Hepimiz günlük yaşamımızda yoğun strese maruz kalır ve ruhsal olarak acı veren durumlarla karşılaşırız. Böyle durumlar ile başa çıkmak için hepimizin farklı yöntemleri vardır. Bazılarımız spor yapar, hobi edinir ya da yürüyüş yapar. Bazılarımız ise daha farklı yollarla yoğun stres ve ruhsal acıyla başa çıkmaya çalışırız. Bu yollardan biri de bedensel belirtilere başvurmaktır. Kişi bedensel belirtilerle; yaşadığı mutsuzluğu, umutsuzluğu, öfkeyi, hayal kırıklığını, incinmişliği, kaygıyı, korkuyu, nefreti kısaca ruhsal acıyı anlatır. Böyle durumlarda insanın ruhsal acıyla başa çıkma becerilerinin tümü susar ve sadece bedeni konuşur. Başka bir deyişle, insan ruhsallığına o kadar sağır olur ki bedeni isyan eder. Bu noktada somatizasyon kavramı ile karşılaşıyoruz…

Ruhsal çatışmaların bedensel belirtilere dönüştürülerek ifade edilmesine “somatizasyon” denir. Psikosomatik kişiler tıbbi olarak açıklanamayan bedensel yakınmalardan şikayetçidir. Psikosomatik rahatsızlıkların kökeninde düşlemsel, düşünsel ya da sözel olarak ifade edilmemiş ya da edilemeyen, kişiye acı veren duygular yatmaktadır. Psikosomatik kişiler için acıyı ifade etmek öyle güçtür ki genellikle gündüz düşlemlerinden ve gece rüyalarından yoksun olurlar. Beden üzerinden acıyı ifade etme, anne-bebek ilişkisi bağlamında anlaşılabilir. Çünkü kişi annesiyle ilk ilişkisinde duygu ve dürtülerine anlam vermeyi ve ifade etmeyi öğrenir.

Ülkemizde ve özellikle kadınlarda psikosomatik rahatsızlıklar sıkça görülmektedir. Yapılan pek çok araştırmada hastanelere başvuran hastaların %70’inde psikosomatik rahatsızlıklar olduğu görülmüştür. Vertigo, bağırsak ile ilgili sorunlar, alerjik rahatsızlıklar, ülser gibi mide rahatsızlıkları, sedef hastalığı gibi cilt hastalıkları, bağışıklık sistemi kaynaklı hastalıklar vb. pek çok rahatsızlığın, ruhsal olarak başa çıkılamayan ve kişiye derin acı veren durumlara karşı bir savunma olduğu söylenebilir. Bazen ise bu rahatsızlıklar çok ciddi boyutlara ulaşabilir ve sadece tıbbi tedavi tek başına yeterli olmayabilir. Böyle durumlarda terapi sürecinde bedensel semptomlara anlam vermek için çalışılır. Böylece ifade edilemeyen duygular düşlemsel, düşünsel ya da sözel olarak ifade bulur. Psikosomatik kişi duygu düzenleme becerileri kazanır ve duyguların bilişsel olarak işlenmesiyle bedensel semptomlar simgesel anlamlara dönüştürülür. İç dünyasında duyguları işlenen kişinin bedensel acıları hafiflemeye başlar. Başka bir ifadeyle kişi, ruhsal çatışmaları üzerine çalıştığında, bedenine yüklediği baskı azalır ve semptomlar hafifler.

Eğer sizin de yapılan tetkikler sonucunda bedensel şikayetlerinizin tıbbi açıklaması bulunamıyorsa, uygulanan tıbbi tedaviye rağmen bedensel belirtileriniz devam ediyorsa ve bu durum sizin aile, iş, eğitim, sosyal yaşam gibi pek çok alanda işlevselliğinizi kaybetmenize neden oluyorsa bir ruh sağlığı uzmanını görmenizde fayda olduğunu söyleyebilirim. Sizi zorlayan ve yaşam kalitenizi etkileyen bu tür şikayetleri bir klinik psikolog ya da psikiyatristle görüşerek hayatınızı daha aktif ve işlevsel olarak sürdürebilirsiniz. Kısaca, artık bedeninize kulak vermenin zamanı gelmiş demektir.


Uzman Psikolog Şeyda SOFUOĞLU‘nun yazıları için tıklayınız…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + 13 =