Havaların soğuması ve dışarda geçirilen vakitlerin bahar aylarına göre azalmasıyla birlikte fiziksel aktiviteye ayrılan zaman da azalır. Araç kullanımı, yürüyüşe ayrılan zamanın azalması ve havanın kapalı olmasıyla beraber gelen uyku hali, üşengeçlik, moral bozukluğu, mutsuzluk ve depresif olma halleri ister istemez artış gösterir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen ‘Kışın kilo kontrolü nasıl sağlanmalı?” sorusunun cevabını merak ediyorsanız işte size birkaç öneri:

Hastalıklardan Korunun:

Kışın ilk hedefi bedeninizi iyi beslemek ve bağışıklığınızın düşmesini engellemek olsun. Bunun için buzdolabınızda mutlaka meyve ve sebzeniz olsun. Kış aylarında kolaylıkla bulabileceğiniz elma, armut, portakal, mandalina, greyfurt, kivi ve nara yer verin. C vitamini ve antioksidan açısından zengin olan bu meyveler oksidatif strese karşı vücudunuzda savunma görevi görür. Özellikle narın içeriğindeki lif, potasyum, A ve C vitaminleri ile niasin içeriğiyle gribe karşı korumada etkilidir.

Egzersize Ara Vermeyin:

Her ne kadar aktivite düzeyiniz yaz aylarına göre azalmış olsa da kendinize bir plan oluşturun ve mutlaka evde veya spor salonunda egzersiz yapın. Bu egzersizler bağışıklık sisteminizi güçlü tutacak, serotonin hormonunuzu arttıracak ve hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca terlemek vücuttan toksin attırır ve cildinizin kurumasını engeller. Fakat ter attıktan sonra mutlaka ılık bir duşu ihmal etmeyin. Vücutta soğuyan ter, cildinizde sivilce ve yalanmaya sebep olacaktır.

Cildinizi İçeriden Besleyin:

Kullandığınız kremler her ne kadar cildin dışarıdan korunmasına yardımcı olsa da asıl önemli olan cildi içeriden beslemektir. Çünkü vücut içerisinde gerekli bir alt yapı oluşmadıkça dıştan etki etmeye çalışan kremler de bir yere kadar fayda sağlayacaktır. Bu nedenle kendinizi Omega-3’ten yoksun bırakmayın. Haftada en az 2-3 defa mevsim balıklarından veya avlanma yasağı olmayan balıklardan tüketmeye özen gösterin. Bunun yanında ceviz, badem, semizotu ve keten tohumunu da salata veya çorbalarınızda kullanabilirsiniz.

Hayatı Yavaşlatın ve Stresten Uzak Durun:

Günleriniz koşturmacayla geçiyor olabilir. Bu tempoyu biraz olsun azaltmaya ve kendinizle zaman geçirmeye çalışın. Ana öğünleri ihmal etmeyin ve kahvaltı öğününü sakın atlamayın; çünkü yapılan araştırmalara göre kahvaltıyı yapmayan bireyler kahvaltı yapan kişilere göre gün içerisinde yaklaşık 250-300 kalori daha fazla alıyorlar. Yemeklerinize çorba ile başlayın; bu alışkanlık, sıvı alımını arttırmakla birlikte ana yemek için midenizde daha az yer kalmasını sağlayacaktır. Az ve sık yemeye çalışın; iş yerinizde mola vermeye vaktiniz yoksa yanınızda ara öğün taşıyın. Böylelikle akşam yemeğinde kimseye “Kurt gibi açım.” demenize gerek kalmayacak.

Gülümseyin:

Vücudumuz o kadar da akıllı değil. Mutlu olmadığımız zamanlarda bile kendimizi gülümsemeye zorlamak vücutta serotonin hormonunun artmasını sağlıyor. Kış aylarında beden, yemekleri bir yakıt olarak görmekte ve ısınmak için yemek yeme isteği uyandırmaktadır.  Mutluluk hormonunun artışı ile vücut yemek yeme isteğinden vazgeçecektir. Eğer vazgeçmiyorsa da liften zengin besinleri tercih etmeye özen göstermek gerek. Bunun yanında tok kalma süresini uzatmak için sütünüze ya da çayınıza tarçın veya zencefil ekleyebilirsiniz.

Paylaşımcı Olun:

Yemeğe çıktığınızda veya bir davete katıldığınızda istediğinizi yiyebilirsiniz fakat eğer yavaşça sınırınızı aşıyormuş gibi hissettiyseniz kendinize yemeğinizi paylaşacak bir kader ortağı bulun. Bu kişi eşiniz, çocuğunuz veya bir yakınınız olabilir. Böylelikle hem yiyeceğin tadına bakmış hem de dozunda bırakmış olacaksınız.

Israrlara Dayanıklı Olun:

Türk toplumunda yaşayan herkes illa ki bu ısrarlar yüzünden mağdur olmuştur. “Yemeden bırakmam, olmaz hayatta, tadına bakmadan göndermem, yemezsen darılırım.” gibi özünde tatlı ama aslında kişiyi bazen zor durumda bırakan bu ısrarları kibar bir dille geri çevirin. Çünkü bazen bu durum tıka basa yemenize ve kendi hakimiyetinizi kaybetmenize neden olmakta. Sonrasında da “Aman zaten bugün çok yedim, biraz daha yiyeyim yarın tekrar dikkat ederim.” durumları ile karşılaşılmaktadır. O yüzden kararlı ve iradeli olmak hayatın her yerinde önemlidir.

Su İçmeyi Alışkanlık Haline Getirin:

Su içmeyi unutuyorsanız, telefonunuza indirebileceğiniz ve su içmeyi hatırlatan uygulamalardan yararlanın. Suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa suyunuzu salatalık, limon, nane ve kabuk tarçınla aromalandırın. Masa başında çalışıyorsanız masanızda mutlaka su şişesi bulundurun, göreceksiniz ister istemez eliniz suya gidecektir.


Diyetisyen Ecem G. ERSEN‘in yazıları için tıklayınız…


Diyetisyen Ecem G. ERSEN

İstanbul Bilim Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nden mezun oldu. Devamını gör...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four × five =