Mutezile Nedir? | İslam Dünyasında Yeri ve Esasları

Mutezile Nedir?

Mutezile İslam düşünce tarihinin en önemli itikadi fırkalarından biridir. Önceleri Kaderiye adı altında tanınan bu grup zaman içinde sistematik bir ekole dönüşerek, Mutezile dediğimiz fırkayı oluşturmuştur.

Mutezile ekolünün kurucusu Vasıl b. Ata (0.748) olarak kabul edilir. Mutezilenin doğuşu birçok kaynağın naklettiğine göre şu şekilde olmuştur: Vasıl b. Ata büyük günah işleyen kimse hakkında, hocası Hasan Basri’den (ö.728) farklı düşünmüş, onun meclisinden ayrılmıştır. Bundan dolayı “ayrılanlar” manasına gelen “mutezile” adı ile anılmışlardır. Bu şekilde tarih sahnesine çıkan Mutezile zamanla büyük bir gelişme göstermiş, Bağdat ve Basra ekolleri diye iki ana gruba ayrılmıştır. Felsefi esaslara dayanmak sureti ile güçlü bir ekol halini alan Mutezile. Ehl-i Sünnet’in karşısına en güçlü kelami fırka olarak çıkmıştır. Böylece Ehl-i Sünnet kelamının oluşmasında Mutezile’nin büyük katkısı olmuştur.

Mutezile’nin İslam dünyasında çok çabuk gelişmesinde, İslam toplumundaki çeşitli kültürlere sahip toplulukların büyük katkıları olmuştur. Hür düşünce taraftarı gibi görünen Mutezile, bu yönü ile pek çok kimseye sempatik görünmüştür. Bilhassa Abbasiler devrinde yapılan tercüme faaliyetleri ile Yunan felsefesi İslam toplumuna sunulmuş, çeşitli tartışmalar İslam toplumunun fikri hayatını canlandırmıştı.

Mutezile, her ne kadar Bağdat ve Basra diye iki ana ekole ayrılmışsa da, bütün Mutezili düşünürlerin üzerinde ittifak halinde oldukları beş prensipleri vardır. Mutezilenin temel görüşlerini temsil eden ve ”usul-i hamse” (beş asıl) denen bu beş esas şunlardır:

  • Tevhid

Allah’ın birliği meselesi Mutezile kelamında önemli bir yer tutar. Mutezileye göre Allah’a çeşitli sıfatlar isnat etmek, O’nun kudretine gölge düşürür. İlim, kudret, irade, kelam gibi sıfatlar Allah’ın zatı ile aynıdır, ondan ayrılmaz. Allah zatı ile diridir, işitir, görür, bilir vs.

Allah’ın sıfatları O’nun zatının dışında kabul edilirse çeşitli ezeli (kadim) varlıkların, başka bir ifade ile çeşitli ilahların varlığı kabul edilmiş olacaktır.

Mutezilenin bu sıfat anlayışı kelam okullarını çeşitli münakaşa ve münazaralara sevk etmiştir. Mutezile, bu izah tarzı ile Allah’ın birliğini ortaya koymaya çalışmıştır

  • Adalet

Mutezilenin ikinci önemli prensibi adalettir. Mutezileye göre insan hürdür ve kendi fiilini kendisi yaratır. Allah insana bir şeyi yapıp yapmama kudreti vermiştir. Şayet böyle olmasaydı, insan yaptığı davranışlardan sorumlu olmazdı. İnsanın sorumlu tutulabilmesi için tam bir hareket hürriyetine sahip olması gerekir.

Bazı fiillerin işlenmesinde Allah tarafından bir zorlama kabul edilecek olsa, bu fiillerden dolayı insanları cezalandırması zulüm ve adaletsizlik olurdu. Oysaki Allah adildir, hiçbir şekilde kullarına zulmetmez.

  • el-Va’d ve’l-Va’id

İnsanın, ahiret hayatında, dünyadaki davranışlarının karşılığını bulması ile ilgili bir prensiptir. İyi amel yapanlar ahirette mükafat görecek, kötü amellerde bulunanlar da ceza görecektir. Bu, daha önce geçen adalet prensibinin bir sonucu olmaktadır. İyi iş isleyenlerin ahirette mükafatlandırılmaması, kötülerin de cezasız kalması Allah’ın adaletine aykırı düşer.

  • el-Menzile beyne’l-Menzileteyn

Büyük günah işleyenin durumunu belirten bir esastır. Büyük günah işleyen bir kimse ne gerçekten mü’min ne de kafirdir. O, iki durum arasında olup “fask” diye adlandırılır. Bu durumda olan bir kişi ahirette ceza görecektir. Ancak dünyada İslam toplumunun üyesi olarak kalmaya devam eder.

  • El-Emr bi’l-Ma’ruf ve’n-Nehy’ani’l-Münker: (İyiligi Emretme Kötülükten Sakındırma)

Kur’an’daki iyi amellerin emredildiği, kötülerin de yasaklandığı düşüncesinden hareket edilerek ulaşılan bir prensiptir. Bu prensibe göre her Müslümanın iyiliği emretmesi, kötülüğü yasaklaması icap eder. Mutezile bu konuda Kur’an’a dayanır. Getirdikleri delil şudur: “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan men eden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır”. (Al-i İmran, 104)

Mutezile bu ayete dayanarak toplumda sıkı bir kontrolün taraftarı olmuştur. Bu beş esasın dışında Mutezilenin başka konulardaki görüşleri de özetle şöyledir:

  • Allah’ın Görülmesi (Ru yetullah): Mutezile, Ehl-i Sünnet’in aksine, Allah’ın ahirette gözle görülemeyeceği görüşündedir. Çünkü onlara göre gözle görülen her şey cisimlere benzemiş olur. Allah’ın da gözle görülebileceğini söylemek, O’nu görülecek bir cisim olarak vasıflandırmak demektir. Dolayısı ile Allah’ın gözle görülmesi imkansızdır.
  • Kur’an: Mutezileye göre Kur’an yaratılmıştır (mahluk). Bu görüşte olmaları tevhid prensiplerinin bir gereğidir. Kadim (ezeli) olan sadece Allah’ın zatıdır. Allah’ın zatı dışında başka ezeli varlıklar kabul edilecek olursa tevhid sistemi bozulmuş olur. Bu sebepten dolayı Allah kelamı olan Kur’an yaratılmıştır.
  • İyi ve Kötünün Bilinmesi (Husun ve Kubuh): Mutezile bir şeyin iyi (husun) veya kötü (kubuh) olduğunun akılla bilinmesi gerektiğine inanır. Akıl bir şeyin iyi veya kötü olduğunu tayin etmeye muktedirdir.