Kış Aylarında Beslenme Nasıl Olmalı?

Havanın soğumasıyla kısıtlanan fiziksel aktivite ve beslenmemizdeki değişiklikler göz ardı edilemez. Peki kış aylarında beslenme üzerine ne gibi tavsiyeler verebiliriz?

Öncelikli hedef, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek olmalı. Enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok mevsimsel hastalıklar nedeniyle; sağlıklı yetişkin bireyler, bebekler, okul çağı çocukları, gebe ve yaşlı beslenmesi açısından oldukça dikkatli olunması gereken bir döneme giriyoruz. Gecelerin uzaması ile birlikte gece yemek yeme eğilimi, kapalı ve yağışlı havalar nedeniyle artan iştah, metabolizmadaki düşüş ve soğuk havada dışarı çıkamama, kısıtlı fiziksel aktivite sonucu kilo alma problemi ile de karşı karşıya kalıyoruz. Fakat bilinçli, düzenli ve doğru beslenme ile mevsim geçişlerindeki beslenme düzenimizi kontrol altında tutabiliriz. Böylece hastalıklara yakalanma oranını düşürmüş olur ve kilo problemi ile de baş etmiş oluruz.

Her daim vurgu yaptığımız gibi denge en önemlisi. Günlük beslenmemizde karbonhidrat, protein ve yağ gruplarından yeterli ölçüde alınarak dengeli beslenme sağlanmış olur. Buna ek olarak kış aylarında yaygın olan enfektif hastalıklara karşı da vitamin destekli beslenmemiz gerekir. Yani mevsiminde taze meyve sebze tüketimi çok önemlidir. Karnıbahar, brokoli, roka, havuç, turunçgiller, roka, nar gibi meyve sebzelere günlük beslenmemizde sıkça yer vermeliyiz.

Toplum olarak, kış aylarında beslenme konusunda meyve suyu tüketmenin gücüne inanırız. Bu anlamda bilinçli olmakta fayda var. Öncelikle hazır meyve suyu algılanmamalı, evde yapılmış olmalı ve bunun da hazırlama ve saklama koşullarının en iyi şartlarda yapılmış olması gerekir. Özellikle oldukça hassas olan C vitamini için bu konu çok önemlidir. Temiz ortamda, temiz kaplarla hazırlanmalı ve hazırlandıktan sonra hemen tüketilmelidir. Meyve sularının yanı sıra sıcak içecek tüketimi de oldukça artmaktadır. Bu anlamda kahve, siyah çay ve bitki çayı tüketimi kontrol altında olmalıdır. Gece geç saatlerde bitki çayı tüketmemeye özen gösterilmelidir.

Kış aylarında yağlı yiyeceklere yönelim artmaktadır. Bu konuda kontrollü olunmalıdır, yağlı kızartma ve kavurma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Et ve et ürünleri yağsız ve derisiz tüketilmeli, yemeklerde yağ kontrolü sağlanmalı, yağlı tohum dediğimiz kuruyemiş tüketimi kontrol altında tutulmalı ve kavrulmamış halde tüketilmeye özen gösterilmeli.

Omega 3 yağ asidi içeriği sayesinde bağışıklık sistemimizi güçlü kılacak olan balığa, haftalık olarak sofrada yer verilmelidir.

Kış aylarında hareketsizlik ve metabolizmanın yavaşlaması ile sıkça görülen problemlerden biri de kabızlıktır. Bu konuda haftanın 2-3 günü kurubaklagil tüketmeye, günlük 2’şer 3’er porsiyon mevsim sebze ve meyvesi tüketmeye özen gösterilmelidir. Soğuklarla beraber su tüketiminin de ciddi anlamda azaldığı görülmektedir. Yeterli su tüketilmediği takdirde; baş ağrısı, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı ve kabızlık gibi problemler ortaya çıkmaktadır. Kış aylarında susama hissi olmasa bile günlük 8-10 bardak su tüketilmelidir.

Soğuk nedeniyle vücut, ısısını artırabilmek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar ve bu da karbonhidratlı yiyeceklere yönelimi artırır. Sağlıklı karbonhidrat seçimine özen gösterilmelidir. Tercihimizi esmer ekmek, bulgur, yulaftan yana kullanmalıyız.

Sık ve aralıklı beslenmenin gün içinde dengeli bir şekilde uygulanması, kış aylarında kilo ve iştah kontrolü için oldukça önemlidir. Bu konuda medyatik diyet ve söylemlerden uzak durulmalı, bir beslenme uzmanına danışarak doğru beslenme programları uygulanmalıdır.

Sağlıklı günler dilerim…