Kanser Hastalarının Beslenmesi ve Koruyucu Beslenme

Kanser Nedir ve Nasıl Oluşur?

Kanser, tek bir hücrenin kalıtım, çevre, yanlış beslenme, stres, maruz kalınan maddeler vb. etkenlere bağlı olarak farklılaşması sonucu hücrenin anormal ve aşırı çoğalma göstermesi ile bir organ yada vücudun çeşitli kısımlarına yayılmasıdır.

Beslenme – Kanser İlişkisi

Karsinojenik Bileşikler ve Oluşumlar

  • Alkol: Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada günlük düzenli bir kadeh alkol alımı meme kanseri riskini artırmıştır. Önemli olan alkolün çeşidi değil sıklığı ve miktarıdır.
  • Nitrit-Nitrat: Yaşlı ve tütsülenmiş, işlem görmüş et ürünlerinde (sucuk, salam, sosis) bulunan maddelerdir. Çiğ ya da pişmiş ve oda sıcaklığında uzun süre bekleyen et ürünlerinde de oluşur.
  • Pestisit: Haşere ile mücadelede kullanılan bütün kimyasallarda bulunur. Ülkemizde de pestisit kullanımı kontrol altındadır. Çiftçi ve yetiştiriciler bu hususta risk altındadır. Günlük beslenmemizde kullandığımız tarım ürünlerinde yeterli hijyenin sağlanması ile bu risk ortadan kalkmaktadır.
  • Akrilamid: Cips, kahvaltılık gevrekler, bisküvilerde, kızarmış patates ve ekmeklerde bulunan, karbonhidrat ve protein asıllı maddelerin yüksek ısıda oluşturduğu maddedir.
  • Karamelize edilmiş sebzeler, meyveler ve soslar.
  • Arsenik: Gıdalara ve sulara çeşitli etkilerle karışır.
  • Gıda katkı maddeleri: Direkt, indirekt ve hiç kanserojen etki göstermeyen gıda katkı maddeleri mevcuttur. Bunu aldığımız besinlerde kontrol etme şansımız yoktur fakat burada önemli olan nokta ambalajlı ürünleri kontrollü tüketmek ve aşırı tüketimden kaçınmak.
  • Evlerde kullanılan geri dönüşümsüz her türlü plastik poşet, torba, saklama kabı, tabak, çatal, kaşık, bardak vs. malzemelerin plastik bileşenleri.
  • Aflatoksin: Kuruyemişler (fındık, fıstık,ceviz vb), kurubaklagiller ve tahıllarda bulunur.Bu besinlerin uygun olmayan koşullarda muhafazası sonucu bu maddelerin gelişimi söz konusudur.
  • Tütün ve tütün mamüllerinin içeriğindeki birçok madde.

Yanlış beslenme kanser gelişimine nasıl etki eder?

Obezite: Fazla kalori alımı, trans yağların fazla tüketimi,sağlıklı olsa bile zeytinyağı ve yağlı tohumların aşırı tüketimi, rafine şeker ve rafine şeker içerikli gıdaların aşırı tüketimi, fiziksel aktivite yetersizliği sonucu gelişen bir tablodur. Bu tablo birçok hastalığı beraberinde getirdiği gibi hücresel düzeyde oksidatif hasar sonucu direkt kanserojen etki gösterir.Ayrıca obezite postmenopozal dönemdeki kadınlarda da meme kanseri insidansını artırmaktadır.

  • Günlük tuz tüketiminin fazla olması yüksek risk demektir.
  • Fazla alkol tüketimi kanserojen etki gösterebilir.
  • Fast food tüketimi ile birlikte vücuda alınan fazla miktar yağ, trans yağ asidi, akrilamid, HMF, nitrit nitrat, gıda katkı maddesi alımı kanser riskini artırmaktadır.
  • Yine fast food tarzı beslenme ile aşırı miktarda alınan protein miktarı da kalın bağırsak kanseri riskini artırmaktadır.
  • Karbonhidrattan zengin beslenme, rafine şeker tüketimi, glisemik yükü fazla olan gıdaların fazla miktar alımı da kadınlarda meme kanseri başta olmak üzere, bireylerde birçok kanser türünü tetiklemektedir.
  • Yüksek yağ ve şeker tüketimi ile beraber gelişen karaciğer yağlanması olan bireyler yüksek risk grubudur.

Kanserli Hastaların Beslenmesi Nasıl Olmalıdır?

Her insanda olduğu gibi beslenme ve diyet kişiye özeldir. Kanser hastasında da beslenme, hastanın o anki enerji ve besin ögeleri ihtiyacı göz önüne alınarak tolere edebileceği besin grubu, miktarı, porsiyonu, kıvamı, rengi, şekli hastanın isteği ve beğenisi doğrultusunda olmalıdır. Genel bir şablon oluşturmak istenirse;

  • Günde en az 5 porsiyon değişik renklerde meyve sebze tüketimi sağlanmalıdır.
  • Endüstriyel yağ( trans yağ, margarin, ayçiçeği yağı vb.)tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır.
  • Saf karbonhidrat dediğimiz besleyici değeri olmayan ve kanser hücrelerini besleyen rafine şeker ve işlenmiş tahıl tüketimi azaltılmalı bunun yerine kompleks karbonhidrat dediğimiz posalı besinler tercih edilmeli.Yani tam buğday ürünleri, tam tahıl ürünleri,çavdar, yulaf,meyve gibi besin gruplarına yer verilmeli.
  • İşlenmiş şarküteri ürünleri(sucuk,salam,sosis vb) azaltılmalıdır.
  • Kemoterapinin olumsuz etkileri nedeniyle günlük bol su tüketimi önerilmektedir(8-10 bardak)
  • Düşen vücut direnci nedeniyle hijyenik besinler tüketilmelidir. Örneğin, bol su ile yıkanmış meyve sebzeler, kalın kabuklu besinler(muz,portakal gibi.), düdüklü tencerede iyi pişmiş gıdalar.
  • Protein tüketimi artırılmalıdır.

Kanserli hastalarda esas olan kilo yönetimidir…

Fazla kilolu ve düşük kilolu kanser hastalarında öncelik o hastanın vücut direncini sağlamaya yönelik yeterli ve dengeli bir beslenme programı olmalıdır, zayıflama ya da kilo aldırmaya yönelik beslenme programı uygulamak yanlış bir uygulamadır. Yani doktor ve diyetisyen kontrolünde hastanın biyokimyasal paratmetreleri ve hastalığının seyri, yaş, boy, kilo,cinsiyet ve alıyorsa kemoterapi süreci göz önüne alınarak beslenme programı düzenlenir.

Kilo Kontrolünü Sağlamaya Yönelik Beslenme Planı

  • Az ve sık beslenme dediğimiz ana ve ara öğünlerden oluşan günlük beslenme.
  • Fazla şekerli ve yağlı besinlerden kaçınma.
  • Mevsiminde, farklı renklerde, yeterli hijyeni sağlanmış taze meyve-sebze tüketimi.
  • Hastalığın seyrine göre posa tüketimi artırılmalıdır.
  • Yemekler uygun hijyenik koşullarda pişirilmeli ve kapalı kaplarda servis edilmeli.
  • Yeterli sıvı tüketimi sağlanmalı.
  • Kızartma, kavurma, ateşe yakın mesafede ızgara yemekleri tüketiminden sakınılmalıdır.
  • Tatlı tüketimi kontrollü olmalıdır.

Kanserli ve Kemoterapi Gören Hastalarda İştahsızlık Sorunu İçin Öneriler

Özellikle kemoterapi gören hastalarda mide bulantısı ve koku hassasiyeti oluşmaktadır. Bunun sonucunda ise iştahsızlık ve yeterli besin alamama ortaya çıkar. Bu durum çocuk kanserlerinde, ölüme kadar gidebilen bir süreci doğurabilmektedir. Bu hususta bazı öneriler ise;

  • Kokusu az ve kuru besinlerin tüketimine özen gösterilmeli.
  • Az acılı ve az baharatlı besinler tüketilmeli.
  • Kraker, ekmek ve yoğurt gibi mideyi yatıştırıcı besin tüketimi sağlanmalıdır.
  • Haşlanmış patates ve pirinç tüketimi sağlanmalıdır.
  • Yoğun kıvamlı ve yoğun enerjili besinlerin tüketimi sağlanmalıdır.
  • Gerekiyorsa gıda ve besin takviyeleri kullanılmalıdır.

Doğru Beslenme ile Kanserden Nasıl Korunabiliriz?

Kanserden korunmaya yönelik beslenme her daim vurguladığımız gibi yeterli ve dengeli bir beslenme ve bunu yanı sıra antioksidan grubu besinlerden zengin bir beslenme programı olmalıdır. Burada söylenmesi gereken sihirli cümle meyve ve sebzelerin renkleridir, besinlerin antioksidan etkisi de renklerinde saklıdır. Peki nedir bu antioksidan ve hangi besinlerde bulunur?

Antioksidan bileşiklerin besinlerin yapısında bulunan bir bileşendir ve vücuttaki görevi, vücudun temel işleyişi esnasında meydana gelen zararlı maddelerin atımını sağlar. Bu zararlı maddeler (serbest radikaller),besinlerin vücudumuzda enerji ihtiyacı için kullanılması sonucu açığa çıkar. Bu antioksidanları vücudumuza doğal(günlük beslenmemiz) ve doğal olmayan yollarla (suplement dediğimiz çeşitli vitamin mineral destekleri) almaktayız.

Antioksidan Çeşitleri Nelerdir? Hangi Besinlerde Bulunur?

  • Halk arasında aslında en çok duyduğumuz C vitamini (askorbik asit): Yeşil biber, maydonoz, portakal mandalina gibi turunçgiller, limon, brokoli gibi sebzeler, asma yaprağı, çilek, kuşburnu, kiraz ...
  • E vitamini (tokoferoller): Zeytinyağı, ayçiçeği yağı vb. bitkisel sıvı yağlar; yağlı tohumlar dediğimiz fındık, fıstık, ceviz türleri; nohut, kuru fasulye, barbunya vb. kurubaklagiller, yeşil yapraklı sebzeler…
  • A vitamini ( karotenoidler, likopen ): Karaciğer, böbrek, yürek gibi sakatatlar, havuç, kayısı, portakal, ıspanak, şeftali, lahana gibi renkli meyveler.
  • Diğer antioksidan grupları ( polifenolik bileşikler, selenyum, çinko, omega 3 yağ asitleri ): Zengin çinko kaynakları, buğday ve türevleri, kırmızı et, yağlı tohumlar, kurubaklagiller.
  • Polifenolik bileşikleri içeren besinler: soğan, pırasa, lahana, brokoli, çilek, üzüm,elma, turunçgiller, yeşilçay.
  • Selenyum kaynakları: Deniz ürünleri, et, tahıl grupları.
  • Omega-3 yağ asitleri: En zangin kaynakları, uskumru, sardalya, ringa balığı, ton balığı, hamsi gibi balıklar ve kabuklu deniz canlılarıdır.
  • Ayrıca prebiyotik-probiyotikler de içerikleri yönüyle vücut bağışıklığını destekler ve kansere karşı koruyucudur. Anne sütü başta olmak üzere, soğan, sarımsak, pırasa, bezelye, arpa, kefir, kımız , yoğurt, turşular.

Günlük beslenmemizde kanser savaşçılarını vücudumuza alabilmek ve daha dirençli bir vücuda sahip olabilmek için bazı öneriler!

  • Yaklaşık 3 porsiyon süt ve türevleri.
  • 3-4 porsiyon et grubu besinleri.
  • Yaklaşık 5 porsiyon farklı renklerde meyve sebze grubu tüketimi sağlanmalı.
  • Tuz tüketimi sınırlandırılmalı( günlük 4-5 gram yani 1 silme tatlı kaşığı)
  • Enerji içeriği yüksek ve yağlı yiyecek ve içeceklerden uzak durunuz; fast food, şerbetli tatlılar, yağlı et yemekleri, pasta börek gibi patiseri ürünleri, hazır meyve suları.
  • Alkol tüketiminden kaçınmalısınız ya da en azından miktar ve sıklığını azaltmalısınız.
  • Besin takviyeleri yerine doğal ve mevsiminde doğru beslenmeye çalışmalısınız.
  • Rafine besinleri tüketmek yerine az işlem görmüş, besin değeri yüksek lifli besinleri tüketmeye özen gösterin.
  • Hidrojenize bitkisel yağ, trans yağ ve margarin tüketimini sınırlandırınız, bunun yerine bulabiliyorsanız hakiki zeytin yağı, fındık yağı, zeytin, fındık, fıstık, ceviz, keten tohumu, badem, balık gibi besinleri tercih edebilirsiniz.

Sağlıklı günler dilerim…