Namık Kemal

Hayatı

Şair ve yazar (D. 21 Aralık 1840, Tekirdağ – Ö. 2 Aralık 1888 Sakız Adası / Yunanistan). Dedesi Koniçeli Abdüllatif Paşa’nın konağında doğdu. Asıl adı Mehmed Kemal’dir. “Namık”, dönemin şairlerinden Eşref Paşa’nın, şiirlerinde kullanması için ona verdiği mahlastır. Bazı şiirlerinde Namık, bazılarında Kemal mahlasını kullandı. Ailesi Osmanlı Devleti’nin seyfiyye ve kalemiyye (askeri-sivil bürokrasi) sınıflarına mensup ailelerdendir. Babası Mustafa Asım Bey, II. Abdülhamit’in müneccim başıydı (Astronomi bilginlerinin başkanı). Dedeleri arasında sadrazam, kaptan-ı derya, mabeyinci gibi önemli mevkilerde bulunmuş insanlar vardır.

Sekiz yaşındayken annesi Fatma Zehra Hanım’ın ölmesi üzerine, Namık Kemal çocukluğunu ve ilk gençliğini paşa dedesiyle birlikte geçirdi. Dedesiyle geçirdiği yılların onun üzerinde etkisi büyüktür. Abdüllâtif Paşa öksüz torununun iyi yetişmesi için elinden geleni yaparak, onun çeşitli konularda özel eğitim almasını sağladı. Şiir, tasavvuf ve Farsça ile birlikte Kars’tayken binicilik, cirit ve av dersleri de aldı. Namık Kemal serbest bir mizaçlı ve serbest yetiştirilmiş bir insandır. Bu serbestliğin tamamlayıcısı ise hamasettir.

Devlete mensup bir ailenin serbest ve özel yetiştirilmiş çocuğu olarak Namık Kemal de genç yaşında kendisini memuriyetin içinde buldu. Memuriyet demek Osmanlı’da ikbal demekti; düşünülebilecek en büyük ekonomik ve sosyal imkândı. Fakat Namık Kemal’in memuriyette yükselme gibi ciddi bir istek, heves ya da gayreti yoktu. Çağdaşı olan fikir adamlarının beylik, paşalık hırsları Namık Kemal’e hiç bulaşmamıştı. Memuriyetin hep içinde oldu ve fikirleri yüzünden kovuşturmalar yapılırken bile, bunlar şuraya buraya vali yardımcısı veya kaymakam olarak atanması şeklinde gelişti. Yoldaşı Ziya Paşa’yı da ihmal etmemek koşuluyla Namık Kemal, bir anlamda Mülkiyeli şairlerin de ilki sayılabilir.

Hersekli Arif Hikmet tarafından kurulan Encümen-i Şuara (şairler topluluğu) toplantılarına katıldı. Bir yıl kadar sürebilen bu toplantılar, Osmanlı şiirinin modernleşme deneyiminin hemen öncesine denk gelir. Namık Kemal’i, Encümen-i Şuaradan sonra 1865’te kurulan ve Türkiye’de kurulmuş en ilginç siyasi, düşünsel örgütlerden biri olan Yeni Osmanlılar Cemiyetinde de görüyoruz. Yeni Osmanlılar, bir yandan Koçi Bey geleneğini, yani devletin başını; padişahı devletin devamı konusunda ikaz etme geleneğini sürdürdükleri için eski, öte yandan çok daha kişisel olmayan bir tarzda, yani teşkilatlanmış aydın bürokratlar olarak ortaya çıktıkları için de yepyeni gibi duran bir topluluktur. Namık Kemal’in bu topluluğun en etkili ve parlak üyelerinden biri olması şaşırtıcı değildir. Problemsiz kişiliği, inandığını hemen uygulamaya geçirmede çekincesiz davranışı ve seçkin oluşu onu öne çıkarmaya yetiyordu. Fakat asıl sorun, Namık Kemal’in bu işten ne çıkaracağıydı.

Encümen-i Şuara (şairler topluluğu) gibi Yeni Osmanlılar da orta sınıftan insanlardı aslında. Devleti yıkmak veya yeniden yapmak gibi ağır denebilecek düşünceleri yoktu. Namık Kemal, muhtemeldir ki, cemiyetin diğer üyelerinden çok daha ciddiydi. Ne Midhat Paşa gibi devletin başına oynuyordu, ne Ali Suavi gibi elitist ve anarşist fikirlerle devletin merkezine hücum etme niyetine sahipti, ne de Ziya Paşa gibi eksantirikti nihayetinde şair bir Osmanlı memuru idi. Namık Kemal, bu anlamda kolayca bir yere yerleştirilebilecek bir yazar, eylem adamı veya mümin değildir. O, tek bir soyut amaç (vatan ve hürriyet) uğrunda her türden somut etkiye açık, düşünce ve eylem mayasıyla dolup taşan özel bir kişidir. Hem kafa, hem kalem, hem de bir tavırdır.

Yeni Osmanlılar hareketi dönemin en önemli yöneticileri olan Ali ve Fuat paşaların gadrine uğrayınca Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın maddi ve diplomatik himayesi altında gönüllü olarak Avrupa sürgününe gitti. Hükümet af ilan edince yurda dönebildi. Otuz yaşındaydı ve azmine gölge düşmemişti. Düşünsel ve edebi açıdan daha da olgunlaşmıştı. Onun en önemli dönemi, Avrupa dönüşüyle sürgünde vefat edişi arasında geçen yaklaşık on sekiz yıldır. Bu on sekiz yıllık dönemde kendi çıkardığı İbret gazetesindeki siyasi ve edebi makaleler ile fıkralar, önemli sayılabilecek piyesler, tiyatrolar, romanlar ve mektuplar kaleme aldı. Düşüncelerini popülerleştirmede bir numaralı etkiyi gerçekleştiren ve daha tiyatroda oynanırken tutuklanıp sürgün edilmesine sebep olan Vatan yahut Silistre piyesi, genel olarak özel önem verdiği ve milletin ahlakça yetiştirilmesine yarayacağına inandığı tiyatro oyunları, romanları ve modern Türk şiirinin ilk etkili; fakat ham örnekleri kabul edilen ve hayalden çok gerçeğe, estetikten çok fikre, üsluptan çok amaca yaslanan hürriyet ve vatan temalı şiirler kaleme aldı. Etkisi çok geniş kesimlere yayıldı, ünü arttıkça arttı; uğrunda hayatını verdiği vatan, millet ve hürriyet kavramları, içerikleri çok fazla belirlenemese de sayısız insanın, özellikle gençlerin amentüsü haline geldi. Bu yüzden de devletin gözünde tehlikeli birine dönüştü ve sürgünden sürgüne dolaştırıldıktan sonra vefat etti. Düşünceleri uğrunda yaşadığı gibi, hiç yaşamamışçasına sürgünde ve nispeten genç yaşta bu dünyadan ayrıldı.

Edebi Kişiliği

Kars’taki hocasının yönlendirmesi ile şiire başlayan Namık Kemal, dokuz – on yıl süreyle klasik şiirler yazdı. Bu şiirlerin özel bir önemi ve değeri yoktur. Sonraki ustalık şiirlerine bakıldığında dahi estetik düzeyi çok yüksek değildir. Namık Kemal’i şair yapan asıl özellik; inceliği ve zevki değil, aklı ve inancıdır. Şiirlerinde kendine has kullandığı kelimeler ve terkiplere yüklediği azim ve güçtür. Bu gücü soyutlamadan değil somutlamadan alır.

Acemilik zamanlarından sonra Namık Kemal, biraz da devlete mensup bir ailenin çocuğu olması nedeniyle kendisini dönemin seçkin şairleri ile münasebette buldu. Özellikle Leskofçalı Galip Bey’in etkisi altında kaldı. İlk büyük modern olan Namık Kemal henüz yirmi yaşında olmasına karşın bu toplantılara katılması da dikkate değerdir.

Namık Kemal’in kişiliğinin oluşmasında asıl büyük etki ise Şinasi’ye aittir. Şinasi, fazla bir eser ortaya koymamış; ama yepyeni bir fikir yaratmış, bir tür fikir hürriyetini ve mutlak Batılılaşmayı denemiş bir yazardır. Diğer Osmanlılar gibi Şinasi de esasen devletin kurtuluşunu isteyen ve fikirlerinde bunu arayan biriydi. Fakat bunu arama yöntemi devletin başına nasihatte veya ikazda bulunmak değil, kitleyi bilinçlendirmek ve kendi fikirlerinin serbest bir tarzda yayılmasını sağlamaktı. Tasvir-i Efkâr gazetesi bu amaçla çıktı. Namık Kemal’in de bu gazeteye katılmasıyla Türkiye ve Türkçe, ilk yerli fikir gazetesine kavuşmuş oldu.

Namık Kemal, Şinasi’nin de etkisi ile vatanın elden gitmesine dur demenin tek yolunun katı gerçekçilikten geçtiğini kavradı. Bu gerçekçilik; sadelik, anlaşılırlık, bilgi ve bilgelikle; arzu ve inancın karışımı olan maksatlı eylem ve amaçtır. Ayrıca yazı ve şiiri amacın aracı gibi gören gerçekçilik. Namık Kemal eğitimi ve kişiliği itibariyle hikmet ve sırra yakın bir şairdir. Tasavvuf, felsefe, tarih gibi disiplinlere içten bir yakınlığı vardır. Şinasi’nin, Namık Kemal’in bakışını gökten gerçekliğe çevirmesi, Türk düşüncesi ve edebiyatı adına büyük bir kazanç olmuştur.

Eserleri

Şiir

Namık Kemal’in Şiirleri (ölümünden sonra ilk kez Sadettin Nüzhet Ergun tarafından derlendi, 1941).

Roman

İntibah (1876), Cezmi (1880).

Oyun

Vatan Yahut Silistre (1873), Zavallı Çocuk (1873). Akif Bey (1874), Gülnihal (1875), Celalelettin Harzemşah (1885), Karabela (1910).

Eleştiri

Tahrib-i Harabat (1885), Takip (1885, Ziya Paşa’nın Harabat adlı antolojisinin önsözünde belirttiği görüşler dolayısıyla divan şiirine yönelttiği eleştiriler), Mes Prizon Muahazenamesi (Recaizade Ekrem’in bir çevirisi dolayısıyla kendisiyle İtalyan şairi Silvıyo Pellica arasında benzerlik kurması üzerine belirttiği görüşler, Mecmua-ı Ebuzziya’da tefrika, 1885 ve 1912), Penan Müdafaanamesi: İslamiyet ve Maarif (Ernest Renan’ın görüşlerine karşı İslam’ı savunduğu eser, 1908).

Tarih

Devr-i İstila (Osmanlı İmparatorluğunun genişlemesi, 1867), Barika-i Zafer (İstanbul’un Fethi, 1872), Evrak-ı Perişan (Dağınık Yapraklar anlamında, Sefahattin Eyyubî, Fatih ve Yavuz’un hayadan, 1872), Kanije (1874), Silistre Muhasarası (1874), Osmanlı Tarihi (yeni bas. 3 cilt, 1971-74), Büyük İslam Tarihi (İhsan Ilgar tarafından 1975).


Kaynakça

IŞIK, İhsan. Ünlü Edebiyatçılar (Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi. C. 4, s. 317-319). Ankara: Elvan Yayınları, 2013.