Şişmanlık, enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda, yağ dokusunun artışıyla ortaya çıkan sosyal, psikolojik ve ciddi tıbbi sorunlar yaratabilen önemli bir sağlık problemidir. Genellikle obezite, yeme davranışı bozukluğu olarak ele alınmalıdır. Bu, şişman bireyler için zor kabul edilebilir bir durumdur. Çünkü şişman bireylerin çoğu, şişmanlığı hormonal bir bozukluk olarak görmektedir. Oysa yapılan çalışmalarda 10 hastadan 1-2 tanesinde hormonal bozukluklar sonucunda şişmanlık görüldüğü saptanmıştır. Şişmanlık insidansı gelişmiş ülkelerde yüksek oranlarda görüldüğü gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde de yaşam koşullarının değişmesine bağlı olarak giderek artmaktadır. Bu nedenle de diyet tedavisi ve diğer yöntemlerle obezite tedavisine başvurulmaktadır.

Şişmanlık sadece estetik açıdan değil bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırması, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle de önemli bir sağlık sorunudur. Hastalık oluşturma özelliği, yağın dağılımıyla doğrudan ilişkilidir. Örneğin, karın çevresi ve iç organlar etrafında toplanan yağ(elma tipi) daha fazla hastalık oluşturucu özelliktedir. Bu nedenle, bel ve kalça çevresi ölçümleri şişmanlık ölçüsü olarak sıkça kullanılmaktadır.

Obezite Tedavisi Yöntemleri

Diyet tedavisi

Fiziksel aktivitenin arttırılması

Davranış değişikliği tedavisi

İlaç tedavisi

Cerrahi tedavidir.

Bu yöntemlerden özellikle ilk üçü; düşük enerjili diyet tedavisi, fiziksel aktivitenin arttırılması ve davranış değişikliği tedavisinin birlikte uygulanması başarı oranını arttırmaktadır.

Görüldüğü gibi şişmanlık tedavisinde değişik yöntemler uygulandığı için tedavi de bir ekip tarafından yürütülmektedir. Bu ekipte; doktor bireyi tıbbi yönden kontrol ederken, diyetisyen diyet tedavisi ile ilgili, psikolog veya psikiyatrist davranış değişikliği, fizyoterapist ise fiziksel aktivite ile ilgili düzenlemeleri yapmalıdır. Zayıflamak isteyen bireyin yakın çevresi (aile, arkadaş) bilinçlendirilerek onların da bireye yardım etmesi sağlanmalıdır.

Diyet tedavisine başlamadan önce bireyin; yaşı, cinsiyeti, vücut ağırlığı, eğitim ve aktivite düzeyi, sosyo-ekonomik durumu, çalışma koşulları ve beslenme alışkanlıkları öğrenilmelidir. Diyete başlarken ve belirli aralıklarla vücut ağırlığı ölçümü, kan basıncı, kan ürik asidi, T3, T4, trigliserid, kolesterol ve glikoz düzeyleri saptanmalı, bel/kalça ve skinfold (antropometrik) ölçümleri yapılmalıdır.  Ayrıca bireyin beslenme alışkanlıklarının detaylı bir şekilde öğrenilmesi gerekmektedir.

Bireyden Öğrenilmesi Gerekenler

  • Daha önce diyet yapıp yapmadığı,
  • Yemeğe harcadığı süre ve yemek yediği yer,
  • Öğün sayısı, çiğneme durumu,
  • Yemek hazırlama ve pişirme yöntemleri,
  • Yemeğe başlamadan önceki açlık ve ruhsal durumu,
  • Yemek sırasındaki aktivitesi,
  • Tercih ettiği ve etmediği besinler.

Bireyin besin tüketimini öğrenmek için 3-5 günlük besin tüketimi yapılmalı veya kişilerden 7 gün süreyle yedikleri ve içtiklerini yazmaları, günlük tutmaları istenmelidir. Böylece gerçekten bireyin beslenme durumu saptanarak hatalı uygulamalar öğrenilir.

Diyet tedavisi; kişiye özel, anlaşılabilir, uygulanabilir olmalıdır.

Tedavinin Başarı Ölçütleri

  • Bireyin zayıflamayı gerçekten istemesi,
  • Bilinçli ve sabırlı olması, tedavinin uzun süreceğini kabullenmesi,
  • Diyetisyeniyle iyi bir iletişim kurması ile mümkündür.

Diyet tedavisinin ilkeleri; vücut ağırlığını arzu edilen düzeye indirmek, besin öğeleri gereksinimlerini yeterli ve dengeli olarak karşılamak, doğru beslenme alışkanlıkları kazandırmak ve vücut ağırlığı istenilen düzeye geldiğinde tekrar kilo alımını engellemektir.


Diyetisyen Medya DEMİR‘in yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × one =