Ülkemizde yetişmeyen Dar-ül fülfül, Doğu Hint adalarında yabani olarak yetişmektedir. Aynı zamanda ekimi de yapılmaktadır. Halk tabiriyle uzun biber ve Tiflis biberi olarak anılır, yaprak dökmeyen tırmanıcı bir bitkidir.

2-3 cm büyüklüğünde üzeri pütürlü, silindir biçiminde açık siyah renkte, şekil olarak dut kurusuna benzemektedir. Acı baharatlı bir tadı, yakıcı ve keskin bir kokusu vardır. Bu yakıcı ve baharatlı özelliğini içindeki rezin, piperin ve uçucu yağlardan alır.

Dünya mutfaklarında karabiberin alternatifi olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde de mesir macununun yapılışında kullanılmaktadır. Osmanlılarda da ilaç yapımında önemli bir yer teşkil etmekte olup haremdeki kadınların özel günlerinde sancılarının hafifletilmesinde kullanılmıştır.

Dar-ül Fülfül’ün beslenmede yer alması konusunda içeriğiyle ilgili olarak diyebiliriz ki;

Dar-ül fülfül, baharatlı yapısıyla yüksek ısı veren, vücuttaki termik etkiyi arttıran ve sindirilemeyen besin ögelerinin sindirimine yardımcı olarak yağların da vücutta yakılmasını sağlayan bir bitkidir.

Kansızlık ve kronik öksürük tedavisinde kullanılmakta ve aynı zamanda bağışıklık sistemini de güçlendirmektedir. Enfeksiyonda kullanılabilir. Vücudu terletmek ve ısıtmak için de kullanılır. Astıma, görme bozukluğuna, basura, mide ve barsak gazı sancılarına iyi gelir.

Elbette her bitkide olduğu gibi Dar-ül Fülfül’ü de dozunda kullanmak gerekir…


Diyetisyen Amine Ayşe AYDIN’ın yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four + 3 =