Kanuni Sultan Süleyman

Giriş

I. Süleyman, 6 Kasım 1494’de Yavuz Sultan Selim’in ve Ayşe Hafsa Hatun’un oğlu olarak Trabzon’da dünyaya geldi. Türklerin “Kanuni”, Avrupalıların ise “Muhteşem” sıfatını verdikleri I. Süleyman, padişah olarak kaldığı dönemde parlak ve gösterişli bir saltanat sürdü. Osmanlı İmparatorluğunda 46 yıl süren saltanatı ile en uzun hüküm süren padişah olmasının yanı sıra Osmanlının karada ve denizde yaşadığı en parlak dönemine hükmetmiştir.

Devlet yönetimiyle ilgili birçok kanun çıkarttığından dolayı kendisine Kanuni unvanı verildi. Ancak bu unvan ilk defa 18 yüzyılda Dimitrie Cantemir tarafından kullanıldı.

Hem halkın eğitimine hem de kendi eğitimine önem verirdi. Döneminde birçok medrese ve kütüphane kurdurdu. Medreselerdeki eğitimi akli ve nakli olarak ikiye ayırdı. Edebiyat, hukuk gibi alanlara karşı çok ilgi duyardı. Aynı zamanda Muhibbi mahlasıyla şiirler yazan güçlü bir şairdi. Son seferi olan Zigetvar Ablukası’nda, 7 Eylül 1566’da hayata gözlerini yumdu.

Çocukluğu ve Şehzadelik Dönemleri

Çocukluk yılları babasının görev yeri olan Trabzon’da geçti. Çocukluğunda çok iyi bir eğitim ve terbiye gördü. Fatih Sultan Mehmet’in eşi, ninesi, Gülbahar Hatun’dan ilk eğitimini aldı. Bunun yanı sıra Trabzon’da bulunan hocalardan özel dersler aldı. 7 yaşında İstanbul’a gönderildi. Burada yoğun bir şekilde edebiyat, tarih, fen ve din eğitimi aldı. Osmanlı geleneğinde genellikle şehzadelere on yaşından itibaren sancak verilirdi. Ancak II. Bayezid ve oğullarının siyaseti ile Süleyman’a herhangi bir sancak uygun görülmedi. Bu duruma çok öfkelenen Yavuz Sultan Selim’in ısrarı üzerine II. Bayezid tarafından Süleyman’a Kefe Sancağı verildi.

Yavuz Sultan Selim’in giriştiği taht mücadelesine Kefe’den destek verdi. Yavuz taht mücadelesini kazandıktan sonrada İstanbul’a çağrıldı. Burada bir süre kaldıktan sonra Manisa’ya sancak beyi olarak gönderildi.

Tahta Çıkması ve Faaliyetleri

Yavuz Sultan Selim, 21 Eylül 1520 senesinde vefat etti. Kanuni Sultan Süleyman babasının vefatı üzerine hükümdarlık için İstanbul’a yol aldı ve hiçbir kargaşa yaşamadan 30 Eylül 1520’de Osmanlı İmparatorluğunun onuncu hükümdarı olarak tahta çıktı.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde doğuda Safevi tehlikesi büyük ölçüde önlendi. Memlüklü Devleti’ne son verildikten sonra Osmanlı İmparatorluğu Türk İslam dünyasının lideri oldu. Kanuni Sultan Süleyman ise gücünü Avrupa siyasetinde göstermek istedi. Bundan dolayı çoğunlukla seferlerini batıya düzenledi. XVI. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Doğu ve Orta Avrupa’da hakimiyet kurma çalışmalarında en büyük rakibi Avusturya oldu. Kanuni Sultan Süleyman ilk olarak 18 Mayıs 1521’de Macaristan Krallığı’nın idaresindeki, Orta Avrupa’nın giriş kapısı niteliğine sahip olan Belgrad’ı fethederek önemli bir üs merkezini topraklarına kazandırdı. Böylelikle Osmanlı Devleti’nin sınırları Macaristan’a kadar uzadı.
Bir sonraki yıl Rodos Şövalyeleri’nin yer aldığı Akdeniz’deki Rodos Adasına karadan sefer düzenledi. Rodos Adası da 26 Aralık 1522’de Osmanlı Devleti’nin yönetimi altına girdi. Osmanlı ordusu 23 Nisan 1526’da yönünü tekrar Macaristan’a doğru çevirdi. Bunun üzerine Macaristan Kralı II. Lajos büyük bir ordu hazırladı. Osmanlı ordusu ile Mohaç Meydanında karşı karşıya gelen Macar Ordusu büyük bir hezimet yaşadı. 29 Ağustos 1526 tarihinde yaklaşık iki saat süren savaşta, Macar Kralı II. Lajos öldürüldü ve Macaristan toprakları da Osmanlının hakimiyeti altına girdi.
Ancak Osmanlı Devleti, Macaristan’ı doğrudan Osmanlı topraklarına katmadı. Macar yerli halkından biri olan I. Janos’u Macar Kralı olarak atadı. Ancak Ferdinand (Kutsal Roma İmparatoru V. Kral’ın kardeşi) bu duruma karşı çıktığı gibi, yeni Macar Kralını da tahttan indirdi. Bu durum Osmanlı-Avusturya savaşlarının başlamasına neden oldu. Osmanlı ordusu 27 Eylül’de Viyana’yı abluka altına aldı. Ancak yaşanılan olumsuz koşullar nedeniyle bir sonuç elde edilemedi.
Bu başarısızlıktan sonra Ferdinand yeniden Macar topraklarına saldırdı. Kanuni Sultan Süleyman da bu durum karşısında 1532 yılında Alman Seferini başlattı. Ancak Osmanlı Devleti’nin karşısına hiçbir güç çıkmaya cesaret edemedi. Bunun üzerine Avusturya, Osmanlı Devleti’ne barış teklif etti. İki ülke arasında 1533 yılında İstanbul Antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre Ferdinand, Macaristan üzerinde hak iddia etmeyecek ve elinde bulundurduğu Macar toprakları için Osmanlı Devleti’ne yıllık 30.000 altın ödeyecekti. Macar Kralı I. János ölmesi üzerine Ferdinand, Macar topraklarına bir kez daha saldırdı. Bunun üzerine yeniden sefere çıkan Kanuni Sultan Süleyman, 1541’de Macaristan’ı doğrudan Osmanlı topraklarına kattı. On iki sancaktan oluşan Budin Beylerbeyliği’ni kurdu.
Avusturya’nın Erdel’in iç işlerine karışması üzerine 1551’de savaşlar yeniden başladı. Bu savaşlar 1562’de barış sağlanana kadar sürse de bir sonraki dönemlerde de devam etti. I. Selim’in saltanatında en zengin dönemini yaşayan Osmanlı hazinesi, I. Süleyman’ın hükümdarlığında uzun süren seferler yüzünden ilk kez açık verdi.

İran, Fransa ve Portekiz İlişkileri

Kanuni Sultan Süleyman 1534, 1548 ve 1553’te İran üzerine üç sefer düzenledi. Osmanlı İmparatorluğuna karşı koyamayan İran barış istedi. 1555’te iki ülke arasında Amasya Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya göre Tebriz, Erivan, Bağdat, Irak ve Doğu Anadolu Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Osmanlı Devleti ve İran arasındaki ilk resmi antlaşma ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin güvenliği sağlanmış oldu.
Doğudaki sınırlarını güvence altına alan Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa’nın Osmanlı tehlikesine karşı geliştirdiği yeni ittifak arayışlarını ve alternatif ekonomik çözümleri önlemeye odaklandı. İspanya kralı V. Karl’ın Fransa’ya karşı izlediği sert tavrı fırsat bilen Kanuni sultan Süleyman denge unsuru oluşturmak ve Haçlı birliğini dağıtmak amacıyla Fransa’ya kapitülasyon (ayrıcalık) tanıdı. Bunun yanında Hint deniz ticaret yolunun keşfedilmesiyle canlılığını kaybeden Akdeniz ticaretini eski haline döndürmek amacıyla Fransa’ya bazı ticari ve hukuki ayrıcalıklar verdi.

Bu dönemde gerek Hint deniz yollarının keşfinde, gerekse Avrupa deniz gücünde etkin rol alan bir diğer devlette Portekizlilerdi. Kanuni Sultan Süleyman Portekizlilerin Akdeniz, Hint ve Atlas okyanuslarındaki egemenliğini kırmak amacıyla Hint Deniz Seferlerini başlattı. Bu seferler sonucunda Portekizlilerin Akdeniz’deki hakimiyetine son verildi.

Preveze Deniz Muhaberesi

28 Eylül 1538’de Preveze’de Osmanlı donanması ile Papa III. Paulus’ün önderliğindeki Haçlı donanması karşılaştı. Muharebe sonucunda Akdeniz’i karşı koyulamayacak şekilde Osmanlı egemenliği altına aldı.

Ölümü

Kanuni Sultan Süleyman, Osmanlı kuvvetleri ile birlikte 6 Ağustos 1566 tarihinde Zigetvar Seferine çıktı. Fakat seferin kesin sonucunu göremeden 7 Eylül 1566 tarihinde, 71 yaşında vefat etti. Ölüm sebebinin tam olarak açıklanamamasıyla beraber beyin kanaması geçirdiği ifade edilmiştir. II. Selim babasının ölümü üzerine 30 Eylül 1566’da Osmanlı Devleti’nin on birinci hükümdarı olarak tahta geçti.