Okul Çağındaki Çocukların Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Okul yıllarındaki sağlıklı beslenmenin çocukların büyüme gelişmelerini desteklediği, okul başarılarını olumlu etkilediği ve ileri yıllarda ortaya çıkan kronik hastalıkların riskini düşürdüğü bilinmektedir. Okula başlayan çocukların sosyal yaşamları ve beslenme alışkanlıkları değişmektedir. Özellikle tam gün okula giden çocuklar, günün en az bir ya da daha fazla öğününü, ev yerine okulda yerler. Son yıllarda, okullarda beslenme ve fiziksel aktiviteye gereken özenin gösterilmediği, çocuklar arasında şişmanlığın arttığı bildirilmektedir. Şişmanlığın artışından, başta aile olmak üzere okul kantinleri ve okul yemekleri sorumlu tutulmaktadır.

Okul çağındaki çocukların yaklaşık %20-30’unun meyve yemediği, buna karşılık hazır atıştırmalıkları çok sık tükettikleri ve öğün atladıkları gözlenmiştir.

Ülkemizde ve dünyada yapılan pek çok çalışma ile okul çocuklarının en sık atladıkları öğünün kahvaltı olduğu sonucuna varılmıştır. Öğün atlama, vücudun gereksinimi olan besin öğelerinin günün diğer öğünlerinde karşılanmasını güçleştirir ve ilerleyen dönemlerde beslenme bozukluğunu beraberinde getirir. Bu anlamda en büyük yanlış aslında kahvaltı etmemekle başlıyor. Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür. Akşam yemeği ile kahvaltı arasında yaklaşık 10-12 saatlik bir aralık bulunmaktadır. Bu nedenle kahvaltı saatinde çocuk fizyolojik olarak açtır ve kan şekeri normalin alt sınırındadır. Oysa çocuğun sabah hem zihinsel faaliyetleri hem de mide sağlığı için beslenmesi, enerji alması gerekmektedir. Kahvaltı yapmayan çocukların derslere iyi konsantre olamadıkları, algılamalarının düşük, dikkat sürelerinin kısa olduğu, öğrenmede güçlük çektikleri, bazılarında da baş ağrısı, baş dönmesi gibi sorunlar ortaya çıktığı gözlenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çalışmalarda, son 30 yılda, okul çocukları arasındaki şişmanlığın üç kat arttığı gözlenmiştir. Bu artışın nedenleri: fiziksel aktivite azlığı, büyük porsiyonlar, karbonatlı içeceklerin tüketiminin artması, okul menülerinde sebze ve meyveye az; pilav, makarna, patates ve tatlılara çok yer verilmesi, ara öğünlerin açma, poğaça, kek, çikolatalı ekmek, meyve suları gibi yağ, şeker içeriği zengin besinlerden oluşması, kantinlerde de benzer özellikte besinlerin satılması ve tüketilmesi, “fastfood” türü beslenmenin yaygınlaşması sayılmaktadır.

Kötü beslenen ve şişmanlayan okul çocuklarının erişkin hastalıkları olarak bilinen insülin direnci, Tip 2 diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi gibi sağlık sorunlarının risklerini taşıdıkları, daha kötüsü şimdiden sahip oldukları sıkça görülmektedir. Ülkemizde yapılan çalışmalar çocuk beslenmesinde bir iyileştirme yapılmadığı takdirde obezitenin ileride ülkenin başta gelen akut sağlık problemlerinden biri olacağını ortaya koymaktadır. Ayrıca kötü beslenen çocuklarda zayıflık, büyüme geriliği, kemik gelişiminde gerilik, ergenliğe erken ya da geç girme, kansızlık, kızlarda adet düzensizlikleri, iyot yetersizliği görülmektedir.

Son 30 yılda karbonhidratlı içecek tüketiminin % 300-500 oranında artması; süt tüketiminin, dolayısıyla kalsiyum alımının ciddi oranlarda düşmesine neden olmuştur. Kalsiyumun yeterli alınamaması, ileri yaşlarda osteoporoz gelişimi için önemli bir risk faktörüdür.

Okul Çağındaki Çocukların Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

  • Çocuk, kahvaltısını yapmadan asla okula gönderilmemelidir. Böylece çocuk daha zinde, zihinsel performansı, algı kapasitesi ve dikkati oldukça yüksek olacaktır. Kahvaltıda mutlaka protein grubundan yumurta, peynir, süt gibi besinler yer almalıdır. Tam tahıl ekmekler, zeytin veya ceviz, badem gibi yağlı tohumlar bulunmalıdır.

 

  • Büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu dönem olan okul çağı döneminde, sağlıklı diş ve kemik gelişimi için süt, yoğurt, peynir tüketimi önemlidir.

 

  • Ebeveynler sevmese bile çocukların taze sebze meyve tüketimi sağlanmalı ve bu yönde çocuklar teşvik edilmelidir. Böylece sindirim ve bağışıklık sistemleri güçlü tutulmuş olur.

 

  • Çocuk, ana öğünlerin yanında ara öğünlerle de beslenerek daha zinde ve canlı bir performans sergileyebilir.

 

  • Çocukların 4 temel besin grubunu tüketme alışkanlığı kazanması için aile, bu yönde çocukları teşvik etmeli ve çocuğunu özenle beslemelidir. Bu 4 temel besin grubu: et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri grubu, meyve ve sebze grubu, pilav- makarna ve ekmekler olan tahıl grubudur.

 

  • Çocukların okul kantinlerinde zararlı abur cubur ve hazır besin tüketmekten ziyade, kendi hazırladığınız besinlerden tüketmelerini ya da okul yemekhanesinden beslenmelerini sağlamalısınız. Bu yönde gereken bilinci çocuğa yerleştirmek için öncelikle örnek olmalısınız.

 

  • İştahı az olan, fazla yemek seçen ve sebze tüketmeyi sevmeyen çocuklar için eğlenceli sunum tabakları ile görsel olarak onların dikkatini çekerek yeterli beslenmelerini sağlayabilirsiniz.

 

  • Atıştırmalık olarak cips, kola, meyve suyu, çikolata, kurabiye, hazır kek gibi yiyecekler yerine; süt, ayran, kuru ya da yaş meyveler, kavrulmamış kuruyemişler ve peynirli sandviçler tüketmeleri oldukça yararlı olacaktır.

 

  • Çocukların evde ya da okuldaki tercihleri, yeri geldiğinde göz ardı edilerek doğru beslenme sağlanmalı.

 

  • Çocuğun anne baba olarak sizin istediğiniz ölçüde değil de kendi istedikleri ölçüde yemesine izin vererek onları bu anlamda sıkmamalısınız.

 

  • Çocuğun yeterli su tüketimi sağlanmalıdır. İçilen suyun güvenli ve temiz olmasına özen gösterilmelidir.

 

  • Reklamlar vs. etkilerle çocukların yanlış beslenme tarzına yönelmesi mümkün olduğunca engellenmelidir.

 

  • Çocuğun beslenme alışkanlıkları ve besin seçimi adölesan döneme kadar izlenmelidir.

 

  • Aile, öğretmen ve çocuklara beslenme konusunda gereken eğitim verilmelidir.

 

Sağlıklı günler dilerim…


Diyetisyen Ayşe ÜNAL’ın yazıları için tıklayınız…