İletişimde Dinleme Becerileri

İletişim, iki kişiyi ilişkiye dahil eden psikososyal bir süreçtir. Bir insanın ilişkilerinin niteliği, o insanın yaşamının kalitesini belirler. İlişki sorunları gerçekte iletişim sorunlarıdır. Yani düşünce alış verişi esnasında ortaya çıkan sorunlardır. Ve yaşamın değişik yönlerinde kendini gösterir. Yaşamınızda anne babanızla aranızda bu tür sorunlar olabilir. Sizi dinlemiyor, fikirlerinizi önemsemiyor ve düşüncelerinizi hiçe sayıyor olabilirler. Ne zaman konuşmaya kalksanız kendinizi tartışma ortamı içinde buluyor olabilirsiniz. Bu sorunları eş ve dostlarınızla da yaşıyor olabilirsiniz. Bu sorunların çözümü için etkin dinleme becerisine sahip olmak gerekir.

Bazı kişiler çok konuşarak karşısındaki kişiye konuşma fırsatı vermediğinden, bazıları karşısındakini hiç dinlemediğinden ve bazıları da en son söylenecek sözü en başta söylediğinden iletişimi bozar. İletişim sorunlarını çözmeden doyumlu bir yaşam sürdürmek olanaksızdır.

Sağlıklı bir kişiliğin geliştirilmesinin yanı sıra iletişim becerilerinin de kazanılması gerekir. Peki, iletişim için teknik bilgi ve becerilerin kazanılması yeterli midir? Muhakkak bu gereklidir ama tek başına bu yeterli değildir. Bilgi ve becerinin arkasında; gönül zenginliği, sevgi, anlayış, hoşgörü ve içtenlik gibi meziyetlerin de olması gerekir. Bunlardan birisi olmazsa sağlıklı iletişim olmaz.

Şunu unutmamak gerekir ki eğer bir kişi sürekli eleştirilmişse kınamayı ve ayıplamayı öğrenir. Kin ortamında büyümüşse kavga etmeyi öğrenir. Alay edilip aşağılanmışsa sıkılıp utanmayı öğrenir. Bir kişi hoşgörü ile eğitilmişse sabırlı olmayı öğrenir. Desteklenmiş ise kendine güvenmeyi öğrenir.

Başarılı bir iletişim için gerekli olan şeyi anlayabilmek için dinlemeyi bilmek gerekir. Bazen karşınızdaki kişi dış görünüşüyle sizi dinliyor gibidir. Fakat iç dünyasında başka şeylerle meşguldür. Bazı kişiler de duygusal yönden saplantılıdır. Bu kişiler sürekli olarak belli duyguları taşımak ister. Mesela her söylenenden bir espiri çıkarmak, gülünecek bir şeyler çıkarmak gibi.

Bir başka dinleyici türü de savunucu dinleyicidir. Ne duyarsa duysun söylenen her şeyi kendine yöneltilmiş bir saldırı olarak düşünür ve hemen savunmaya geçer. Örneğin siz Ahmet’in ne kadar cömert ve anlayışlı olduğunu anlatırsınız o ise kendisinin çok cimri ve anlayışsız biri olduğunu ifade etmeye çalıştığınızı düşünüp size küsebilir. Bu tür dinleme çeşitleri iletişimi olumsuz etkiler.

İyi dinleyiciler, bunu engellemek için konuşan kişinin neyi niçin demek istediğini düşünürler. Böylelikle boşluğu doldururlar. Bunun için eğitim almak şart. Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: “Eğer bir kişinin söylediklerini gerçekten anlamak istersek ve dikkatimizi onun söylediklerine yoğunlaştırırsak o kişinin ne dediğini bütünüyle anlayabilir miyiz? Bu durum ön koşul için gereklidir. Ama yeterli değildir çünkü karşınızdaki kişiyi kendinizi vererek dinleseniz bile kastettiği durumu bütünüyle anlayamayabilirsiniz. İnsan algılarken kendi yaşantılarından, ihtiyaçlarından ve beklentilerinden bağımsız olamaz. Bundan dolayı geri bildirim yapmak gerekiyor.

Geri bildirim bir kimseyle konuşurken onun demek istediğiyle bizim anladığımızın aynı olup olmadığını denetlemeye denir. Denetlemeyi yapmak için karşımızdaki kişiye, söylediği şeylerden anladığımızı ifade ederiz ya da söylediği şeyleri biraz daha açarak ifade ederiz. Böylelikle yanlış anlamalar engellenmiş olur ve iletişim çift yönlü bir hal alır.

Yüz yüze konuşmalarda geri iletim mutlaka olmalı, aksi halde dinlenen kişi anlaşılıp anlaşılamadığından emin olamaz. Askerde acemiler komutanın emirlerini tekrarlarlar. Bunun sebebi de emrin anlaşılıp anlaşılmadığını test etmektir.

Geri iletimin kullanıldığı dinleme çeşidine etkin dinleme denir. Etkin dinlemede dikkat edilmesi gereken husus; doğmatize etmek, yargılamak ve genellemek gibi hatalara düşmemektir. Örneğin “Yaptığın çok ayıp!”, “Herkesin başına gelir.” gibi.

Aktif dinlemede amaç, kişinin içgörü kazanması ve kendi problemine yine kendisinin çözüm bulmasını sağlamaktır. Yoksa problemi biz çözmeye kalkarsak o kişi bize bağımlı hale gelebilir.

Aktif dinleme ile karşımızdaki kişiye “Senin anlattıklarınla ilgileniyorum, sana yardım etmek istiyorum…” mesajlarını veririz. Böylelikle kişi huzura ve güvene kavuşur. Bu durumda kendisini daha rahat ifade eder.

Peki, aktif dinleme yaparken her zaman geri bildirim yapmalı mıyız? Hayır, çünkü aktif dinleme; bir kişi size ihtiyaç duyduğunda, sorunlarını sizinle paylaşmak istediğinde ve siz de birisine karşı yardımcı olan pozizyonunda bulunduğunuzda yapılması gerekir. Örneğin; çocuk “Anne ben acıktım.” dediği zaman annenin çocuğuna “Acıktığını mı düşünüyorsun?” demesi veya “Arkadaşlarımla ödev yapmaya gideceğim.” dediğinde annesinin “Seni arkadaşlarınla ödev yapmaya iten sebep nedir?” demesi çok gereksizdir.

Şunu da unutmayalım ki eğer bir kişiye yardım etmek istemiyorsanız aktif dinlemeye hiç girişmeyin. Çünkü bu tür bir dinleme yapmacık olur ve iletişimi bozar. Aktif dinleme; dürüstlüğü, içtenliği ve gerçekten yardım etme konusunda istekli olmayı gerektirir.

Sevgilerimle…


Uzman Psikolog Abdulkadir ILGAZ’ın yazıları için tıklayınız…