Konfüçyüsçülük / Konfüçyanizm

Konfüçyanizm

Konfüçyanizm / Konfüçyüsçülük, Çin’e ve Çinlilere özgü milli bir dindir. Çinliler Konfüçyüsçülüğü ayrı bir dinden ziyade kültürün temeli olarak görmektedir. Ancak inanç kuralları, kutsal kitap anlayışı, bağlıları, ahlaki kuralları ve ilkeleri gereği Konfüçyüsçülük, dinler tarihçileri tarafından din olarak kabul edilmektedir. Çin’de İslam ve Hristiyanlık dışında resmi niteliğe sahip 3 din vardır. San Kiao dedikleri bu dinler; Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm’dir. Konfüçyüsçülük ve Taoizm yerli ve milli, Budizm ise dışarıdan gelme evrensel niteliklidir.

Konfüçyüs ve Konfüçyüsçülük

Konfüçyüs kelimesi Üstad K’ung anlamında kullanılan K’ung Fu Tzu’nun latincesidir. “Büyük Mürşid” olarak da nitelendirilen Konfüçyüs (M.Ö. 551-479), Çinin büyük bilginlerinden/filozoflarından biridir ve Konfüçyüsçülüğün kurucusudur. O, yin Karallık Ailesinden kabul edilsede ataları ve ailesi hakkındaki bilgiler sonraki kaynaklara aittir ve güvenilir kabul edilmemektedir.

Konfüçyüs Çin’de Şan-Tung’un bir bölümü olan Lu eyaletindeki Tsou’da dünyaya geldi. Üç yaşında iken babasını kaybetti. Hayatının ilk yılları yoksulluk içinde geçmesine rağmen o  öğrenmeye merakı dolayısıyla iyi bir eğitim görmüştür.

Konfüçyüs 19 yaşında evlenmiş ve iki çocuk babası olmuştur. 20 yaşında öğrenci yetiştirmeye başlamıştır. “Eskilerin Hikmeti” onun için yorumlanması gereken en önemli eserdir. Zamanla şöhreti yayılmış ve taraftarlar kazanmıştır. Lu’da pek önemli sayılmayan memuriyetlerde bulunan Konfüçyüs, “Eski Hakimlerin Faziletleri”ne dayanan bir yolla insanlara barış ve refah getirebileceğini düşündüğü bir “Siyasi Sistem” geliştirmiştir. Bu sistemin temelin de; bütün insanların saadeti için, insanın fıtraten iyi olduğuna güvenmenin ve örnek olmanın önemi oluşturmuştur.

Konfüçyüs kendi eyaletini terkederek Çin İmparatorluğu sınırları içinde bir bölgeden diğerine bu sistemine kulak verecek ve nasihatlerini dinleyecek hükümdar ve yöneticiler aramıştır. Bu hedefinde çok başarılı olamayan Konfüçyüs, ülkesine geri dönmüştür. Son beş yılını meşhur eserlerini yazmak, öğrenci yetiştirmek ve doktrini öğretmek ile geçirmiştir. En önemli eseride Konfüçyüsçülük olmuştur.

Konfüçyüs kendi hayatını şu şekilde özetlemektedir. “15 yaşında kendimi öğrenmeye verdim, 30 yaşında irademe sahip olabildim. 40 yaşında şüphelerimden kurtuldum. 50 yaşında Gök’ün emrini öğrendim. 60 yaşında seziş yoluyla herşeyi kavradım. 70 yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden, kalbimin bütün isteklerini  yerine getirebildim.”

İnanç Esasları

Konfüçyüs kendisine “Din Kurucusu” ünvanı vermemiştir. Eski zamandan gelen yapıları ve düşünceleri korumaya çalışan kişidir. Der ki ” Ben yapıcı değil, fakat naklediciyim. Eskilere inanıyor ve onları seviyorum.” Buna rağmen onun doktrini kendinden sonra bir “din” olarak kabul edilmiştir. Onun ana gayesi karışık olan siyasi durumu düzeltmek için “eski törenleri” yeniden ihya etmektir. Konfüçyanizm’in belli bir inanç sistemi, bir dini teşkilatı yoktur. Fakat; kurucusu, tanrı inancı ve kutsal metinleri vardır.

Tanrı İnancı

Konfüçyüsçülük; Konfüçyüse dayandırılan, Çin’e ait inanış ve ayinler birliğidir. Çin tarihinin en eski ve en büyük tanrısı “Gök Tanrı”dır ve “Tien” olarak ifade edilir. Tien, yukarıdaki tanrıdır yani göğün efendisidir. Onun aşağısında görünmeyen varlıklar dünyası, hava cinleri ve perileri, bulut, su, dağ cinleri ve ata ruhları bulunur.

Konfüçyüs’e göre Tien, gökte oturan, kötü hükümdarları cezalandıran, yeni hanedanlar kuran ve iyileri mükafatlandıran atalara verilen bir ad değildir. O; yüce varlık, göğün efendisi, tabiat düzeninin idarecisi, her şeyin üstündeki varlık ve yaratıcı kudrettir

Konfüçyüsçülükte tanrı inancı için kullanılan diğer bir terim “Tao”dur. İnsanın yürüyeceği doğru yol yani ahlak prensibidir. Konfüçyüs: “Sabah Tao’yu zikreden kimse Akşama rahat ölur” diyerek bu düşüncesini açıkça ifade etmiştir. Çinliler için diğer önemli husus “Yin” ve “Yang” prensibidir. Bu prensipler üç Çin Dini için de geçerlidir. “Yin” olumsuz “yang” ise olumlu durumu ifade etmektedir. Yer ile gök arasında meydana gelen her olayın bu iki bir prensibim işbirliği yapmasından ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

Ahiret ve Kurtuluş İnancı

Konfüçyüs, dini faaliyet olarak Çin’in eski dini tasavvurlarını ihyaya çalışmış ve üzerinde tartışma yapmaktan kaçırmasına rağmen “öbür dünya”nın varlığını inkar etmemiştir. O, yapılan günahların cezasız kalmayacağını, işlenen günahların karşılığının öbür dünyadan daha çok bu dünyada görüleceğini ve kötülük yapanın hatasını ödeyerek affedilmesini istemesi gerektiğini belirtmiştir. Konfüçyüs, bu dünyada rahat etmesi için insanın neler yapması gerektiğinden bahsetmiş ve dünya hayatının kanunlarını koymaya çalışmıştır. Çünkü insanın görevi dünya için bir şeyler yapmak ve dünya hayatını iyi tanımaktır. Konfüçyüs’e göre insanın ahiretle ilgili görevi dünyadaki görevine bağlıdır. Dünyadaki görevini iyi bir şekilde yapamayan insan ahiretle ilgili görevini de iyi bir şekilde yapamayacaktır.
Konfüçyüsçülük de kurtuluş inancı ahlak ile ilişkilendirilmektedir. Çünkü Konfüçyüs’e göre insan için en önemli şey bilgidir ve bilinmesi gerekenlerin başında da görevini bilmek gelmektedir. İnsanın doğruluk üzerine dünyaya geldiğini savunan Konfüçyüs, doğruluk olmadan kurtuluşa erişmenin mümkün olmadığını savunmuştur. Toplumun kurtuluşu da ancak erdemli insanların varlığı ile mümkündür. Üstün insanların oluşturduğu ve ahlak kurallarının hakim olduğu bir toplum dünyada mutluluk içinde varlığını devam ettirecektir.

Mehdi/Mesih İnancı

Konfüçyüsçülükde Mehdi/Mesih her şeyi bilen ve işitendir. Yumuşak huylu, kuvvetli ve cesaretli olarak da tasvir edilen Mehdi; Gök/semaya göre yaratılmıştır. O, hakikati kavramış ve ona nüfuz etmiştir. Onun örneği gökyüzü üstadı hakikattir. Kendisini herhangi bir eşyaya dönüştürebilme yeteneğine sahip olan Mehdi’nin ruhu da yeri ve göğü doldurabilmektedir. Bu ruh aynı zamanda yüksek “Tao vahyi”nin taşıyıcısıdır. Konfüçyüs de kendisinden sonra gelecek kurtarıcının kendi sözlerini değiştiremeyeceğini ve kendisini tasdik edeceğini haber vermiştir.

Mehdilerin manevi gücüyle hastalıklar, kötülükler ve düzensizlik ortadan kalkacaktır. Konfüçyüsçülüğe göre Mehdi’nin insanların ve eşyanın varlığına nüfus etme kabiliyeti onun hayvanlarında cevheri yapmaktadır. Tüylü hayvanların cevheri “kilin” kanatlı hayvanların cevheri ise “anka kuşu” kabuklu hayvanların cevheri “kaplumbağalar” pulluların cevheri ise “ejderha”dır. Bu hayvanlar Mehdi’nin yardımcıları kabul edilmektedir.

Konfüçyüsçülük’te Sosyal ve Ahlaki Yapı

Konfüçyüsçülük dinden ziyade ahlak ve hikmet yolu olarak kabul edilir. Konfüçyüs’ün ahlak sistemi cemiyet ve millet içindir. Onun amacı milleti siyasi bir terbiye ile saadete kavuşturmaktır. Konfüçyüs ahlakının ana temeli “büyük bilgi”de; kendini, ev halkını ve milletini yönlendirme, barış’ı sağlamanın yolunu bulma şeklinde açıklanır. Konfüçyüs “Konuşmaları”nda,  dünyada beş şeyi herkese uygulayabilme yeteneğine “mükemmel erdem” demektedir. Bu Erdemler: ağırbaşlılık, cömertlik, samimiyet, doğruluk ve nezakettir.

Konfüçyüs, üstün insan ile küçük insan arasındaki farkı da şöyle belirtir: Büyük ve üstün insan erdemi, küçük insan ise rahatını düşünür. Üstün insan kanunlar üzerine kafasını çalıştırır, küçük insan ise kendi faydasını aramaya bakar. Büyük ve üstün insan yalnız doğruluğu, küçük insan ise yalnız faydayı düşünür.
Konfüçyüsçülük’te iyilik, doğruluk, edeplilik, akıllılık ve güvenilirlik beş temel fazilettir. Bu faziletler başarı şartına bağlı değildir. Çünkü Konfüçyüs “başarı her zaman faziletin varlığına delil olmaz. hikmet ve fazilet başarı elde edilse de edilmese de her şeye rağmen iyilikte devam ve ısrardır.” demektedir.

Konfüçyüs’ün telkini şu dört konu etrafında dönmektedir.

1-Kültür

2-iş Yönetimi

3-Üste karşı dürüst davranma

4- Verilen sözde durma

Konfüçyüsçülük’te beş temel insanı ilişki vardır:

1- Amir ile memur arasındaki ilişki

2- Ana-baba ile çocuklar arasındaki ilişki

3- Karı ile koca arasındaki ilişki

4- Kardeşler arasındaki ilişki

5- Arkadaş ve dostlar arasındaki ilişki ve saygı

Bu beş temel insanı ilişki Bütün hayatının en önemli ilişkilerini içinde bulundurur.
Konfüçyüse göre yönetici olan kimsenin beş üstün şeye değer vermesi ve dört kötü şeyden kaçınması gerekir.

Beş üstün şey şunlardır;

1- Aşırı derecede harcama yapmadan faydalı olmak.

2- Halkına pişmanlık getirmeyecek görevler vermek.

3- Aç gözlülük etmeden istediği şeyi almak.

4- Gururlu olmadan itibar kazanmak.

5- Korkunç olmadan yüce olmaktır.

Dört kötü şey şunlardır;

1- Halkı öğretmeden ölüme sürüklemek, buna “zulüm” denir.

2- Haberdar etmeden halka ani olarak iş yüklemek, buna “baskı” denir.

3- Acele olmayan buyruklar çıkarıp, sonra bunların hemen uygulanmasını istemek, buna “gaddarlık” denir.

4- Genel olarak insanlara bir şey verirken veya mükafatlandırırken hasis davranmak, buna “yersiz davranış” denir.

Konfüçyüsçülükte Kutsal Kitaplar

Konfüçyüs; yönetimle ilgili bilgileri düzenlemek, sosyal hayatı ve törenle ilgili hususları bir araya getirmek, yaşayan ahlak ve geleneklerinde devamını sağlamak amacına yönelik olarak bütün eski Çin metinlerini yeniden düzenlemiştir Böylece Atalar kültüne dayalı Çin medeniyetini ortaya koymayı hedefleyen Konfüçyüs ve öğrencileri daha önceki Çin alim ve mürşitlerin yazılarını derleyip yeniden yorumlamışlardır. Bu çalışmalar neticesinde Konfüçyüsçülükte beş klasik ve dört kitap ortaya çıkmıştır.

Beş Klasik (Wou King)

1- Değişiklikler Kitabı (Yi King) “Chou I”  olarak da isimlendirilen ve Çin’in en eski ve en kutsal kitaplarının ilki olan değişiklikler kitabı, mistik ve metafizik olayları ihtiva etmektedir.

2- Tarih Kitabı/Tarihi Belgeler Kitabı (Şu King): Eski zamanlara ait belgeler olarak da isimlendirilen Şu King, Çin’in en eski tarihi kitabıdır. Çin imparatorlarının konuşmalarının Çin’deki saray tarihçileri tarafından derlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu kitap dökümanları, tarihi bilgileri ve geçmişe ait önemli vesikaları içermektedir. 58 bölümden oluşan tarih kitabı; kanunlar, öğütler, emirler, ilanlar, sözleşmeler, görev ve sorumluluklar gibi belgeleri ihtiva etmektedir. Belgeler yaklaşık olarak M.Ö. 2000’li yıllardan 630 yılına kadarki süreyi kapsamaktadır.

3- Şiirler Kitabı (Şi King): Çin şiirinin en eski derlemesi olan ve 305 muhtelif şarkıya ihtiva eden şiirler kitabıdır.

4- Törenleri Kitabı (Li King): Geniş çapta krallığa ait düzenlemeler, ayinin gelişimi ile ilgili görüşler, ayin ile ilgili konular, kadınlara ve gençlere rehberi olacak bilgiler, eğitim, sihir, ahlaki yasaklar, dini kurbanlar, cenaze töreninde giyilecek kıyafetler ve bilim adamlarından beklenen davranışlar gibi konular hakkında bilgiler içerir.

5- ilkbahar ve Sonbahar ve Vekayinameleri: Konfüçyüs’ün kendisine atfedilen ve Konfüçyüs’ün kendi çalışması olduğuna inanılan eser ilkbahar ve sonbahar ile ilgili olarak günlük yazılmış olayları ihtiva eder.

Dört Kitap (Se Chou)

1- Konfüçyüs’ün Konuşmaları (Lun Yü) : “Seçme Eserleri veya Parçalar, Tasnif Edilmiş Konuşmalar, Seçilmiş Sözler gibi anlamlara da gelen un Yü 4 bölüm olarak meydana getirilmiştir.

2- Mensiyus’un Sözleri (Mong – Tse): Konfüçyüs’ün 150 yıl sonraki büyük halife olan ve M.Ö. 371-289 yılları arasında yaşadığı düşünülen en meşhur Çin filozoflarından ve ediplerinden Mensiyus’un sözlerini ihtiva etmektedir.

3- Orta Yol Doktrini ( Chung Yung): Konfüçyüs’ün torunu Tzu-szu’ya ait olduğu söylenen ve Türkçede Orta Yol Doktrini şeklinde ifade edilen bu eser; Chung “merkezi olan şey” ve Yung ise “Evrensel ve ahenkli olan şey” anlamına gelen iki kelimeden oluşmaktadır.

4- Büyük Bilgi ( Ta Hsiaah veya Ta Hsüeh-Ta-Hio): Dört kitabın sonuncusu olan ve Konfüçyüs’ün öğrencisi Tseng-Tzu’ya atfedilen bu koleksiyon, Konfüçyüs’ün eğitim, ahlak ve politik düşünceleri gibi konulardaki öğretisini ihtiva etmektedir.

Konfüçyüsçülükte Mabet ve ibadet Uygulamaları

Konfüçyüsçülük’de mabet ve ibadet uygulamaları bulunmaktadır.  İbadetler de mabetlerde, evlerde uygun alanlarda yerine getirilmiştir ve getirilmektedir.

Mabet

Lu Hükümdarı M.Ö. II. yy’da Çin’de Konfüçyüs için bir mabet inşa etmiş ve bundan sonra ülke genelinde bu mabetler yapılmıştır. Yapılan bu mabetlerde törenler yerine getirilmiş ancak 1911 yılından sonra bu mabetlerde yapılan törenlere ara verilmiştir. Ayrı bir rahipler sınıfı olmadığı için Konfüçyanizm’de ayinler genellikle devletin yetkili memurlarınca yönetilmektedir. Dünyanın üstün iderecesi kabul edilen Gök tanrı için yapılan törenler genellikle İmparator tarafından yönetilmiştir. Çin’in en meşhur mabetleri pekin’deki imparatorluk mabetleri ve Gök Mabet’tir. Konfüçyanizm mabetlerinde heykel bulunmamaktadır ve sadece Konfüçyüs adına düzenlenmiş tabletler yer almaktadır. Günümüzde Konfüçyüs mabetleri mabet olarak değil kışla veya halkevleri olarak kullanılmaktadır.

İbadet Uygulamaları

Çin geleneğinden gelen “Tanrı ve ahiret inancı”  temeli üzerine oturtulan ibadet, ruhani varlıkların memnun etme ve insanların dünyevi menfaatlerini sağlamak amacı taşımaktadır. Konfüçyüsçülükteki ibadet uygulamalarını; Atalara Saygı,  Yüce Tanrı/Gök Tanrı ve diğer paralara tapınma, dua etme ve kutsal varlıklara kurban sunma oluşturmaktadır.  Ancak ibadette en önemli şey saygıdır. Zaten Dini Törenler Kitabı’nda da “her zaman ve her şeyde saygı olsun” ifadesi bunu doğrulamaktadır. Konfüçyüsçülük’te dua/ibadet; devamlı olmayan bir görev olarak algılanmakta ve en yaygın ibadet şekli olarakta “Atalara Dua” kabul edilmektedir.

Kaynak

Prof. Dr. Abdurrahman KÜÇÜK, Prof. Dr. Günay Tümer, Dr. Mehmet Alparslan Küçük , Dinler Tarihi, Berikan Yayınevi, 2009.