Migren Hastalığında Tetikleyici Faktörler ve Tedavi

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre baş ağrısı, en yaygın görülen sinir sistemi hastalığıdır. Primer baş ağrısı türleri arasında yer alan migren binlerce yıldır bilinen, insanoğlunun en eski hastalıklarından biridir. Migren, genellikle orta veya şiddetli tek taraflı baş ağrısı, bulantı, kusma, ışığa ve sese duyarlılıkla karakterize bir hastalıktır.

Migren tanısı alan bireylerde uygulanacak ilaç ve ilaç dışı tedavilerle birlikte uygun beslenme programlarıyla ağrı ataklarının önüne geçilebilmektedir. Ağrı günlükleri tutularak ağrıyı tetikleyen besin veya besinlerin doğru olarak saptanması önemlidir. Böylece bu besinler diyetisyen kontrolünde diyetten çıkarılıp ağrı atakları sayısı, sıklığı ve şiddeti azaltılabilir.

Migren’in Beslenme İle İlişkisi

Tetikleyici Besinler

Alkol

Alkollü içeceklerin baş ağrısı tetikleyici özelliğinin bilinmesiyle birlikte hangi tip içkinin içildiğinin de ağrı gelişiminde önemli olduğu belirtilmektedir. Yapılan çalışmalarda alkollü içeceklerin baş ağrısı için tetikleyici bir faktör olduğu gösterilmektedir. Alkollü içecekler içinde migren tetikleyicisi olarak özellikle kırmızı şarap gösterilmekte ve migren olmayan bireylerin bile şarap içtikten sonra baş ağrısı atakları geçirebildiği belirtilmektedir. Diğer yandan kırmızı şarap, viski ve koyu renkli alkollü içkiler alkol fermantasyonunun doğal yan ürünleri olup aynı türden maddeleri içermektedir. Cin veya votka gibi berrak alkollü içkiler ile karşılaştırıldığında alkolden sonra görülen sabah baş ağrısına neden olma olasılıkları daha fazladır.

Çikolata

Çikolatanın içerisindeki teobromin, kafein ve feniletilamin gibi biyojenik aminler sebebiyle migren tetikleyicisi olduğu düşünülmektedir. Yapılan bir çalışmada baş ağrısı tetikleyicileri sorulduğunda hastaların %20’si çikolatayı göstermişlerdir. Buna karşın kronik baş ağrısına sahip 63 kadın hasta üzerinde yapılan bir çalışmada çikolatanın migren ya da baş ağrısı tetikleyici özelliğinin bulunmadığı gösterilmiştir. Migren ve çikolata arasında yapılmış çalışmalar çelişkili sonuçlar verebildiğinden beslenme günlüğü tutularak bireysel olarak etkisinin göz önünde bulundurulması daha doğru olacaktır. Baş ağrısını tetiklediği düşünülen bireylerde tüketim sınırlandırılarak kontrol sağlanabilir veya diyetten çıkarılabilir.

Peynir

Peynirin içerdiği biyojenik aminler özellikle tiramin sebebiyle migren tetikleyicisi olduğu öne sürülmüştür. Migreni tetikleyen besinler incelendiğinde hastaların peynirin migren ya da baş ağrısını tetiklediğini bildirme durumları %0 ile %19 arasında bulunmuştur. Peynir içerisindeki biyojenik aminler migren tetikleyicileri arasında ayrıca değerlendirilmiş olsa da özellikle peynir tüketimiyle migrenin ilişkilendirildiği çalışmalar göz önünde bulundurularak tüketiminin kontrol altında olması gerektiği sonucuna ulaşılabilir.

Kafein

Kafein günlük beslenme düzeni içinde yer alan çikolata, çay, kahve ve kola gibi besinlerde yaygın olarak bulunmaktadır. Kafeinin etkisi alınan doza bağlı olarak değişmektedir. Yapılan bir araştırma sonucunda çay ve kahve tüketimi fazla olan yetişkinler ve adölesanlarda migren ile kafeinin ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Uluslararası Baş Ağrısı Sınıflandırması 2 hafta içinde kafein tüketimi günde 200 mg ve daha fazlaysa kafeinin direk kesilmesinin de tetikleyici etkiye sahip olabileceği belirtilmiştir. Kafein özellikle uyarıcı etkisiyle bilinen bir madde olduğundan baş ağrısı mekanizmasında etkili olabilmektedir.

Aspartam

Aspartam sükrozdan 150-200 kat daha tatlı yapay tatlandırıcıdır. Aspartam ile ilgili şikayetler arasında nörolojik belirtiler ve migren yer almaktadır. Aspartamın migren tetikleyici olup olmadığı kesin olmamakla birlikte tüketimiyle ilgili olarak 30 mg/kg’ın günlük normal doz olduğu, 75 mg/kg’ye çıktığında zararlı etkilerinin görülmeye başlanacağı belirtilmektedir.

Açlık

Migrenin tetikleyicileri arasında öğün atlama ya da açlık da yetişkinlerde sıklıkla karşılaşılan sorunlardandır. Açlıkla birlikte oluşan hipoglisemi durumunun migreni tetiklemede etkili olduğu söylenmektedir. Daha sık ve azar azar beslenme, ara öğün atıştırmalıkları tüketme glikoz seviyelerini düzenli tutacağından baş ağrısını önlemede bir strateji olarak öne sürülebilir. Düzenli yemek yeme, hipoglisemiyi iyileştireceğinden migreni iyileştirmede de bir etken olarak düşünülebilir. Migren hastalarının glikoz seviyeleri incelenmese de beslenmenin baş ağrısına karşı koruyucu etkisinin olacağı öne sürülmektedir. Açlıkla birlikte oluşan hipoglisemi ataklarının migren tetikleyicisi olduğu hakkında kesin bir sonuç elde edilemese de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu sebeple migren hastalarının beslenme düzenleri oluşturulurken ara öğün tüketimlerinin sağlanması ve bireylerin uzun süre aç kalmamaları dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

İşlevsel Besinler

İşlevsel besinler sağlık ya da tıbbi yararı olan, hastalıkların önleme ve tedavisini içeren besin ya da besin öğesi olarak tanımlanmaktadır. Migren tedavisinde kullanılabileceği öne sürülen işlevsel besinlerin başlıcaları Tablo 2’de gösterilmiştir. İşlevsel besinlerin migren ile ilişkisi hakkında az sayıda çalışma olmasına karşın önemli sonuçların ortaya çıktığı görülmektedir. İşlevsel besinler çeşitlendirilerek her biri hakkında daha fazla çalışma yapılmalı ve bu konuya önem verilmelidir.

Yaşam Şeklinin Düzenlenmesi

Önleyici Tedavi

Migren hastalarının yaklaşık %25’i migreni önlemenin gerekli olduğunu düşünseler de önleyici ilaç tedavisi bu hastaların az bir kısmı tarafından kullanılmaktadır. Migrenin farmakolojik tedavisi akut (atağı sonlandırıcı) ya da önleyici (atağı önleyici) olabilir. Migrenliler için önleyici tedavi akut ilaçların kullanımının uygun olmasına rağmen çalışma verimliliği, sosyal, ailesel ve eğlence aktivitelerinde kritik etkiye sahip ataklar düşünülerek belirlenmektedir. Profilaksi, ilaçların aşırı kullanımını, migren ilerleyişini ve beyin hasarı riskini azaltır.

Magnezyum Desteği

Magnezyum, ikinci hücre içi katyonu olup, birçok hücre içi işlemlerde gereklidir ve migren patogenezinde önemli bir yer oynadığı öngörülmektedir. Magnezyum eksikliği kortikal yayılan depresyon, plateletlerin hiperagregasyonu, serotonin reseptör fonksiyonunun etkilenmesi ve nörotransmitterlerin çeşitli şekillerde salgılanmasında önemli rol oynamaktadır. Migren hastalarında magnezyum emiliminde genetik yetersizlik, böbrekten magnezyum kaybı, stres sebebiyle magnezyum miktarlarının boşalması, düşük besinsel alım ve bazı diğer sebepler nedeniyle yetersizlik gelişebilmektedir. Günlük öneri 400 mg magnezyum oksit olarak düşünülmektedir. Etkili olmayan olgularda miktar ikiye çıkarılabilmektedir.

Beslenme Tedavisi

Migrenin alerji ile ilişkili olduğu düşünülerek alerji oluşturan besinlerin diyetten çıkarılmasını kapsayan eliminasyon diyetleri gündeme gelmiştir. Migrende beslenme tedavisiyle ilgili olarak üzerinde çalışılan bir diğer konu da işlevsel besinlerin tüketimidir. İşlevsel besinlerin ve diğer besin gruplarının migren ile ilişkisinin incelendiği bir çalışmada işlevsel besinlerin ve besin desteklerinin tedavideki kullanım dozları ile ilgili olarak magnezyumun 400 mg, öksürük otunun (butterbur) 1 ay boyunca günde 2 kez 75 mg ve sonra günde 2 kez 50 mg, kasımpatının (feverfew) günde 100 mg, koenzim Q10’un günde 300 mg, riboflavinin günde 400 mg, alfa lipoik asit de günde 600 mg verilebileceği ifade edilmiştir. Migren gelişiminde hormonların da etkisiyle riskli bir durum olan hamilelikte yeterli-dengeli, düzenli ve besin çeşitliliğine uygun beslenme önerilmektedir. Açlık ve buna bağlı gelişen hipoglisemi durumundan kaçınılmalıdır. Çikolata, peynir, MSG vs. sınırlamak baş ağrılarını azaltmaya yardımcı olmasına rağmen özellikle peynirin yararları nedeniyle hamilelikte kısıtlama yapılması pek uygun değildir. Diğer taraftan alkol kısıtlanması, sigara bırakılması sağlık sebepleri için de tavsiye edilir. Ayrıca, stresli durumlardan da kaçınmaları gerekmektedir. Nefes egzersizi gibi rahatlama teknikleri de önemli rol oynamaktadır.

Migrenin bireylerin sosyal yaşantısını etkileyen şiddetli nörolojik bir bozukluk olduğu bilinmektedir. Yaşam tarzı, besin tercihleri, bireylerin özel durumları ve kronik hastalıkların pek çoğuyla ilişkili olan migrenin tedavisinde yeni yaklaşımlar geliştirilmektedir. Migren tetikleyicisi olarak belirtilen çevresel ve bireysel faktörler içerisinde beslenme düzeninin önemli bir yer kapladığı görülmektedir. Bu sebeple hastaların ilaç kullanmaktan kaçınması işlevsel besinlerin kullanımını daha popüler hale getirmiş ve bu konuda daha fazla çalışmalar yapılmasını gerektirmektedir. Beslenme tedavisiyle ilişkili olarak migrenli bireylerin öncelikle beslenme günlüğü tutmaları ve atak geçirilen zamanlarda tüketilmiş olan besinlere dikkat etmeleri önemli bir başlangıçtır. Bu şekilde besinlerin bireysel olarak nasıl etkili olabileceğinin anlaşılması, tedavide yer alıp almayacağının belirlenmesi ve atak sıklığının azaltılmasına yönelik uygun bir beslenme planının oluşturulmasında yol gösterici olabilir. Hasta bireylerin tüm etkenleri göz önünde bulundurarak gerekli tedavi yöntemini uygulaması, daha kaliteli bir yaşam sürdürülebilmesi için önemlidir. Migreni önlemede ve ilerleyişini geciktirmede uygulanabilecek yaşam tarzı ve davranış değişikliklerine dikkat etmekte fayda vardır. Yapılabilecek başlıca değişiklikler uyku düzenine dikkat edilmesi, rahatlama ve nefes egzersizleri yapılması, önerilen beslenme planı ve düzenine uyulması, günlük sıvı alımının yeterli düzeyle olmasının sağlanması, sosyal hayattan uzaklaşılmaması vs. şeklinde sıralanabilir.