylül ayı eğitim-öğretimin başladığı ilk hafta, çalıştığım bir çok kurumda, yeni gelen öğrenciler, veliler öğretmenler ile sohbetler, yeni yeni hikayelerle dolu eğitim yılı açılışları başlar benim için…Otizm

Her gün farklı eğitim kurumunda danışmanlık yapmak, bu çeşitliliğin bende yarattığı heyecan, tarif edilemez.

-Hocam bir velimiz sizi görmek istiyor, öğrencimiz biraz sorunlu (aramızda kalsın a-tipik otizm teşhisi var hocam).(okul sorumlu müdürü)

-Aramızda kalmasın müdürüm, aile ile konuşalım, bu gizli durumu açığa çıkaralım bakalım.

Konu çocuk ve otizm olunca eğitim kurumlarında hep kısık ses ile konuşulur, yıllardır anlamadığım bir durumdur bu, sanırım anlayamayacağım aynı zamanda. Okul yönetiminin bu sessizliği, çoğu kez ebeveynlerin taleplerinden kaynaklandığı bir gerçektir. Hep sorun olunca bir şeyler saklanır ya hayatımızda, hele bir de çocuğunuzda farklı bir durum varsa daha çok saklarsınız her şeyi.

Öğrencimizin annesi Servet Hanım şaşkın gözlerle odaya girdiğinde, konuşmaya başladı. Sürekli konuşuyordu, tedavileri, teşhisleri, tüm ailenin nasıl çaba sarf ettiklerini, neden böyle olduğunu anlamadıklarını, her şeyin yolunda giderken birden bire Kemal’in değişik hareketler yaptığını ve gittikçe değiştiğini, bu duruma çok üzüldüklerini anlatıp durdu.

İlk değerlendirme seanslarında öyküyü iyi almak için çok iyi dinlerim, notumu alırım, ne var ne yoksa anlatsın isterim. O kadar çok şey anlatmak ister ki anneler, çocukları üzerine. En güzeli onları uzun uzun dinlemektir.

-Kemal’i odamıza alalım, bir tanışmak istiyorum, sizin içinde uygun mu Servet Hanım?

Kemal 6 yaşında, çocuklar hep güler ya, en saf haliyle gülücükler dağıtarak odaya getirdi öğretmenimiz. Anne kocaman sarıldı, sakin bir şekilde yanına oturdu. Ayaklarını sallayarak kendi içindeki kelimeleri dile getirmeye başladı.

-Kemal, merhaba. Ben Murat öğretmen, seninle ve annenle tanışmak için bugün buraya geldim. Nasılsın?

Gülüyordu, hep gülüyordu, çok mutlu bir çocuktu, tertemiz gülüyordu.

İlk tanışmadan sonra beraber yola çıkmaya karar verdik. Genelde yılda 5 ya da en fazla 6 a-tipik otizm veya otizm bozukluğu olan öğrenci ile çalışma yaparım. Çok özel olduklarını ve onlara tekrar tertemiz dünyalarını vermek için zamana, daha doğrusu kaliteli zamana ihtiyacım olduğunu düşünürüm. Bilirim çünkü uzun bir yola çıkacağız, arada ışıklarımız söner gibi olacak, arada kocaman adımlar atacağız, ama bilirim ki bir gülüş ile dünyamız değişecek.

Anneden aldığım öyküye dönecek olursak, ki öyküler çok önemlidir, çocuğun nasıl bir dünyada şekillendiğini gösterir bana. 2 yıl öncesine kadar şiddetli geçimsizlik yaşayan bir aile, Kemal’in üstün zeka tanısı almış bir abisi var, şu an lise 3. sınıfta eğitimine devam etmektedir.

-Hocam, eşim ile uzun süre çok sorunlarımız oldu, evde kavga hiç eksik olmuyordu, ara sıra eşim şiddet uyguluyordu, çocuklar çoğu şeye şahit oldular. Büyük oğlum bizimle hiç ilgilenmedi, Kemal bu tartışmalara ve kavgalara şahit olmadan önce herhangi farklı bir davranış sergilemiyordu, bir gün aniden değişik hareketler yapmaya başladı ve 1,5 yıldır bu şekilde, birçok doktora gittik, şu an çok çaresiz kaldım, hep böyle mi olacak? Allah’ım çıldırmak üzereyim.

Her zaman bir çocuk psikiyatr uzmanı ile çalışmak en doğru yolun başlangıcıdır. Gerekli tetkikleri yapmak üzere Adana’da çalışmalarına hayran kaldığım, çocuk dostu arkadaşımın görevli olduğu devlet hastanesine yönlendirdim. Bu süreç başlarken, biz de beraber çalışmaya başladık Kemal ile.

Her hafta 1 saat, bazı haftalar 2 saat beraber çalıştık. Tam 9 ay hiç ara vermedik. Bir çalışmaya başlarken, mutlaka benimle birlikte, doktorumuz, tüm aile bireyleri ve tabi ki öğretmenimiz ile yola çıkarım. Çocuğu her yönüyle izlemem için bu durum vazgeçilmezim…

Her hafta yeni yöntem ve teknikler ile çalıştık, sürekli araştırıyordum, yurt dışında akademik becerilerine ve uygulamalarına güvendiğim hocam Frau Meier ile o kadar çok telefon görüşmesi yaptım ki ben bile hatırlamıyorum. Anne-baba- kardeş-öğretmen kim varsa benimle yola çıkan hepimiz çok çalıştık. 2. ayın sonunda tekrarlar azalıp, cümleler başladı, tekrar eden hareketler ortadan birer birer kalkmaya başladı. Her hafta bugün ne yapacağız diyen gözlerle bana bakan Kemal, ders sonrası hemen bu haftaki ödevi alalım diyen aile ile güzel bir çalışma sağladık.

Yoğun geçen 9 ayın sonunda, bir telefon aldım.

-Hocam, çocuk psikiyatrı a-tipik otizm raporunu kaldırdı. Allah razı olsun sizden, artık bir sorun yokmuş Kemal’de. Çok mutluyuz hocam, çok mutluyuz. (sevinç gözyaşları içerisinde konuşan bir anne)

Tüm her şeyin bittiği an gibi değil mi?

Hayır, bitmediği, tam tersi başladığı an. Kemal’in yepyeni, tertemiz hayatının başladığı an. Bu haberi telefon ile aldığımda şunu söyledim kendi kendime ‘artık kapat şu telefonu’. Boğazım düğümlendi, konuşamadım, neden bu kadar etkilendin dedim, başlarda anlamadım. Ama sonrasında…

Bir çocuk düşünün, gülen gözleri ile size çok şey anlattı, sevdiklerini, öfkelerini, heyecanını, sakinliğini, küçücük bedeninde yaşadığı zorlukları anlattı. Benimle yola çık gülüşü idi, bana yardım et gülüşü idi. Bir gülüş ile dünyamız değişebiliyormuş, ben Kemal’den çok şey öğrendim.

Çocuklar büyüklere çok şey öğretiyorlar, yeter ki bizler görmeyi bilelim.

(Kemal 1. sınıfa başladı, hala görüşüyoruz ayda bir defa da olsa, sadece zaman geçirip paylaşımda bulunuyoruz. Bana mücadeleyi ve çocukların neleri başarabileceğini gösterdiği için görüşüyorum. Diyorum ya öğrenecek çok şeyim var 🙂 )

Uzman Pedagog Murat ACAR

Çukurova Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Eğitim Programlama ve Öğretimi ve Klinik Psikoloji alanlarında yüksek lisans yaptı. Şu anda Adana ve çevre illerde birçok kurum ve kuruluşa danışmanlık yapıp anne-baba eğitimleri vermektedir. Devamını gör...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen − ten =