Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?

Günümüzde bilgiye kolay ulaşılabildiği için öncelikle “Neden öğreniyoruz?” sorusuna değinmek istiyorum. Öğrenme; kısa tanımıyla bir davranış değişikliğidir, kavrayış ve idrak için olmalıdır. Peki, nedir bu kavrayış? Şimdi birazcık bu kavram üzerinde duralım. Dünya verilerle doludur. Eğer veri, ulaşmak istediğimiz yerde işe yarıyorsa o zaman bilgi olur. Organize bilgi ise kavrayıştır. İdrak için, bilginin kullanışlı ve işe yarar olması gerekir. Yani aldığımız bilgi dağınık halde zihnimizde kalıyor ise ve o bilgiyi kullanılabilir hale getiremiyorsak orada kavrayıştan çok da söz edemeyiz. Günümüzde sosyal medyada, dış çevrede ve birçok yerde verilere maruz kalıyor ve anlık veri girdileri ile öğrenmenin gerçekleştiğini sanıyoruz. Oysa dikkat etmemiz gereken nokta şu: “Gerçekten bu bilgiye ihtiyacım var mı ve bu bilgiyi nerede kullanabilirim?”.

Dikkat edilmesi gereken bir husus da öğrenmeyi nasıl öğrendiğimizdir. Öğrenme; görme, duyma, hissiyatın doğruluğu ve mantık ile gerçekleşir. Çocuklar ise kinestetik olarak öğrenirler yani hareket ile. Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Ben nasıl öğreniyorum? Görsel mi, işitsel mi veya başka bir şekilde mi?’ Doğru cevabı bulduktan sonra öğrenmek istediklerimizi o yolla elde etmeye çalıştığımızda daha etkili bir kavrayış geliştirebiliriz. Örneğin; öğrenilecek şey slayt şeklinde değil de aksiyon filmi gibi olursa ve kişi kendinden bir şeyler bulabilirse daha iyi öğrenme gerçekleşir. Aynı zamanda, okunulan bir kitaba sorularla yaklaşmak da etkili öğrenme sağlayabilir. Öğrenilecek şeyler, neye cevap bulmak istediğimizle neticelenecektir.

Öğrenmenin gerçekleşmesi için öncelikle kişinin motive olması ve o konuya ilgi duyması gerekir. Ardından, nasıl öğrendiğini ve bilgileri nasıl depoladığını bilmeli ve gerçekten öğrenip öğrenmediğini netleştirerek öğrendiğine ikna olmalıdır. Sonraki adım da bilgiyi bağlamsallaştırabilmektir. Yani öğrenilen bilgi, 5N1K yöntemiyle hayatla ilişkilendirilebilmelidir. Daha sonra genelleme yapılabilmelidir. “Ben bunu başka nerede kullanabilirim? Başka bir bağlama da aktarabilir miyim?” sorularına cevap aranmalıdır. Son iki adım ise berraklaştırma ve yeniden düzenlemedir. Berraklaştırmada; “Öğrendiklerimizi daha berrak ve rafine şekilde nasıl öğrenebiliriz?” sorusuna cevap aranırken, yeniden düzenlemede; “Kendimizi nasıl yeniden düzenleyebilir ve organize edebiliriz ki daha başka bir sonuç alabiliriz?” sorusuna cevap aranmaktadır.

Bağlamsallaştırma yaparken hatırlamanın da gerçekleşmesi gerekir. Burada, yapılan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Bu araştırmaya göre, bir işi yarım bıraktığımızda daha iyi hatırlıyoruz. Buna Zeigarnik Etkisi deniyor. Rus Psikolog Bluma Zeigarnik, Viyana’da gittiği bir restoranda garsonların siparişleri sadece servis sürecinde hatırladıklarını fark ediyor. Servisi tamamladıklarında siparişler hafızalarından siliniyor. Zeigarnik, bu durumla ilgili bir teori geliştiriyor ve laboratuvar ortamında bir deney yapıyor. Deneklere yirmi kadar basit görev veriyor. Yalnız bazen araya girip yapmakta oldukları işi yarıda kesmelerine neden oluyor. Daha sonra deneklere hangi görevin daha çok akıllarında kaldığını soruyor. Tamamladıkları işlerden çok, yarım bırakmak zorunda kaldıkları işleri hatırlayanların sayısı diğerlerinin iki misli çıkıyor. Zeigarnik Etkisi’nin bir istisnası var. Bir şeyi elde etmek için yeterince motive olmadığımız durumlarda bu yöntem bir işe yaramıyor.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için öğrenmek büyük bir problemdir. Bir sonraki yazımda da öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların bu sorununu ele alacağım ve etkili çözüm yöntemleri önereceğim.


Psikolog Kübra DURSUN’un yazıları için tıklayınız…