Ketojenik (Düşük Karbonhidrat) Diyetin 10 Faydası

Ketojenik diyet tartışılan diyet modellerinden biridir. Bu diyet modelinin kolesterolü artırdığı ve yüksek yağ içeriğinden dolayı kalp hastalıklarına neden olduğu iddia ediliyor. Bununla birlikte, bazı bilimsel çalışmalarda, düşük karbonhidratlı beslenmenin sağlıklı ve faydalı olduğu görülmektedir.

Düşük Karbonhidratlı Beslenme İştah Azaltır

Açlık, diyetin en kötü yan etkisi olarak görülüyor. Bu sebeple çoğu insan diyet planını bozmaktadır. Düşük karbonhidratlı beslenme düzeni ve ketojenik diyet, iştahta otomatik bir azalmaya yol açar.

Araştırmalar; karbonhidratlı gıdaları azaltanların, daha fazla protein ve yağ tüketenlerin daha az kalori aldıkları ve kilo kontrolü sağladıklarını göstermektedir.

Kilo Kontrolü ve Kaybı

Karbonhidratı kesmek, kilo vermenin en basit ve en etkili yollarından biridir. Bazı çalışmalar, düşük karbonhidratlı diyet uygulayanların, düşük kalorili ve az yağlı diyet yapanlara oranla daha başarılı olduklarını göstermiştir.

Bunun nedeni, düşük karbonhidratlı diyetlerin vücudun su dengesini koruması, insülin seviyelerini düşürmesi ve ilk veya iki haftada hızlı kilo kaybına yol açmasıdır.

Ketojenik diyet ve az yağlı diyetleri karşılaştıran çalışmalarda, ketojenik diyet uygulayanların diğer diyetleri uygulayanlara oranla 2 – 3 kat fazla ağırlık kaybettikleri görüldü.

Obezite problemi olan bireyler arasında yapılan diğer bir çalışmada, geleneksel diyetlere kıyasla, ketojenik diyet uygulayanların, özellikle ilk altı ay, daha iyi sonuç aldıkları gözlemlendi.

609 kilolu erişkinle yapılan diğer bir çalışmada, düşük yağlı veya düşük karbonhidratlı diyet uygulayanların benzer miktarda kilo verdiği görülmüştür.

Önemli Not

Düşük karbonhidrat (Ketojenik) diyeti, düşük yağlı diyete oranla daha kısa sürede kilo kaybına neden olur. Ancak, düşük karbonhidratlı diyetlerin uzun vadede avantajlarını yitirdiği görülmektedir.

Göbek Yağlarının Ertilmesi

Vücuttaki tüm yağlar aynı özellikte değildir. Yağın depolandığı yer, sağlığı ve hastalık riskini etkiler. İki ana tip yağ depolanma türü vardır; cilt altındaki deri altı yağı ile karın boşluğunda biriken ve çoğu kilolu erkekte tipik olarak görülen viseral yağ.

Viseral yağ, organların etrafını sarma eğilimindedir. Aşırı viseral yağ, iltihaplanma ve insülin direnci ile ilişkilidir. Günümüzde çok sık görülen metabolik disfonksiyonu etkileyebilir.

Düşük karbonhidrat diyeti, göbek yağını azaltmada çok etkilidir. Zaten bu diyet türünde kilo kaybının büyük bir kısmı karın bölgesinden yaşanmaktadır.

Trigliseritlerde Düşüş

Trigliserit, kan dolaşımında bulunan yağ molekülleridir. Yüksek trigliserit oranları kalp problemlerini tetikleyebilir. Trigliseritlerin yükselmesinin ana nedenlerinden biri de karbonhidrat tüketimidir. Zira karbonhidrat tüketiminin azaltılması neticesinde kan trigliseritlerinde ciddi bir azalma yaşandığı görülmüştür. Ayrıca, az yağlı diyetler sıklıkla trigliseritlerin artmasına neden olur.

HDL (İyi) Kolesterolde Artış

Yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) genellikle “iyi” kolesterol olarak adlandırılır. “Kötü” LDL’ye kıyasla HDL seviyeleri arttıkça, kalp hastalığı riski de düşmektedir. “İyi” HDL seviyelerini arttırmanın en iyi yollarından biri yağ tüketmektir ve düşük karbonhidratlı diyetler çok fazla yağ içerir.

Düşük Kan Şekeri ve İnsülin Seviyeleri

Düşük karbonhidratlı ve ketojenik diyetler diyabet ve insülin direncine sahip kişiler için yararlıdır. Araştırmalar, karbonhidratı kesmenin hem kan şekeri hem de insülin seviyesini sert bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır.

Tip 2 diyabetli kişilerle yapılan bir çalışmada, % 95’inin altı ay içinde glukoz düşürücü ilaçları azalttığı veya bıraktığı görüldü. Kan şekeri ilacı kullanılıyorsa, karbonhidrat alımında değişiklik yapmadan önce doktor görüşü alınmalıdır. Çünkü hipoglisemiyi önlemek için dozajın ayarlanması gerekebilir.

Tansiyon düşürücü olabilir

Yüksek kan basıncı veya hipertansiyon, kalp hastalığı, felç ve böbrek yetmezliği dahil birçok hastalığa neden olabilir.

Düşük karbonhidratlı diyetler kan basıncını düşürmenin etkili bir yoludur. Bu beslenme düzeni bu hastalıkların riskini azalır ve daha uzun ve sağlıklı yaşama yardımcı olur.

Metabolik Sendroma Karşı Etkili

Metabolik sendrom, diyabet ve kalp hastalığı riski ile yüksek oranda ilişkilidir. Metabolik sendrom aşağıdaki semptomları içerir:

  • Abdominal obezite
  • Yüksek kan basıncı
  • Yüksek açlık kan şekeri
  • Yüksek trigliseritler
  • Düşük “iyi” HDL kolesterol düzeyleri

Ancak, düşük karbonhidrat diyeti, bu semptomların beşinin de tedavisinde çok etkilidir. Hatta bu beslenme düzeninde bu semptomların çoğu yaşanmaz.

Geliştirilmiş ‘Kötü’ LDL Kolesterol Seviyeleri

“Kötü” LDL’si yüksek olan kişilerin kalp krizi geçirme olasılığı daha yüksektir. Küçük, yoğun LDL partikülleri sıkışabilir ve dolaşım yapamadıkları için çürüyerek iltihaplara yol açabilir. İltihap dokulara zarar verir. LDL partikülleri küçük ise, yediğiniz yiyeceğe bağlı olarak, problem daha da kötü iltihaplara yol açarak katlanabilir. Partiküller küçük olduğundan dolayı, kardiyovasküler işlevinin engellenmesine yol açacak şekilde arterde sıkışıp oksitlenebilir.

Düşük karbonhidratlı diyetlerin “kötü” LDL partiküllerinin boyutunu arttırdığı ve kan dolaşımındaki toplam LDL partiküllerinin sayısını azalttığı belirlendi. Bu nedenle, karbonhidrat alımını azaltmak kalp sağlığını artırabilir .

Beyin Hastalıkları için Terapötik Etki

Beyin glikoza ihtiyaç duyar, çünkü beynin bazı kısımları sadece bu şekeri yakabilir. Bu nedenle karaciğer, karbonhidrat tüketilmemesi halinde proteinden glikoz üretir. Ancak, beynin büyük bir kısmı açlık esnasında veya karbonhidrat alımı çok düşük olduğunda ketonları da yakabilir. Bu işlem ilaç tedavisine yanıt vermeyen epilepsi hastası çocukların tedavisinde kullanılan ketojenik diyetin temel mekanizmasıdır.

Araştırmalar, bu diyet çeşidinin epilepsi hastası çocukların tedavisinde çok etkili olduğunu gösterdi. Yapılan bir çalışmada, ketojenik diyet uygulayan çocukların yarısından fazlasının nöbet sayısında % 50’den fazla azalma görülürken,% 16’sı nöbet geçirmemiştir.

Çok düşük karbonhidratlı ve ketojenik diyetler, Alzheimer ve Parkinson hastalığı da dahil olmak üzere, diğer beyin hasarlarında da önerilmektedir.