Ömer Seyfettin

Hayatı

11 Mart 1884’te Balıkesir’in Gönen ilçesinde Kafkas asıllı bir ailede doğdu. Babasının asker olması hasebiyle ailesi sürekli yer değiştirdi. Eğitim hayatına Gönen’de başlayan Ömer Seyfettin daha sonra annesiyle İstanbul’a götürüldü (1892) ve Mekteb-i Osmani’ye kaydedildi. Burada bir süre eğitimine devam ettikten sonra Eyüpsultan Askeri Baytar Rüştiyesine (ortaokul) yerleştirildi. Lise eğitimini ise (1896) Edirne Askeri İdadisinde tamamladı. 1900 yılında İstanbul Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)’ye girdi ve 1903 yılında eğitimini tamamladı.

Mülazım-ı Sani (üsteğmen) rütbesiyle Kuşadası Piyade Taburu’nda ilk görevine başladı. Akabinde İzmir’de bulunan Jandarma Okulunda öğretmenliğe başladı. 1909 yılı itibariyle Selanik’e gönderildi. Balkan Savaşında Garp Ordusu’nun 39. Alayı’nda görev yapmaya başladı (14 Eylül 1912). Sırplara ve Yunanlılara karşı savaştı. Bu savaşlar esnasında Yunanlılara yaklaşık on ay esir düştü (1913). Esaret bitiminde askerlikten ayrılarak Kabataş Sultanisinde (lise) öğretmenliğe başladı.

1915 yılında Calibe Hanım’la evlendi. Bu evlilikten Fahire Güner adında bir kızı oldu. Ancak evliliğinin üçüncü yılında eşinden boşandı. Şubat 1920’de hastalandı. İleri derecede şeker hastası olan Ömer Seyfettin bu hastalığına yenik düşerek 6 Mart 1920’de öldü. Ölümünde yanında kimse bulunmadığı gibi hastanede de kimse onu tanımıyordu. Hastane yönetimi sahipsiz olduğunu düşündüğü cesedi kadavra olarak kullanmaya karar verdi. Kadavra olarak kullanılmaya başlanan cesedin gazetede yayınlanması onun tanınmasını sağladı. Ancak o zamana kadar çoktan başı kesilmişti. Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilen ünlü yazar, Mezarlık tramvay garajına dönüşeceği zaman kabri Zincirlikuyu Mezarlığına (1939) nakledildi.

Edebi Kişiliği

Edebiyat dünyasına şiirle adım atan Ömer Seyfettin, “Lâne-i Garam” adlı ilk şiirini 14 Temmuz 1898’de Pul’da, “Elektrik Lem’ası” adlı ilk yazısını 1902’de Mecmua-yi Edebiyye’de, “Tenezzüh” adlı ilk öyküsünü 13 Nisan 1902’de Sabah gazetesinde yayımlandı.

İzmir’de bulunduğu dönemde Yakup Kadri gibi büyük edebiyatçılarla tanıştı. Burada Batı edebiyatı ve düşüncesiyle ilgilenmeye başlayan Ömer Seyfettin çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. Rumeli’de askerlik görevini ifa ederken de edebiyatla ilgilenmeye devam etti. Burada şiir, günlük, öykü yazdı ve Fransızcadan çeviriler yaptı.

Milli Edebiyatın Başlangıcı

1908 yılında Ömer Seyfettin tarafından Ali Canip’e gönderilen mektup Milli Edebiyatın başlangıcı olarak kabul edilir. Bu mektupta edebiyatın bir amaç taşıdığı ve dilin bu amaca hizmet ettiği belirtiliyordu. Bu görüş neticesinde Genç Kalemler dergisi yayın tarzını değiştirdi. Derginin kadrosunda bulunan Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp Milli Edebiyat akımını başlattı.

Ömer Seyfettin, Milli Edebiyat akımının başyazısı olarak görülen Yeni Lisan’da, Servet-i Fünun edebiyatını eleştirerek halkın konuştuğu dille yazmanın önemine vurgu yaptı. Bahar ve Kelebekler hikayesi bu görüşün ilk örnekleri arasında sayılır.

Hikayeleri, daha çok “Yeni Mecmua”da yayınlandı. Bunun haricinde Vakit, Türk Dünyası, Akşam, Vakit, Zaman, Diken, İfham, Yeni Dünya, Türk Kadını gibi gazete ve dergilerde de hikayeleri ve edebi incelemeleri yayımlandı.

Ömer Seyfettin eserlerinde gözlemlerini, çocukluk anılarını, tarihsel olayları ve gelenekleri milli duygularla işlerdi. Kısa süren yaşantısına çok sayıda eser sığdırdı. Yaklaşık yüz kırk hikayesini üç yıl gibi kısa bir süre içinde yazdı. Yayınlanan kitaplarının büyük kısmı ölümünden sonra yayınlandı.

İlk dönemlerinde hikayelerini tarihi-epik tarzda yayınladı. Zamanla tarzında değişiklik yaparak güncel olaylara yönelik mizahi hikayeler yayınladı. Halk dilini kullanması, hicvi, polemik unsurları, eğlenceli olayları ve toplumsal yaşantıyı işlemesi dönemin edebiyatına farklı ve canlı bir özellik kattı. Bunun dışında Maupassant tarzı öykücülük milli edebiyata Ömer Seyfettin ile birlikte girmiştir.

Eserleri

Roman

  • Ashab-ı Kehfimiz (1918)
  • Efruz Bey (1919)
  • Harem (1918).

Hikaye

  • Harem (1918)
  • Yüksek Ökçeler (1926)
  • Gizli Mabed (1926)
  • Bahar ve Kelebekler (1927)
  • Beyaz Lale (1938)
  • Asilzadeler (1938)
  • İlk Düşen Ak (1938, 1980)
  • Bomba (1938)
  • Mahçupluk İmtihanı (1938, 1982 bir oyun da içerir)
  • İlk Düşen Ak (1938)
  • Dalga (1943)
  • Nokta (1956)
  • Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür (1958).

Daha Sonra Dertlenen Eserleri

  • Efruz Bey (1970)
  • Kahramanlar (1970)
  • Harem (1970)
  • Yüksek Ökçeler (1970)
  • Kurumuş Ağaçlar (1971)
  • Yalnız Efe (1971)
  • Falaka (1971)

Diğer Eserlerti

Şiir: Ömer Seyfettin’in Şiirleri (der. Fevziye Abdullah Tansel, 1968).

Deneme: Dil Konusunda Yazıları (1989), Sanat ve Edebiyat Yazıları (1990), Olup Bitenler, Toplumsal Yazılar (1992), Türklük ve Türkçecilik Yazıları (1993).

İnceleme: Türk Masalları (1906), Milli Tarihimizden Çıkarılmış Ameli Siyaset (Tarhan takma adıyla, 1912), Turan Devleti (1914), Yazmak Sanatı (1919)

Anı: Ömer Seyfeddin: Türklük Ülküsü

Broşür: Vatan! Yalnız Vatan (Ziya Gökalp, M. Nermi, Kazım Nami, Ali Canip’le, 1911).

Tiyatro: Mahçupluk İmtihanı (hikayeler ekli olarak, 1938).


Kaynakça

IŞIK, İhsan. Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi. C. 4, s. 350-352). Ankara: Elvan Yayınları, 2013.