İletişimin İlişki ve İçerik Boyutu

Her iletişim faaliyetinin içerik ve ilişki olmak üzere iki boyutu vardır. İçerik boyutuna çerçeve oluşturan ve anlam veren şey ilişki düzeyidir. İçerikten daha üst düzeyde yer alır ve onu kapsar.

Şunu asla unutmayalım, iletişimin içerik boyutunda hiçbir zaman ama hiçbir zaman sorun yoktur. Sorun, iletişimin ilişki boyutundadır.

  • Sen okula gidecek misin?
  • Siz okula gidecek misiniz?
  • Sen okula gitmeyi mi düşünüyorsun?

Yukarıdaki cümleler aynı içeriğe sahip olmakla beraber iletişime geçen kişilerin farklı ilişki düzeylerinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

  • Birinci cümlede konuşan, kendini diğer kimseyle ya eşit ya da ondan daha güçlü görmektedir.
  • İkinci cümlede konuşanın karşıdakiyle pek samimi olmadığını görüyoruz. Bir resmiyet var. İki kişi arasında bir eşitlik var.
  • Üçüncü cümlede ise konuşan karşıdakinin karar verme sürecini saygı duymakta ve sen güçlüsün demektedir.

Örnek: Bir asker, subayına şu şekilde bir cümle söylesin: “Teftiş saat kaçta?” Bu subay, şimdi bu askeri ne yapsın? Kessin mi biçsin mi? Ortada bir sorun var. Büyük ihtimalle subay, askerin söylediklerine kızacak ve sinirlenecektir. Kızdığını sandığı şeyi o askerin söylediklerinde arayadursun, sorun askerin onunla kurduğu iletişim düzeyindedir. Asker onunla diğer asker arkadaşları gibi laubali konuşmuş ve arkadaşı olsa bile subayın hiyerarşik gücüne saygı göstermemiştir. Askerin söylemesi gereken ifade şu şekilde olmalıydı: “Teftişi saat kaçta yapacağınızı öğrenebilir miyim?” (Cümlenin başına ya da sonuna da bir ‘efendim’ kelimesini koyarsa tam olur.)

İletişimde bir sorun başladığında, ‘ilişki’nin türü konuşma konusu olmaya başlar. Bunun için karşımızdakinin duygusal bankasında bulunan kredi miktarımızı iyi bilip, fizibilitemizi yaptıktan sonra leasing almak için başvurmalıyız. Böylece, “Bayram değil, eniştem beni niye öptü?” dedirtmemiş oluruz.

Anadolu’da gezinen bir hikaye vardır: Yarım kalan çifte minareli cami hikayesi. Gerçek veya yalan, böyle bir hikaye her ilde anlatılır. Hikaye şöyledir: Bir ustayla çırağı çifte minareli bir camiyi mozaiklerle süslemektedirler. Çırak bir kendi süslediği mozaiklere bakar, bir de ustasınınkilere. Kendi mozaikleri ustasınınkinden daha güzel olmaktadır. Gel gelelim hava sıcaktır ve çırak çok terlemiştir. Ustasına şöyle seslenir: “Hey usta, bana bir su getir!” Bunu duyan usta; çırağının ördüğü mozaiklere bakar, kendininkilere bakar. Hakikaten onunki kendi yaptıklarından daha güzel olmuş ama çırağının ona bir arkadaşı gibi ya da bir başka usta gibi seslenmesi onu çok üzmüş ve üzüntüsünden kendini minareden aşağı atmış. Ustasının ölümünü gören çırak da yaptığı hatayı anlamış ve çok üzülmüş; o da kendini minareden aşağı atmış. O gün bugün, çifte minareli bir caminin yarım kaldığı anlatılır. Minare tamamlanmamış, belki usta ve çırağa duyulan saygıdan belki de sonraki nesillere ders olsun diye…

Empati Kurmak

Fazla söze hacet yok. Karşınızdaki kişiyi anlayın, onun gibi düşünün, onun gibi hissedin, içinde bulunduğu durumu algılayın. Onun dünyasında onun gözleriyle gezin. Sempatik olmayın(Empati kuramıyorsanız en azında sempatik olun. Bu da bir şeydir.).

Beden Dili

Gözler

Gözler kalbin aynasıdır der bir sanatçımız. Yalan nedir bilmez onlar; mavi, siyah, yeşil hiç fark etmez. Gözler daha doğrusu göz teması, kurulan iletişim için çok önemlidir. Karşı tarafa, “Ben sana değer veriyorum.”, “Ben seni dinliyorum.” mesajı verir. “Sen değerlisin.” mesajı o kadar önemli ve işe yarar ki terapilerde en çok kullanılan şey budur. Kim kendine ilgiyle bakan bir çift göze (ya da tek göze) hayır diyebilir ki. İnsanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider. İnsanlarla onları rahatsız etmeyecek ölçüde, mümkün olduğu kadar göz ilişkisi kurun.

Araştırmalar göstermiştir ki 3 önemli bakış türü var:

Mahrem Bakış

Aşk türünden bir iletişime geçmek istediğimiz, karşı cinsten kişilere bakabileceğimiz en etkili bakıştır. Bu bakışta, kişinin gözleri ile boynunun arasındaki hayali bir üçgenin tam ortasına bakılır.

İş Bakışı

İş türünden bir iletişime istediğimiz herkese bu bakışla bakarsak istediğimiz işi büyük ihtimalle elde ederiz. Bu bakışta, kişinin gözleri ile alnı arasındaki hayali bir üçgenin tam ortasına yani kaşların ortası ve hafif yukarısı olan bölgeye bakılır.

Sosyal Bakış

Arkadaşlık kurmak istediğimiz kişilere bu bakış ile bakılması gerekir. Bu bakışta, kişinin gözleri ile burnu arasındaki küçük, hayali bir üçgen bölgeye bakılır.

Yüz ifadesi

Güleç, canlı bir surat karşısında da kimse mutsuz ve asık suratla duramaz. Bilinçaltımız karşımızdaki kişiyi çoğu defa aynalar ve ondan etkilenir. Siz gülün ki karşınızdaki gülsün. Mümkün olduğunca sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün. Yüzünüz çevrenize olan ilgiyi yansıtsın. Donuk ve ifadesiz bir bakıştan uzak durmak gerekir.

Baş Hareketleri

Karşımızdaki kişi konuşurken mümkün olduğunca onu dinlediğimizi gösteren baş sallama hareketlerini yapmalıyız. Söylenenleri kabul edip etmemek önemli değil, sizinle konuşana “anlaşıldım” duygusunu yaşatın. Baş hafif dik durmalıdır ama abartmamak gerekir. Bu sefer de karşı tarafa kendine çok güvenen, her şeyi bilen, burnu havada bir tip imajı çizersiniz.

Diğer Önemli Hareketler

  • Çok aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın. Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçının. Açık ve anlaşılır jestleri tercih etmek lazım.
  • Beden duruşu, karşı tarafa ilgi gösterir bir şekilde oturuluyorsa hafif öne doğru durarak, ayaktaysak bir yere yaslanmayacak şekilde durmalıdır.
  • Aradaki mesafe, konuşulan kişiyle iletişimi önemli ölçüde etkiler. Kişiye olabildiğince yakın durmalıyız ama onu rahatsız edecek şekilde de yanına fazla yaklaşmamalıyız.
  • Daima, konuşan kişiye doğru dönük olmak lazım. Bu, karşı tarafa “Ben seni dinliyorum.” mesajı verir. İkiden fazla insanla bir grup oluşturuyorsanız, bu insanların merkezine bakın. İlgiyi herkese paylaştırın.
  • Kediler gibi, insanların da günde en az 3 kere dokunulmaya, temas edilmeye ihtiyaçları vardır. Kediler; sabah, öğlen ve akşam olmak üzere sahiplerine sürtünerek bu ihtiyaçlarını giderirler. İnsanların böyle bir lüksü olmadığı için her fırsatta onları rahatsız etmeyecek bir şekilde onlara temas edin. Özellikle gençlere, sizinle aynı cinsten olan bireylere, bir iş yerinde çalışıyorsanız astlarınıza karşı bu davranışı sergileyin.(Tüm bu sayılanlar için tavsiye edilen, omuza dokunmaktır.)
  • Dış görünüş, kişinin kendine verdiği önem, toplumsal kurallara uygun davranmak ve statüyü göstermek gibi ince ipuçları verir. Mümkün olduğunca canlı renkler giyilmeli. 0-20 yaş arası için önerilen renkler ana renkler olan sarı, kırmızı, mavi iken; 20-40 yaş arası için kontrast renklerin yanı ana renklerin karışımıyla elde edilen turuncu, mor ve yeşil tercih edilmeli; 40 yaş ve üstü içinse kontrast renklerin karışımıyla elde edilen renkler tercih edilmelidir.
  • Saç, el, tırnak ve traş gibi küçük temizlik unsurlarına önem verilmelidir. Pis, pasaklı ve kokan birisiyle temizlik işçilerinden başka kimse iletişim kurmaz.