Öfke, Kontrol Edilmeli mi?

Öfke Nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse öfke “Engellenme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi veya kızgınlık” olarak ifade edilebilir. Bu tanıma ek olarak kişinin haksızlığa uğraması, zorluklarla karşı karşıya kalması, istediklerinin yerine getirilmemesi, çözemediği sorunlarla karşılaşması, beklentilerinin karşılanmaması, hatta fiziksel şiddete maruz kalması nedeniyle hem bedensel hem de duygusal olarak tepki vermesi de öfke olarak tanımlanabilir.

Öfke, Kontrol Edilmeli mi?

İnsanoğlu kendisini öfkelendiren bir kişi, olay veya durum karşısında kimi zaman tepkisiz kalabilir. Bu durum o anki öfke konusunun değişmeyecek bir yapıya sahip olması, dolayısıyla fiziksel bir tepki gerektirmemesi veya kişinin çekingen bir yapıya sahip olması ile ilgili olabilir. İnsan, değiştiremeyeceği bir olaya karşı ısrarcı olmaya devam ederse hem daha çok öfkelenir hem de bu öfkesini fiziksel bir tepkiye hatta şiddete dönüştürebilir. Ancak insanın müdahale ettiğinde değiştirebileceği durumlarda kendisini ifade edebilmesi, atılgan bir tavır sergilemesi, kırıcı ve suçlayıcı olmaması ve ben dilini kullanması öfkesini kontrol etmesi gerektiğini fark ettirecektir. Böylece kişi, öfke duygusunu fiziksel tepkilerle ortaya koymasından dolayı doğabilecek problemleri asgari düzeye indirmiş ve kendi duygularını karşı tarafa iletebilecek duruma geçmiş olacaktır. Bu nedenle öfkemizi kontrol etmenin gerekli olup olmadığı sonuçlarına bakarak anlayabiliriz.

Öfke Kontrolü İçin Neler Gerekli?

Öfkemizi kontrol edebilmek için hoşgörü, sabır, değiştiremeyeceklerimizi kabullenme, etkili iletişim kurma, yapıcı olma ve empati yapma gibi becerilere sahip olmamız veya yeterli değilsek de bu konuda kendimizi geliştirmemiz gerekir. Zaten aile başta olmak üzere yaşadığımız olaylardan, yakın çevremizden ve toplumdan bu konuda tecrübe kazanıyoruz. Dolayısıyla bu konuda ne yapmamız gerektiğini ve ne yapmamamız gerektiğini aslında biliyoruz. Bu nedenle öğrendiklerimizi ve yapılması gerekenleri hayata geçirmek öfkemizi kontrol edebilmemizi sağlayacaktır.

Öfkenin Nedeni

Engellenme, haksızlığa uğrama, beklentilerin karşılanmaması, saldırganlık ve benzeri durumlar öfkelenmemize yol açan başlıca etkenlerdir.

Öfkeni Kazandırdıkları ve Kaybettirdikleri

Öfke, insanı harekete geçiren bir güçtür. Bu gücü kötüye kullandığımız zaman istemediğimiz sonuçlarla karşılaşırız. Öfkelendiğimizde duygusal olarak verdiğimiz tepkiyi farklı şekillerde ortaya koyarız. Bedensel olarak duygumuzu tanımlayıcı şekilde verdiğimiz tepkilerin bize avantajlar sağladığı su götürmez bir gerçek olmakla birlikte yanlış tepkiler vermek yarardan çok bize zarar vermektedir.Örnek verecek olursak konuşmak veya iletişim kurmak yerine saldırgan bir tutumla karşı tarafa suçlayıcı bir tavır takınmak büyük olasılıkla kavga veya suç teşkil eden bir davranışla sonuçlanacaktır. Tabii ki bu da beraberinde daha büyük sorunlar meydana getirecektir.

Ele aldığımız noktalardan bakacak olursak öfkenin insanoğlu için vazgeçilmez bir duygu olduğunu, doğru bir şekilde kanalize edildiğinde sorunların çözülmesine yardımcı olduğunu, toplum içinde yaşayan bireylerin kendilerini ve özgürlük alanlarının korunmasını sağladığını söyleyebiliriz. Temelde önemli olan alternatif çözüm yolları bularak, esas konuya bağlı kalarak, empati yaparak ve etkili iletişim kurarak kişi için bir engel oluşturan veya öfkelenmesine yol açan faktörleri iyi tanıması ve kontrol mekanizmasın buna göre harekete geçirmesidir.

Her insan için kendince vazgeçilmez kabul ettiği kuralları vardır fakat yaşamını tek başına sürdürmediğinden yani diğer insanlarla veya toplumla iç içe olduğundan dolayı kurallarını her zaman kabul ettiremez ve toplumun kurallarını benimsemek zorunda kalır. Tam da bu noktada sosyal çevre baskısı kavramı ortaya çıkmaktadır ki kimi zaman bu baskı bireyin öfkesini yanlış bir şekilde açığa çıkarmasına sebep olmaktadır. Hatta mikro düzeydeki çevrelerin(akran grupları, arkadaş çevresi vs.) yadırgayacağı endişesiyle insanlar kolaylıkla kavga edebilmekte ve iletişimi arka plana atabilmektedirler. Mikro ve makro çevrelerin değer yargılarını da dikkate alarak öfke duygumuzu yönetmek ve dolayısıyla kabul edilebilir şekilde kanalize etmek yeni çatışmaların da önüne geçecektir.

Son olarak, öfke duygusunu gerekli ve vazgeçilmez olduğunu ancak topluma ve toplumsal normlara aykırı bir tavırla öfkeyi ortaya koymanın kötü sonuçlara yol açacağını ve bu nedenle öfkemizi kontrol etmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eleven − four =