Korkularla Baş Etmede Terapötik Hikayelerin Gücü

Korku Nedir?

Korku, karşılaşılan yeni bir durum karşısında mantık ile kontrol edilemeyen bir tehdit hissidir. Korku, güçlü bir kaçınma hissi, hızlı kalp atışları ve kaslarda gerginlik gibi belirtilerin ortaya çıktığı yoğun bir duygusal uyarılmışlık halidir. Çocukluk döneminde her yeni gelişim evresi farklı korkuları beraberinde getirmektedir. Gelişimsel olan bu korkular belli bir süre sonra ortadan kaybolurken, bazıları ise hatalı yaklaşımlar nedeniyle kalıcı hale gelmektedir. Bu yazımızda ele aldığımız terapötik hikayeler sayesinde, korkularını yenmeleri konusunda çocuklarımıza yardımcı olabiliriz.

0 – 3 Yaş Arasında Görülen Korkular

0 – 3 yaş aralığında çocuklarda çoğunlukla anne – babadan ayrılma korkusu, yüksek sese (gök gürültüsü, yağmur, şimşek çakması vb.) ve büyük objelere yönelik korkular görülmektedir.

3 – 6 Yaş Arasında Görülen Korkular

3 – 6 yaş aralığında, karanlık korkusuyla birlikte hayali nesne ve olaylara karşı (canavar, öcü ya da yaratık vb.) korkular gelişir. Çocuklar karanlıktan korkarlar çünkü ışıklar kapandığında da yaşamın devam ettiğini algılamaya başlarlar. Aynı zamanda bilişsel gelişimleri ilerledikçe hayal kurma yetenekleri de güçlenir. Ancak gerçek ve hayal kurgusu arasındaki farkı idrak etmekte zorlandıkları için gerçek dışı korkular yaşarlar. Doğaüstü kahramanlar, hayaletler ya da canavarlar, çocukların hayal dünyalarındaki yeni korku unsurlarıdır. Bu dönemde çocuklarda gece kabusları başlayabilmektedir ve gördükleri kabusların etkisinde kalabilirler. Örneğin, çocuklar yataklarının altında bir hayaletin olduğunu düşünebilirler. Ağacın gölgesini büyük bir deve benzetebilirler.

6 – 12 Yaş Arasında Görülen Korkular

6 – 12 yaş aralığındaki korkular ise daha gerçekçi korkulardır. Eve hırsız girmesi, hastalık, kaza, yangın, deprem gibi pek çok olay çocuklarda yeni korkuları açığa çıkartır.

Korku Yaşayan Çocuklara Nasıl Yaklaşılmalıdır?

Anne ve baba, çocukların korkularına anlayışla yaklaşmalıdır. “Korkulacak bir şey yok, abartıyorsun, daha cesur olmalısın.” gibi ifadeler çocukları duygusal açıdan olumsuz etkiler. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu, korkularının kabul gördüğünü hissetmektir. Bunun yerine “Korkularını anlayabiliyorum, senin yaşında başka çocuklar da bu tür korkular yaşayabiliyor, çocukken ben de köpekten korkuyordum ama daha sonra bu korkumu yendim.” şeklindeki ifadeler kullanılmalıdır. Böylelikle çocuk duygularının kabul gördüğünü hisseder. Ayrıca başka çocukların da benzer korkular yaşadığını bilmek, anne ve babasının çocukluk korkularını yendiğini öğrenmek çocuğun cesaretini artırır.

Terapötik Hikayelerin Korkularla Başa Çıkma Konusundaki Etkisi

Çocuğa korkularının resmini çizdirmek, korktuğu konu üzerinde sohbet etmek de çok önemlidir. Özellikle terapötik hikayeler, çocukların iç dünyalarına ulaşmada en etkili araçlardan biridir.

Bu nedenle gerek terapi seanslarımda gerekse çocuklarla gerçekleştirdiğim grup etkinliklerinde terapötik hikayeleri oldukça sık kullanırım. Bugün sizlere, özellikle çocukluk korkularına yönelik uyguladığım psikoterapi çalışmalarında başvurduğum kitaptaki bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Kitabın adı “Korkuyu Keşfediyorum” yazarı ise Uzman Psikolog İrem Polat.

Korkularla Baş Etmede Terapötik Hikayelerin Gücü

Kitabın kahramanı Kerem, okulda arkadaşlarının anlattığı korkunç hikayelerin etkisinde kalıyor. Tek başına uyumak, iştahla yemek yemek ya da keyifle oyun oynamak onun için büyük bir sorun haline geliyor. Maruz kaldığı hikayelerdeki korku unsurlarını bir türlü zihninden atamıyor. Özellikle gece yalnız başına uyumak onun için bir anda büyük bir problem haline geliyor. Anne ve babası Kerem’deki bu değişimi kısa sürede fark ediyor. Ancak Kerem, hissettiği korku dolu anları bir türlü kelimelere dökemiyor. Bu noktada anne ve babası Kerem’i korktuğu şeyi resmetmesi konusunda cesaretlendiriyor. Sonrasında ise ortaya böyle bir resim çıkıyor.

Korkularla Baş Etmede Terapötik Hikayelerin Gücü

Kerem’in “Gıcık Boynuzlu Ejderha” ismini verdiği bu yaratık artık onu eskisi kadar korkutmuyor. Resim yoluyla korktuğu varlığı resmetmek Kerem’e oldukça iyi geliyor. Sonrasında ise Kerem, korkusuyla baş etme konusunda bir adım daha ileri gidiyor. Korktuğu bu yaratığa komik unsurlar ekleyerek (şapka, bıyık vb.) onu oldukça gülünç hale getiriyor ve nihayet Kerem, yaratığın bu son halinden artık eskisi kadar korkmadığını keşfediyor.

Korkularla Baş Etmede Terapötik Hikayelerin Gücü

Her çocuk kendi korkularıyla baş edecek potansiyele doğası gereği sahiptir. Yeter ki biz yetişkinler çocukların ruhuna etkili bir şekilde dokunalım ve onların duygularına alan açalım.


Uzman Pedagog Elda Ayşe TATLI’nın yazıları için tıklayınız…