Ölümsüzlüğün Simgesi: Yumurta

Pişmiş topraktan Etrüsk lahiti, Cerveteri’den, MÖ 6.yy sonları.

Lahitin kapağında, klineye uzanan iki figür var. Erkek, elinde yumurta tutuyor. Kadın, bir şey uzatıyor gibi tasvir edilmiş. Ten rengi kahverengi yapılmış, kadının ten rengi daha açık. Elimizde bunlar gibi başka örnekler de var. Kadın ve erkeğin arasındaki bağı çok iyi gözlemliyoruz, özel sevgi ve ilişkileri yansıtılmış.

Kadınlara Etruria’da önem veriliyor. Kadın figürü, yaşamın dışına itilmemiş; sanattaki görünürlüğü açısından bunu çıkarabiliriz. Atina’da, Etrüsk’te olduğunun aksi durum söz konusu; kadın yaşamın dışına itilmiş denilebilir. Özellikle görünür sanata baktığımız zaman, saygı duyulan kadın yaşamda pek de fazla görünmüyor. Yunanlılar da daha çok “symposia” sahnelerinde, kadını ücret karşılığında eğlencenin bir parçası olarak görüyorken, Etrüsklülerde kadının toplumda erkeğin yanında eşit şekilde yer aldığı gözlemleniyor. Eldeki lahitlerin buna örnek teşkil ettiği görülüyor. Fakat Etrüsk mezar odası boyamalarında, erkek egemenliği daha fazla hakim kılınmış.


Tarquinia – Montezorri Nekropolis, Aslanlı Mezar (MÖ 480)

Mezar odasının duvar boyamasındaki bu figürün, elinde yumurta tutar şekilde tasvir edildiğini görüyoruz.

Klineye uzanmış bir figür, altta lotus palmet zinciri. Üzerinde yeşil mavi renkte, altını saran bir kiton var. Duvarda bir şal asılı. Ayrıntılara baktığımızda figürün uzun saçları, arkaik dönem kouroslarını hatırlatıyor. Elinde tuttuğu yumurta, ölümsüzlüğün simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Ölümsüzlüğün simgesi olan yumurta tasvirlerini Etrüsk mezarlarında görüyor olmamız tesadüf değildir. Bu tasvirler Etrüsk’lerin ölümü anıtsallaştırdıklarının bir göstergesidir.


Dipnot:

  • MÖ 480 Yunan terminolojisinde arkaik dönemin bittiği döneme denk gelir.
  • Kouros: Arkaik dönemde Yunan genç erkek heykellerine verilen terminoloji.
  • Symposia Sahneleri: Müzikli,yiyecekli eğlence sahne tasvirleri.
  • Kline: Mermer yatak. Antik çağda, dinlenmek ya da yemek yemek için üzerine uzanılan uzun bir çeşit kanepe.

Arkeolog Şeyda ÖZKAN’ın yazıları için tıklayınız…