Mutsuz Evliliklerin Çocuklar İçin Devam Ettirilmesi Ne Kadar Doğru?

Her erkek ve kadın için yaş ilerledikçe gelişen en büyük isteklerden ve hayallerden biri evliliktir. Her evlilik, peşinde birçok toz pembe hayal ve huzur dolu mutluluk getirir. Fakat sonuç her zaman beklendiği gibi olmaz ve evlilik içi büyük çatışmalar yaşanması bazı çiftler için kaçınılmazdır. Çocuk sahibi olmayan çiftler için durum daha basit gibi değerlendirilse de anne ve baba modelini hayatında devam ettiren çiftler, boşanma konusunda çok tereddütte kalır. Mutsuz bir evliliği çocuklar için devam ettirmek midir uygun olan, yoksa boşanarak herkesin huzursuzluk ortamından uzak kalmasına karar vermek mi gerekir?

Bu Yapbozun Başlangıcı Eş Seçimine Dayanıyor

Her ne kadar kader kısmet ve biraz da şans olarak ifade edilse de kaderimizin gayretimize bağlı kılındığı gerçeğini arka plana atamayız ve eş seçiminde de dikkatli davranmamız gerektiği detayını atlamamalıyız. Boşanmaya sebep olabilecek etkenler düşünülmeden önce, daha bekarlık zamanında eş seçiminde dikkatli olunmalıdır. Çünkü ideal bir eş adayı seçerken aslında bir diğer yandan da ideal bir anne/baba adayı da seçiyoruz. Kısa süreli mutluluk sunacak kişiler ve zoraki olduğu için evlenen bireylerden ziyade, uzun süre ömrümüzü renklendirecek bireylerle evlilik yapmayı tercih etmeliyiz.

Aile Büyükleri Müdahale Etmemeli

Aile büyükleri hayat paydamızda her zaman önemli bir konuma sahiptir. Onlar bizim kök ailemizi oluşturur. Ancak evlenme kararı alındığında; hazır olmadan, istenmeyen kişilerle zorla evlilik yapılmamalı ve bu tür talepler kabul edilmemelidir. Evlendikten sonra da kök ailemizin çekirdek ailemize müdahale etmesine izin vermemeliyiz. Mutsuz evliliklere ya da boşanma kararlarına karşı dış etkenlerin çok fazla müdahale etmesi olumsuz yönde sonuçlar doğurabilmektedir. Bu tür durumlarda çiftlerin kendilerini dinlemesi çok önemlidir. Peki ya çocukların cephesi…

Evliliğin Devam Ettirilmemesi Çocuklarda Unutulmayan Etkiler mi Bırakır?

Eğer mutsuz bir evlilik varsa, çocuklar için evliliğe devam etmek veya boşanmaya karar vermek daha mı iyidir? Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisi her zaman olumsuz mudur? Çocuklar için en iyisi nedir? Bunlar, ayrılmayı düşünen aileler için psikologlara en sık sorulan sorulardan sadece bazılarıdır.

Boşanma sadece eşler arasında yaşanan bir süreç değildir. Boşanmış ya da boşanma kararı almış çiftlerin büyük bir kısmının çocuğu/çocukları vardır. Bu nedenle boşanma, en çok da çocukları ilgilendiren önemli bir süreçtir. Boşanma, muhtemelen potansiyel şekilde çocukları etkileyebilecek bazı değişikliklere sebep olacaktır. Burada “potansiyel” ifadesini kullanmamın nedeni, boşanmanın çocuklara kaçınılmaz olarak zarar verecek bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini vurgulamaktır. Evet, boşanma travmatik etki yaratabilecek kadar güçlü de olabilir. Ömür boyu unutulamayacak bir dönüm noktası da olabilir. Ancak bu etkilerin çocuklara geçmeme olasılığı da bulunmaktadır. Burada, boşanmaya ya da mutsuz evliliğe devam etmeye karar vermek, incelenmesi gereken, çiftlere özel bir konudur.

Anne Baba Evlilikte Acı Çekiyorken Çocuğun Mutlu Kalması Mümkün Değil!

Yapılan birçok çalışmada, boşanma eşiğine gelmiş ancak boşanmamış çiftlerin buna dair en büyük gerekçesinin, çocuğun mutluluğu olduğu öne sürülmektedir. Ancak annenin ya da babanın acıdan kıvrandığı ve mutluluğu bir türlü bulamadığı, gösterilen üstün gayretlere rağmen ailenin toparlanamadığı durumlarda çocuklar için evli kalmak ne kadar sağlıklı olabilir? Aslında psikolojik anlamda değerlendirildiği zaman kötü giden mutsuz bir evliliğin, çocuklara boşanmadan daha büyük zararlar verdiğini söylemek zorundayım. Çünkü boşanma, çocuklar üzerinde her zaman travmaya sebep olmamaktadır.

Çocuklara asıl travmayı yaşatan durumlar; boşanma sürecini iyi yönetememek, çocuktan taraf tutmasını istemek, çocuğun duygularını sömürmek, ona boşanmanın suçlusu kendisiymiş gibi hissettirmek, çocuğu dolduruşa getirmek ve buna benzer bilinçsiz ebeveyn tutumlarının olmasıdır. Evet, boşanmış bir anne babanın çocuklarında davranış ve uyum problemleri çok fazla görülmektedir. Fakat mutsuz bir evliliğe kurban giden çocuklardaki davranış problemleri de aynı oranda yüksektir. Bu sebepten dolayı, boşanmamak ve evliliği mutsuz halde devam ettirmek çözüm değildir.

Uzman Desteği İle Çözüme Ulaşacak Bir Evlilik Varken İlk Seçenek Boşanma Olmamalıdır!

Yukarıda, çocuklardaki etkilerini anlattığım boşanmanın olumlu bir etki bıraktığı kanısına varılmamalıdır. Yazımın başlarında da ifade ettiğim gibi, her evlilik ve aile ilişkisi biriciktir, bu sebeple boşanma kararının da biricik olması yani özel olarak incelenmesi şarttır! Hem boşanmak hem de mutsuz evlilik çocuklara zarar veriyor dediğimizde kesinlikle “Boşansak da olur, mutsuz evliliğe devam etsek de olur?” denmemelidir. Unutulmamalıdır ki, boşanmadan mutsuz evliliği yönetmeye çalışan anne ve babanın psikolojik durumu hiç de iyi olmayacaktır. Çocuk için evlilik devam ettirilse de her iki ebeveynin farkında olmadan çocuğa karşı tutumu olumsuz yönde değişecektir. Bu da evliliği ayakta tutmak demek değildir.

Boşanma evresine varmadan önce ufak bir problem dahi olsa eşler arasında çözüme ulaştırılamadığı taktirde mutlaka uzman desteği, profesyonel yardım alınmalıdır. Problemleri çözebilmek için üçüncü bir gözün yorumu çok etkili olacaktır. Zira hiçbir şekilde uzmana danışmadan, problemleri süzgeçten geçirmeden ya da olumlu olarak çözüme yaklaşmadan, ‘anlaşamıyoruz işte’ mantığı ile boşanmaya karar vermek benmerkezci bir yaklaşım olacaktır. Uzmanların yardım edebildiği ve çözüme kavuşturup evlilikleri kurtardığı çok fazla konu vardır. Aldatılma olayı geçirmiş bir evliliğin dahi kurtarılması mümkünken, uzmana danışmadan boşanma kararı almak çocuğun ruhuna atılacak büyük bir tokattır.

Boşanma da mutsuz evlilik de çocuğa aynı oranda zarar verir. Her iki durum da kişilik gelişimini durdurur ve davranış problemlerine sebep olabilir. Bu sebeple çiftlerin kendi aralarında anlaşıp boşanması ya da “Mutsuz bile olsak çocuk için bir arada kalmalıyız.” şeklinde karar vermesi de çocuğun psikolojisinde travma yaşatabilecek etkiye sahiptir. Mutlaka bir uzman desteği alınıp ilk olarak evliliğin kurtarılması yolunda çaba gösterilmelidir. Uzmana danışma aşamasına gelindiğinde artık çözümün mümkün olmadığı kanısına varılırsa, boşanma son seçenek olarak düşünülmeye başlanmalıdır.

Her Evlilik Kendi Süzgecinden Geçirilmelidir

Bu tür hayati konularda yapılan en büyük hata; çevreyi, el alemi dinlemek ve karar noktasında onları işin içine katmaktır. “Bizim elti de aynıydı, boşandı.”, “Benim ablam da çok çekti ama dayandı çocuğu için.” gibi yaklaşımlar sebebiyle çevreyi dinlememek gerekir. Çünkü her evlilik özel bir yapılanmadır ve kendi süzgecinden geçmelidir. Bu konuda tarafsız olarak bakan ve danışılması gereken en önemli merci, alanın uzmanlarıdır. Aksi halde dolduruşa gelinerek yanlış bir adım atılabilir ve çocuğa tahmin edildiğinden daha da büyük zararlar verilebilir.

Her şeye rağmen evliliği ayakta tutamayıp, destek alınmasına rağmen boşanmak zorunda kalan çiftler için boşanma sürecini çocuk psikolojisi için en uygun şekilde yönetebilmeyi, boşanma sonrasında anne ve baba olarak dikkat edilmesi gerekenleri bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım…


Pedagog Betül Rümeysa DEMİRÖRS‘ün yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × 1 =